|
|
Rehavete dikkat!
2001 yılını değerlendiren Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği MÜSİAD Genel Başkanı Ali Bayramoğlu, "Hükümet çök kötü bir kriz yönetimi sergiledi. Eğer IMF 11 Eylül olayından sonra konjonktürel sebeplerle 10 milyar dolarlık ek kaynağı temin edemeseydi şu anda bizim durumumuz da Arjantin gibi olurdu" dedi.
Vergi ücretlinin sırtında
2001 yılında vergi yükü rakamının, yüzde 31 civarında olacağının tahmin edildiğini öne süren Bayramoğlu, vergi yükünün ücretlinin sırtında olduğunu belirterek, Türkiyeínin en önemli sorununun ülkenin sürekli olarak borç batağına saplanması olduğunu söyledi. Bayramoğlu, Derviş'i de eleştirerek, "Kemal Derviş Türkiye'ye geldiğinde iç borç stoku 36 katrilyondu. Şimdi bu 110 katrilyona çıktı" dedi. Bayramoğlu açıklamasını hükümete tavsiyelerle bitirdi, "Hükümet enflasyonu tek haneli rakamlara indirmeyi hedefliyorsa, döviz kurlarındaki dalgalanmaları törpüleyecek bir mekanizmayı devreye sokmak zorundadır. Aksi takdirde, bir sonraki gün yine başa döneriz. Ekonomik çöküntüyü durdurmak ise hayal olur.".
2002 YILINDA DA RANTİYE KAZANACAK Konsolidasyon yapmayacağını belirten hükümetin, bu iyi niyet mektubunda ìiç borcun vadesini uzatmaya yönelik olarak, piyasa talebini karşılayacak geniş yelpazede borçlanma enstrümanları kullanılacağını ve döviz cinsi veya dövize endeksli kağıtlarla borçlanmaya devam edileceğiniî açıkça belirttiğini ifade eden Bayramoğlu, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Yani aslında hükümet konsolidasyonun bir türü olan takasın gerekliliğini kabul etmiş. Ancak tek fark bunu döviz cinsinden yaparak faiz ve enflasyon lobisinin kazancını garanti altına almış. Daha önceki uygulamada ülkenin döviz farklarından dolayı ciddi kayıplara uğradığı göz önüne alınırsa 2002 yılında da bu kayıpların devam edeceği görülüyor."
Canlanma için çok tüketim az vergi
Ekonomik krizin en önemli ilacının 'daha çok tüketim ve daha az vergi' olduğunu öne süren Bayramoğlu,spekülatif sermayeye de şöyle dikkat çekti, "Hükümetler yapısal değişime önem vermediler. Gelen sıcak paranın getirdiği rahatlığa aldandılar. Bugün spekülatif sermayenin elinde toplam 4 trilyon dolar var ve bu paranın bir kısmı da Türkiye'ye girmişti. Hükümette bu sıcak para girişine aldanarak suni tablolar çizdi. Ve krize yakalandı. Döviz fiyatlarını ihracat-ithalat dengeleri değil, spekülatif amaçlı döviz talepleri belirlemeye başladı. Bu spekülatif sermaye kaçınca da kriz patlak verdi.
Türkiye'nin krize girmesinde önemli bir etken olan spekülatif sermaye Türkiye'ye tekrar gelecek. Piyasalar bir anda güllük gülistanlık olacak. O zaman bu yöneticiler krizi yendik naraları atacaklar. Ama unutulmamalı ki, en küçük bir çalkantı da o sıcak para da anında Türkiyeí yi terk edecek. İşte buna hazırlıklı olunmaz ise o zaman IMF'den alınacak olan ek kaynakta Türkiye' yi kurtaramaz."
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |