
Trump’ın yeni DEI anlayışına göre artık İsrail politikalarını eleştirmek, İsrail karşıtı protestolara katılmak, ABD üniversitelerinde cezalandırılmanıza yol açabilir. Bu yeni tanımlanmış DEI, Siyonizm’e olan inancı adeta korunan kollanan bir statü haline getiriyor.
Aslında bir işletmecilik terimi olan “DEI” üzerinden ABD’de kıyametler kopuyor. Bu terimin düz anlamında hiçbir sakınca yok gibi görünüyor. DEI (diversity, equity, inclusion) teriminin Türkçe karşılığı “çeşitlilik, hakkaniyet (eşitlik) ve kapsayıcılık”. İşletmecilere göre bu prensipleri bütün işletmeler benimsemeli çünkü işletmelerde ancak böyle adalet ve verimlilik sağlanır. Toplum açısından da faydalı çünkü toplumdaki belli kimliklerin işletme içinde yer bulmasıyla, o işletme o kimliklerin haklarının da gözetildiği daha adil bir kurum oluyor.
TOPLUMU İKİYE BÖLDÜ
Mesela başlangıçta DEI politikalarının uygulanması, kimlik olarak siyahi Amerikalıların ve kadınların, eğitimde ve işyerlerinde eskiye nazaran daha çok istihdam edilmesiyle görülmüştü. Dolayısıyla bu kimliklere eskiden beri yapılagelen haksızlıklar telafi edilmiş olacaktı. Ancak LGBT haklarının devreye girmesi ile geldiğimiz noktada DEI siyasetinin tatbik edildiği Amerikan siyasetinde ve toplumunda uygulamada işler hiç de öyle adil gitmedi, hatta son dönemde ABD’de ülke barışını tehdit eder bir gerilime yol açtı.
Bir kere bu terim bağlamından koptu ve büyük bir siyasi yarışın aracına dönüştü. Demokratların, üstelik özgürlük namına ötekileri susturmak, başta medya ve akademi olmak üzere her yerde, kendi anlayışlarını bu kavramı kullanarak başkalarına da kabul ettirmek hatta dayatmak noktasına geldi. Örneğin her gün ekranlarda gördüğümüz Biden hükümeti basın sekreteri siyahi hanım meğer “diversity” yani “çeşitlilik” kapsamında, sadece siyahi kimliği için değil aynı zamanda eşcinsel, “açık kimlikli” lezbiyen, olduğu için de işe alınmıştı ve o kimlikleri “kapsayıcı” siyaset güden Biden hükümetinin bir nişanesi olarak o pozisyonda çalışıyordu.
DEMOKRATLARIN MARİFETİ
Aslında bu politikanın ABD Federal hükümetinde başladığı tarih 10 yıldan öncesine dayanıyor. Dünyada her şeyin ilkini yapmakla ve kural koymakla övünen Amerikan siyasi kültürü, 2009 yılında siyahi bir başkanı seçmişti. Obama ve Biden iktidarı sırasında, bir furya halinde başka ilkler daha görüldü. Örneğin 2012 yılında “açık lezbiyen” bir albayı tuğgeneralliğe terfi ettirerek, ülkenin ilk açıktan eşcinsel generalini terfi ettirmekle övündüler. 2015 yılında, ABD Dışişleri Bakanlığı, bu siyaseti başka ülkelere de yayma kararı aldı ve “tüm dünyada LGBT’lere yönelik ayrımcılık ve şiddeti azaltmak için” bir eşcinsel diplomatı ABD’nin ‘LGBT’lerin İnsan Hakları Özel Temsilcisi’ olarak atadı. Üstelik bütçe de ayırdı: Küresel Eşitlik Fonu ile dünya çapında LGBT’lerin insan haklarını ilerletmeye yönelik programlara fonlar sağlayacaklarını bildirdi. Haziran 2022’de, Biden, ABD federal hükümetine yaptığı bürokrat atamalarının yüzde 14'ünün eşcinsel bireylerden oluştuğunu söyledi. Biden, Haziran ayını ‘Onur ayı’ olarak tanımlayan kararnameyi imzaladı. Eşcinsellere “Başkanınız arkanızda, sizi destekliyor.” dedi ve eşcinsel Amerikalılar için tam bir “eşitlik” sağlanana kadar durmayacağını bildirdi.
“ÜLKEMİZİ MAHVEDECEKTİ”
Bir yarış halinde DEI atamalarına ve kayırmalarına devam eden Demokratların bu siyaseti, ancak 2024 yılı geldiğinde ABD seçimlerinde seçmenlerin kararlarını belki de en belirleyici şeylerden biri oldu. Trump hükümeti işe başlar başlamaz DEI politikalarına karşı harekete geçti. Önce USAID fonlarının ülke dışındaki, başta LGBT hakları olmak üzere, olağanüstü harcamalarının sosyal medyadan ifşaları geldi. Daha sonra “verimlilikten sorumlu” Elon Musk USAID kurumunu neredeyse yok edecek şekilde, “kurtçuklar” diye tanımladığı binlerce kişiyi işten atarak kurumu yeniden yapılandırmaya gitti. Trump ve Musk, kurumlarda “çeşitlilik” sağlayacağız diye liyakatsiz insanların Biden hükümeti tarafından pozisyonlara doldurulduğunu iddia etti ve kurumlarda verimliliğin düştüğünden yakınarak, DEI politikaları ile işe alınan insanların sadece USAID değil başka kurumlarda da, işten çıkarılmaları için çalışmaya başladılar. Trump’ın 22 Ocak 2025’te imzaladığı kanun hükmünde kararname ile, ABD federal hükumeti kurumları içerisinde uygulanan DEI programı iptal edildi ve tüm DEI programlarında çalışan federal görevliler ücretli izine çıkarıldı. Trump açıklama yaparak “DEI ülkemizi mahvedecekti - ve şimdi öldü.” dedi. Çünkü Trump ve Musk’a göre, Demokratik Parti’nin DEI politikası sonucunda, ülkede ten rengi, cinsiyet ve cinsel yönelimlerin otomatik olarak kendilerine iş kazandırması beklentisinde olan bazı kitleler oluşturuldu ve yeterlilik, tecrübe ve liyakat arka plana itildi. Bu kurumlardan biri de Federal Havacılık İdaresi. Burada hava trafik kontrolörü olarak psikiyatrik ve zihinsel engelliler de dahil olmak üzere bazı kişilere “çeşitlilik” kapsamında iş verildiği, işe alınmış bu kişilerin mesleki yetersizliği sonucu havacılıkta kötüleşme ve uçak kazaları olduğu iddiaları var. Her havada tehlike haberi geldiğinde ABD’de bütün kamuoyu çalkalanıyor ve taraflar birbirlerini suçluyorlar. Demokrat Partililer Trump’ın işten atmaları yüzünden “eksik iş gücü sebebiyle havayolu krizleri arttı” derken, Trump taraftarları da kurumun verimliliğinin iş bilmez insanları işe alan “çeşitlilik” politikaları sebebiyle düşük olduğunu söylüyorlar.
DEMOKRAT PARTİ KADROLARININ TASFİYESİ
DEI politikaları ile Biden hükümeti tarafından işe alınan binlerce kişi Trump hükümeti tarafından bu pozisyonlarından ya tazminatları ödenerek uzaklaştırıldılar ya da emekliye sevk edildiler. Demokrat Parti kadrolarının tasfiyesi anlamına gelen bu siyaset elbette ki bu kadroların ne kadar direnseler de nihayetinde işsiz kalmalarına ve ABD dışında örneğin Avrupa ülkelerinde iş aramalarına yol açacak. Demokrat parti ideolojisine yakın partiler Avrupa’da da oldukça yaygın hatta iktidardalar. Ancak şimdilik iktidardalar diyebiliriz. Çünkü bu partiler Trump ve Musk’ın destek verdiği ve merkez medya tarafından “aşırı sağcı” diye adlandırılan partilerin yaklaşan tehdidi altındalar. Birçok Avrupa ülkesinde aşırı sağcıların önümüzdeki yıllarda iktidara gelecekleri tahmin ediliyor.
HRİSTİYANLIK MERKEZE GERİ DÖNECEK
Bütün bu olup bitenlerin en önemli nedenlerden biri aslında Hristiyanlığın merkezi gücünü kaybetmesidir. Trump hükümeti de bu gücü tekrar merkeze koymak çabasında. Gelecek nesilleri kurtarmak için Hristiyanlığın yeniden canlanmasına çok ihtiyaç var. Çünkü Musk ve Trump’a göre, küreselciler Amerika’yı Amerika yapan geleneksel değerleri çürütürken hedonizm, tüketim ideolojisi, feminizm ve bir tür sol ideoloji olan wokeizm’i kullandılar. Küreselcilere göre Hristiyanlık geride kalmalıydı ve yeni liberal bir din olan wokeizm kuralları geçerli olmalıydı. Bu dinin rahipleri de sözlerinin üstüne söz söylenemeyen bilim insanlarıydı. Bilim ile sahte bilim artık birbirine karışmış, Musk’ın bahsettiği “kurtçuklar” buraları da sarmışlardı. Ama artık gelinen noktada wokeizm iktidarı Trump’ın başa gelmesiyle büyük sarsıntı yaşadı. Her ne kadar uluslararası kurumlarda ve ABD dışındaki Batı ülkelerinde DEI taraftarları direnmeye devam edeceklerini söyleseler de Trump, en azından kendi ülkesi içinde fonları keserek ve kurumları yeniden yapılandırarak DEI politikalarıyla açıktan bir mücadele veriyor. Asıl önemlisi DEI’nin kendi tabanı için hizmet etmesinin yolunu açıyor.
Peki Trump o ünlü belagatlı konuşmalarıyla halkın oyunu alırken, DEI politikalarını kaldırıp bunun yerine ne koyacağını söylemişti? “Kurtçuklar” giderken yerine kim gelecek, onlardan doğan boşluğu kim dolduracak, ya da istila edecek? Öyle anlaşılıyor ki Trump ve Musk, önce ABD’de sonra Batılı ülkelerdeki “aşırı sağ” partileri koruyup kollamak suretiyle “Hristiyan Büyük Batı” odaklı, Hristiyanların kendi aralarında diyaloğu için kendi siyasetlerini kurmaya başladılar. Trump, ABD federal hükümet kadrolarındaki bürokratlar arasında var olduğunu düşündüğü “Hristiyanlık karşıtı önyargılarla mücadele etmek” amacıyla yeni bir Beyaz Saray inanç ofisinin kurulduğunu duyurdu. Trump, Başsavcı Pam Bondi’yi özellikle Department of Justice (DOJ), Internal Revenue Service (IRS), Federal Bureau of Investigation (FBI) ve diğer federal kurumlardaki algılanan Hristiyanlara yönelik bu “ayrımcılığı” ortadan kaldırmakla görevli bir çalışma grubunun başına getirerek DEI kapsamındaki “eşitlik”ten Amerikalı Hristiyanların da nasibini almasını sağlamak istiyor. Ama hangi Hristiyanların?
BU İŞTE BİR TERSLİK VAR
Trump’ın DEI terimini ters yüz eden, adeta takla attıran, yeni bir DEI anlayışı içine gireceğinin işaretleri gün geçmiyor ki belirmesin. Bu yeni DEI anlayışına göre artık İsrail politikalarını eleştirmek, İsrail karşıtı protestolara katılmak, ABD üniversitelerinde cezalandırılmanıza yol açabilir. Bu yeni tanımlanmış DEI, Siyonizm’e olan inancı adeta korunan kollanan bir statü haline getiriyor. Yani aynı eski Obama ve Biden hükümetlerinde siyahi kimlik, kadın kimliği ve eşcinsel kimliğinin korunup kollandığı gibi yeni Trump hükümeti bu yeni DEI anlayışı ile Siyonist kimliği koruyup kollanan bir statüye taşıdı. Ancak teorik anlamda oldukça büyük bir çelişki oluştu: Şu durumda ABD’deki okullarda, hem “anti-semitik konuşmalar” yasaklanacak ve cezalandırılacak, hem de Trump’ın bir seçim vaadi olan wokeizm, DEI ve “Nefret Söylemi Yasaları”na karşı mücadele edilecek! Bu ikisi aynı anda yapılamaz. Çünkü “wokeizm” ideolojisi kapsamında Trump, Twitter’dan atılmış, özgürce konuşması engellenmişti. Neyse ki Elon Musk Twitter’ı satın almıştı da Trump özgürlüğünü geri kazanmıştı.
İşte bu çelişkiyi Trump destekçileri bile görüyorlar artık. Trump’ın DEI’yi lağv ederek ABD toplumunda korumak istediği statüler olarak Hristiyanların yanına Siyonistleri de eklemek istemesi ortalığı karıştırdı. Çünkü Hristiyanlardan bazıları da başka türlü bir “uyanış” yaşıyorlar; Siyonist kimliği korumak isteyen Trump’ın yarattığı bu yeni DEİ hakkında, Trump’ı “Siyonistlere yalakalık” yapmakla suçluyorlar. Çünkü “gerçek Hristiyanlığın” ne olduğunun artık belirsizleştiği ve Hristiyanları da bölen bir siyaset uygulanmaya başlandı. Örneğin bir tanesi şöyle diyor:
Yakında Yeni Ahit de anti-semit olmakla suçlanacak ve gerçek Hıristiyanlar Trump yönetiminde Yahudi nefreti nedeniyle hapiste olacaklar. Florida’da bu zaten onların yasaları altında gerçekleşmeye hazır…
Dolayısıyla ABD halkı, Siyonist yalakalığının ifade özgürlüğüne tercih edildiğini, Trump’ın “Önce Amerika” politikasının İsrail mevzu bahis olunca işlemediğini, İsrail’in önceliğinin daha ağır bastığını gördü. Aynı zamanda bazı Hristiyanların diğerine nazaran üstün sayılacağını ve “eşitlik” kapsamında kurumlarda işten atılan “kurtçukların” yerine bu makbul Hristiyanların istihdam edileceğini gördü. Yani Trump ve Musk iktidarında kurumlar yeniden yapılanıp yeni motivasyonlar ile yoluna devam etse bile bir başka organizma istilası altına girebilir, belki de gelecekte bir başka iktidar da bunlara “parazitler” diyecek kim bilir.
BATI’YA LAYIK GÖRMEDİĞİNİ DOĞU’YA YAKIŞTIRIYOR
İlginç olan şu ki, DEI konusunda ülkesinde böyle ciddi bir politika uygulayan Trump’ın Gazze’de kurmak istediği “Riviera”da DEI konusunda kendi ülkesinde istemediği şeyleri, Gazze’de yapmayı düşündüğü görünüyor. Trump geçtiğimiz günlerde Gazze’nin geleceğine ilişkin vizyonunu anlatan sefahat görüntüleriyle dolu yapay zeka destekli videoyu Trump’ın kendi sosyal medya platformu Truth Social’da paylaştı. Videoda Gazze’de yeniden inşa edilmiş “Riviera”; Trump Gaza Tower, Trump’ın altın heykelleri, gökyüzünde Trump’ın yüzünün bulunduğu altın balonlar ve şezlonglara uzanmış Trump ve Netanyahu’nun bu sahil cennetinin tadını çıkardığını yapay zeka görüntüleri var. Savaştan zarar görmüş topraklarda lüksü yücelten bu iğrenç ve utanç verici video 50 bin Filistinlinin mezarları üzerine inşa edilmiş lüks oteller, gazinolar, toplu mezarların üzerinde altın balonlar, çocukların uykularında bombalandığı bir sahil ‘cenneti’ şeklinde milyonlarca insanın acısını görmezden gelip Gazze’nin insani kriziyle alay ederken, o videoda belki bir şey dikkatlerden kaçtı: “Kapsayıcılık” ve “Çeşitlilik” politikalarını kendi ülkesinde durduran Trump’ın nedense “Trump Gazze” videosunda trans Gazzeli göbek dansçıları hayal etmesi! Karşı çıktığı şeyi; sakallı adamların göbek dansçısı gibi travesti kıyafetleri giymesini başkalarına layık görmesi. Dansçıların başlarındaki yeşil bandanalar ise Hamas’ın aşağılanması. Böylece ülkesine layık görmediği bir şeyi zaten düşük ve hakir gördüğü “Doğu”ya ve “medeniyet” saymadığı, acısına bile saygı duymadığı bir Müslüman coğrafyaya savurup kurtulacak herhalde?
Merhaba, sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynak oluşturur. Lütfen diğer kullanıcılara ve farklı görüşlere saygı gösterin. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı dil kullanmayın.
İlk yorumu siz yapın.