
Sanayi Toplumu ve modern teknolojik medeniyet hayatın yedi rengini teke indirmek için çabalıyor. Sebep? Daha fazla üretim, daha fazla tüketim, refah, büyüme, zenginlik.
Ne için, hedef nedir, ne oluyor?
Bunca zenginlik varken neden gönül darlığı dağılmıyor. Her büyüme sun"i, her zenginlik içinde mazlumların âhını gizliyor. O sebeple gözler kör, kulaklar sağır. Para zengini oluyoruz belki ama hayatımız kararıyor, renkler soluyor, her şey "tek tip"e indirgeniyor.
Mesela yaşadığımız beldede kırk elli çeşit elma varken bunların kökü kesilip yerine iki çeşit (Golden ile Starking) dikiliyor. Niçin? Bunlar verimli, raf ömrü uzun, üzerinde çalışılmış, seçilmiş türler. Anlayacağınız elma elma olmaktan çıkıyor, bir sanayi bandının ürettiği cıvata veya vida yerine geçiyor. Teknolojik medeniyet hiçbir şeye mânâ cihetinden bakmıyor. Kâr var mı, kâr! Önemli olan o. Damak zevkimiz, göz zevkimiz, renk ve koku kırktan ikiye inmiş, ne gam. Bütün dünya iki çeşit elma yiyor. Acınacak bir durum.
Şu yaşadığımız şehirlere, sokaklara, AVM"lere, evlere bakın. Nasıl da birbirine benziyor. TOKİ"nin apartıman ormanları. Nereye giderseniz gidin o mânâsız bulvarlar, çok katlı apartımanlar, avuç içi kadar balkonlar, beton, asfalt, çelik, hep aynı mağazalar (zincirin halkaları), aynı yiyecek ve aynı içecekler (onlar da zincirin halkaları). İnsanın bir saksıya bir çiçek dikecek vakti yok. Hadi dikti pencere önüne koydu diyelim. Unutuyor orda, kuruyor çiçek.
Bırakın şehirleri eski kasabalara, köylere bakalım. Eğin"e, Ermenek"e, Safranbolu"ya; Bursa"nın Cumalıkızık, Derekızık köylerine bakalım. Her köşesi, her unsuru asırların birikimi ile oya gibi işlenmiş, olgun, renkli, âhenkli, zevkli.
Bunu niçin kaybediyoruz?
Çünkü onları yapacak usta kalmadı.
Bir Karadeniz evini, bir Mardin evini yapacak usta kalmadı. O iyi insanlar o güzel atlara binip gittiler.
Yerini dijital dünya aldı. Doğru. "Onun arabası var ama ruhu yok".
Ruhu muhafaza için ülkemizde güzel bir adım atıldı.
Anadolu Sigorta"nın kaybolmaya yüz tutan meslekleri topluma kazandırmak amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı"nın teknik danışmanlığında üç yıl önce başlattığı "Bir Usta, Bin Usta" projesi sürüyor.
Bu yıl Nevşehir"de çömlek yapımı, Ankara"da sedef kakma, Kars"ta kilim ve heybe dokuma, Muğla"da cam üfleme, Tokat"ta yayma-baskı kursları devam ediyor.
Bu projeyle her yıl beş farklı ilde toplam yüz gence eğitim verilecek. Böylece on yılda elli meslekte bin ustanın yetiştirilmesi amaçlanıyor.
Kursları bitirenlere Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından sertifika verilecek. Bu sertifikayı alanlar Halk Eğitim Merkezleri ve diğer kamu kuruluşlarının el sanatları bölümlerinde "öğreticilik" yapabilecek.
Bakış açımız şu olmalıdır: Bu el sanatları bize ne kazandırıyor? Öncelikle hayatımıza renk ve mânâ katıp onu zenginleştiriyor. Üretim, istihdam vb.ni karıştırmıyorum.
Bazı şeyler vardır ki paranız olsa da onu bulup alamazsınız. Çünkü kökü kesilmiştir. Şu halı mağazalarına bakın. Üzülmemek elde değil. Hepsi makinadan çıkmış, sürrealist-modern desenli makina halıları. Zevk yok, renk yok. Nerede Eğin, Uşak, Gördes, Ladik vb. halıları. Nerede onların cennet bahçesi desenleri, insanı alıp götüren motifleri. Onları artık sadece antika meraklısı zenginler mi kullanacak? Onlar bu milletin asırlık kültürünün mirası değil mi? Kullanmak bir yana, üretmek de ayrı bir zevktir. Şu eski mezar taşlarına bakın, Mardin evlerinin taş işçiliğini seyredin. Taşa can katan, ruh veren ve bizi şu yaşadığımız hayatta ayakta tutan onlar değil mi?
İnsanoğlu Cenab-ı Hakk"ın güzel yarattığı dünyaya yeni güzellikler katmaya, böylece kulluğunu kanıtlamaya gelmiştir. Sanat yaratılanı taklit değil tasdik etmektir.
Hz. Peygamber "Biz Uhud"u severiz, Uhud da bizi sever" buyurmuş.
Bir insanın bir dağı sevmesi anlaşılır bir şey, ama bir dağın bir insanı sevmesini kavramak manevî mertebe ister.
Ben tabiata baktıkça gözlerim yaşarıyor.
Aman Yarabbi! Ne büyük, zengin, renkli, güzel sayısız nimet içindeyiz.
Şimdi insan olmanın hedefi bu zenginliği sanayi-teknoloji uğruna yok etmek, onun yerine sun"i-sanal bir dünya mı kurmaktır, yoksa onun âhengine uyup onu koruyup kollayarak onunla birlikte yaşamak mıdır?
"Bir Usta, Bin Usta" projesini alkışlıyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.