Rusya ve ABD arasındaki soğuk savaş dönemini anımsatan rekabetin benzeri bugün Çin ile ABD arasında yaşanıyor. Kore yarımadasında iki Kore arasında son yaşanan kriz bu rekabetin sonuçlarından sadece birisi.
Kuzey Kore ile Güney Kore arasında hiç eksik olmayan gerilimli ve zaman zaman tırmanın çatışmalı durumun bölgede yeni bir savaş çıkarabileceğine dair kuşkular, geçtiğimiz günlerde, Kuzey Kore'nin Güney'e ait Yongpyong Adası'nı topçu ateşine tutmasının ardından yerini endişeli bir bekleyişe bıraktı. 4 kişinin öldüğü bu saldırı, esasında, son dönemde Kore yarımadasındaki, savaş nedeni sayılabilecek ikinci gelişme. Bir süre gizli kalmışsa da Güney Kore savaş gemisinin torpillenmesi sıcak savaşın ilk belirtisiydi.
Kore yarımadasındaki bu gerilim, iki ülkenin askeri donanımlarını güçlendirme çabalarını hızlandırma ve karşılıklı sert açıklamalarıyla tırmanmaya devam ederken bu yeni sorun uluslararası boyut kazanmaya başladı.
Saldırı üzerine Obama, “Güney Kore, Kore Savaşından beri bizim müttefikimizdir ve biz de kayıtsız şartsız müttefikimizin yanındayız” diyerek Güney Kore ile ittifak halinde oldukları Güney Kore'nin arkasında olduklarını dünyaya duyurdu. ABD ile Güney Kore savunma amaçlı ortak bir askeri tatbikat yapma kararı aldı. ABD'nin nükleer uçak gemisi USS George Washington bugünlerde Kore sularında çok dikkat çeken bir tatbikata imza atıyor. Tatbikatın daha başında Kuzey Kore Ulusal Barış Komitesi tarafından yapılan açıklamada, Güney Kore -ABD ortak askeri tatbikatının Kore Yarımadası'ndaki barış ve istikrara büyük zarar verdiği gibi, yarımadayı son derece ciddi bir savaş durumuna getirdiği ifade edildi.
Diğer taraftan Wikileaks'tan sızan son bilgilerde, İran'ın nükleer programını güçlendirmesinde Kuzey Kore ile sürdürdüğü ittifaka dikkat çekiyor. Wikileaks internet sitesindeki 24 Şubat 2010 tarihli gizli Amerikan istihbarat belgelerine göre, İran Kuzey Kore'den “R-27 isimli Rus tasarımına dayanan” 19 adet gelişmiş ve nükleer başlık taşıyabilen füze almış. Belgeler bu füzelerin İran'a ilk kez Batı Avrupa başkentlerini ya da Moskova'yı vurma kapasitesini verdiğini, Amerikalı yetkililerin bu füzelerin İran'ın kıtalararası balistik füze geliştirmesini hızlandırabileceğini düşündüklerini ortaya koyuyor.
Buna dayanarak New York Times, Amerikan istihbarat yetkililerinin, İran'ın bu füzelerden aldıkları teknolojik bilgilerle yeni nesil füze yapmak konusunda tekonolojilerini geliştirdiğine inandıklarını yazdı. Bu gizli belgelerin, Kuzey Kore ve İran'ın arasında, “bilindiğinden çok daha derin askeri ve belki de nükleer işbirliği bulunduğunu” ortaya koyması, ABD'nin Kuzey Kore'ye yönelik ihtilafını oluşturan gizli etkenlerden biri olduğu aşikar.
Kuzey Kore'nin arkasında duran yegâne ülke ise Kore Savaşı sırasında Kuzey Kore'ye askeri destek sağlayan Çin. Kuzey'e yeni ekonomik yaptırımlar konusunda hiçbir girişimde bulunulmamasını deklare eden Çin, Kuzey Kore'de olası bir olumsuzluğun kendilerini de doğrudan etkiyeceği endişesi taşıyor. Ancak bu şunu gösteriyor: Kuzey Kore ile Güney Kore arasında ortaya çıkmaya başlayan sıcak savaş esasında ABD ile Çin arasındaki soğuk savaşın ta kendisi. Yani şu rahatlıkla söylenebilir ki, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaşta asıl savaşan taraflar ABD ve Çin.
Esasında Güney Kore ile Kuzey Kore arasındaki donmuş ihtilafın bugüne kadar çözülmesi yönünde adım atılamamasının da altında Çin ve ABD'nin iki ülke üzerinden sürdürdükleri kavga yatıyor.
Küresel güç dağılımındaki dengelerin canını okuduğu iki ülkeden ise Kuzey daha şanssız. Batı yanlısı Güney ile komünist Kuzey arasında 1948'de ortaya çıkan, 1950-1953 arasındaki Kore Savaşıyla da resmiyet kazanan bölünme sonrası Kuzey Kore kendisini dış dünyaya kapatarak dünyanın herhangi bir etkinin ülkeye girmesine hiç izin vermedi. Çünkü ülke yegâne destekçisi olan Çin'e bağımlı bir halde. Çin'den gelen petrol ve sınırlı gıda sevkıyatına bağımlı konumdaki ülkede yerel Pazarlar perişan ve halk gıda konusunda büyük sıkıntılar çekiyor.
Etrafına çektiği dikenli tellerin ardına kendisini hapseden Kuzey Kore'de, devletlerarasındaki bu ihtilaflı durumdan kaynaklanan bu sorunun en büyük bedelini siviller ödüyor. Çin, hem bu ülkeyle olan kinik işbölümüne dayalı ilişkisini korumak hem de ABD'nin kendi sınırına dayanmış olma durumuna karşı durmak için Kuzey ve Güney Kore'nin birleşmesini kendisine bir tehdit olarak algılıyor.
ABD'nin de aralarında bulunduğu uluslararası toplum Kuzey'i durdurmak konusundaki politikası, caydırıcılık yoluna gitmeye ve yeni yaptırımlar getirmeye dayanıyor. Oysa bu Pyöngyang yönetimi üzerinde hiç de olumsuz bir etki bırakmıyor aksine daha da güçlenmesine neden oluyor. Yaptırımlar daha çok Kuzey Kore halkının zor durumda kalmasına neden oluyor. ABD'yi Kore'de kaygılandıran bir başka nokta ise Kuzey'in nükleer konusundaki gelişmeleri. Bu da ABD'ni Güney Kore ile güçlü bir ittifaka iten unsur olarak gözüküyor.
Kısacası, ABD ile Çin arasındaki satranç oyunu, son olarak, Kore'de gördüğümüz yeni bir vekâlet savaşı olarak kendini gösterdi. Rusya ve ABD arasındaki soğuk savaş dönemini anımsatan bir rekabet düzeyinde ilerleyen Çin ile ABD arasındaki mücadele, Kore yarımadasının akıbetini ve istikrarını olumsuz yöne sevk ediyor. Kore yarımadasında artık şiddete başvu-rulmuş olması kaygı verici bir durum ve bu, yeni saldırıların habercisi.






