
Şair ve Yazar Metin Önal Mengüşoğlu’nun ‘Cahit Koytak’a Mektuplar’ Okur Kitap etiketiyle okuyucuyla buluştu. Mengüşoğlu kitabının önsözünde Koytak ile yarım asırdır devam mektuplaşmalarını ilk dönemde elle yazdığını ancak artık bilgisayar ortamına taşıdıklarını anlatıyor.
‘Mektup edebiyatı’ edebiyat tarihimizde çok fazla örneği olmayan, yazılan mektupların gün yüzüne fazla çıkmadığı, daha çok kapalı çekmecelerde muhafaza edildiği bir alandır. Son yıllarda önemli edebiyatçıların mektuplaşmalarına dair çalışmalar artmaya başlasa da halen yeterli örneğin olduğunu söylemek zordur. Şair ve Yazar Metin Önal Mengüşoğlu’nun mektup edebiyatına dair ilk kitabı olan Ağabeyime Mektuplar’dan sonra mektuplardan oluşan ikinci kitabı ‘Cahit Koytak’a Mektuplar’ Okur Kitap etiketiyle okuyucuyla buluştu.
Mengüşoğlu kitabının girişinde Şair Koytak ile dostluğunun yarım asrı geçtiğini belirterek bu süre zarfında sürekli mektuplaştıklarını, ilk dönemde elle yazdıkları mektupları muhafaza edemediği için artık yazışmalarını bilgisayar ortamında yazdığını ancak ilk dönemki tadı alamadığını belirtmektedir. Koytak’ın şiir dosyalarını kendisine yayınlanmadan önce gönderdiğini, şiirlerle ilgili düşüncelerini sorduğunu, kendisinin de bu şiirler hakkındaki görüşlerini yazdığı mektuplarla kayıt altına aldığını anlatmaktadır. “Cahit’in dosyaları yalnız başına birer şiir kitabı olmanın ötesinde bir dünya görüşünün, bir iman manzumesinin, tevhid bilincinin şiirsel terennümüydü” demektedir.

BURSA’YA UZANAN DOSTLUK
İki şair Bursa’da mukim, iki yakın komşu ve arkadaştır aynı zamanda. Uzun yürüyüşler ve sohbetler gerçekleştirirler zaman zaman. Bu sohbetlerde iki dost, şiirden, edebiyattan, düşünce dünyalarını şekillendiren her mevzudan, akide ve iman anlayışlarından uzun uzun konuşurlar. Bu konuşmalarda eksik kalan kısımlar işte bu mektuplarla tamamlanır. Mengüşoğlu dostluklarını şöyle tanımlamaktadır, “İsmini koymadığımız halde Müslümanların tarihinde tevhid, adalet, emri bil maruf ve nehy-i ani’l münker üçlemesinde mutabık kalmış kardeşlerimize benzetiyorum bizi”. Üretkenliğini övdüğü dostunun her biri birer kitap olacak çok sayıda şiir dosyasını önce bilgisayar ortamında okuduğunu, genel düşünceleri yanında eleştiri ve önerilerini yazdığı mektuplarla dile getirdiğini belirtmektedir.
KOYTAK’IN ŞİİRLERİ ÜZERİNE
Kitaptaki ilk mektup 2006, sonuncusu ise 2024 tarihli. Mektupların çoğunluğunun pandemi dönemine ait olduğu görülmektedir. ‘Sevgili kardeşim’ gibi naif hitaplarla başlayan bu mektuplar genellikle ‘Kardeşin Metin’ diye sona ermektedir. Mengüşoğlu, Koytak’ın şiirlerinin geniş çevrelerce ilgi görmesine, çok sayıda edebi dergide yer bulmasına rağmen şiiri hakkında nitelikli değerlendirmelerin yapılmadığını, bu mektuplarla dostunun hak ettiği bu değerlendirmeleri yapmayı üstlendiğini vurgulamaktadır: “Senin şiirine karşı bu kör ve sağır tutumun bir sahih açıklaması illaki vardır. Bir gün bunu da keşfederim inşallah”. Bir başka yerde aynı konuda ‘Sanat tapınağının kadrolu rahipleri’ diye tanımladığı bu çevrelerin Koytak’ın eserlerine olan duyarsızlık konusunda “Bugünün yarını var, kendilerince öteki saydıkları, görmezden geldikleri kimseleri, temelli göremez olacakları bir gün belki hakikati kavrayacaklar, iş işten geçtikten sonra” demektedir.
ALLAH’A GÖTÜREN ŞİİRLER
Koytak’ın şiirlerinde evrensel bir dil olduğuna değinen Mengüşoğlu onun eserlerinin gelecekte kalıcı olmasının evrensellikle mümkün olacağını şu şekilde ifade etmektedir: “Tek tip bir din, mezhep, meşrep, etnik unsura değil, bütün insanlık kitlesine söyleyeceğin sözlerin var senin”. Bu sözlerin söylendiği zamanlara şahitlik etmekten mutludur, “Bil ki ben senin dosyalarını büyük bir zevkle okuyor, onlardan gerekli dersimi alıyor ve seninle muvafık düştüğüm için de Rabbime şükrediyorum”. Bir başka yerde de şöyle demektedir, “Allah Kuran’ı nasıl yalnızca Arap kavmine indirmemiş ve yalnız Müslümanlara hitap eder kılmamışsa, biz de dil ve üslubumuzu oradan alacağız. Bütün insanlığa hitap eden bir dil ve üslup sahibi olmalıyız”.
Koytak’a olan dostluğundan ve yakınlığından dolayı hakiki bir değerlendirmeden öte ‘kıyısından köşesinden sözlerle’ eleştirmekten çekindiğini vurgulamaktan kendini alamaz. Sözü daha sonra kıymet meselesine getirerek “Sevgili kardeşim ne olur kendinin kıymetini bil, biz bilemiyoruz bari sen bil!” demektedir.
Yazara göre Koytak’ın şiirlerinde insanı Allah’a götüren bir yol vardır, “Daha önce de söyledim ama yeniden değinmeden edemeyeceğim bu şiirler ne edip edip sürüklediği her kavşakta, hiç alakasızmış gibi görünen kelimeler arasından bile bizi Allah ile buluşturup tanıştırıyor, bunu nasıl yapıyorsun?”
‘Şiir okumuyorum’ diyen birine Mengüşoğlu, Resul Hamzatov’dan bir alıntı yapar ve derki, “Şiir okumayan belki dünya hayatından yaş alıyordur ama yaşamıyordur bize göre. Emeğiyle yararlı işler yapmamış, güzellikler yaratmamış, yüce başarılar düşlememiş, yürekten dostluk nedir bilmeyen yeteneksiz insanlar için dağlarda ‘Saçları ağarana dek yaşadı ama dünyaya gelmedi derler’.
Koytak’ın şiire adadığı hayatını “Yetmez mi, yetmez mi” şiirinden şu satırlarla alıntılıyor,
Tutkuyla peşine düştüğü,
Uğruna ömür tükettiği şey neyse,
İşte ona gömülür, insan
Ve onunla gömülür…
Mengüşoğlu bir başka mektubunda, kalem sahibi olmanın, yazmanın, şiirle uğraşmanın ne kazandırdığına dair sorulara, İkinci Cihan Harbinde Churchill’e ‘Kültürün bütçesini kısarak savaş ihtiyaçlarını karşılarsınız’ şeklindeki yaklaşıma verdiği cevabı hatırlatmaktadır, “Kültürün bütçesini kısıyorsak neden savaşıyoruz ki?”
SAKIN GERİ DÖNME
Koytak’ın “Dağ Keçileri” şiirinden yola çıkarak keçilerin dağ başlarında seçkin bitkileri yemeleri ile şairlerin en seçkin kelimeleri aramaları arasından bağ kurarak şairlerin söz evreninin yükseklerinde gezerek en nadide kelimeleri bulma çabasında olduklarını vurgulamaktadır. “Yahut ‘En Büyük’e götüren / Daha hiç çiğnenmemiş / Issız keçiyolunu” diyen şair dostuna “Niçin keçiyolu diyen varsa derim ki, keçiler yüksekleri severler, düşünme beşerin en yüksek işi değil midir?” diye sormaktadır. Son sözü dostuna olmakla beraber ‘keçiyolunu’ tercih eden herkese denilebilir, “Sevgili Cahit, kardeşim, sakın topukları üzerine geri dönme. Ve sakın bıkıp usanma, yola devam, bugün olmasa yarın ektiğin tohumların yeşereceğine inancım tamdır”.
Merhaba, sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynak oluşturur. Lütfen diğer kullanıcılara ve farklı görüşlere saygı gösterin. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı dil kullanmayın.
İlk yorumu siz yapın.