Her zaman güzel uyarılara açık olmalı bir Müslüman.
Evde, iş yerinde, okulda, hayatın akışı içerisinde yalnız veya kalabalık içindeyken yaptığı işlerden dolayı gelecek tenbihlere açık olmalı.
Ve teşekkür etmeli kendisini iyi niyetle, doğruya, hakka, güzelliğe çağıran insanlara.
Sırt çevirmemeli, rahatsız olmamalı, ‘bu benim sorunum, sana ne?’ dememeli.
Her an zihin ve amel boyutuyla yüceliklerde olmalı insan. Buna gayret etmeli. Bu amaçla gelen uyarılara da güzel karşılık vermeli.
***
Tenbih, tenbihat, tembih, tembihat, tembih eylemek; uyarıda bulunmak, dikkat etme, uyarmak gibi aynı kapıya çıkan kelimelerimiz.
Tenebbüh, tenebbühat, tenebbüh êtmek, tenebbüh êylemek; uykudan uyanma, gözünü açma, gafletten kurtulma, kendine gelme, uyarım, uyarılma gibi daha deruni anlamları olan kavramlarımız.
Ramazanla birlikte, özellikle hocalarımızda bu anlamda daha bir coşku var. Heyecan var. Gayret var. Sabırsızlık var.
On bir aydır beklediği gün gelmiş, mümin kardeşlerini uyarmak için hazırdır.
Yapılması ve yapılmaması gerekenleri tenbihler.
Yapılacak işlerin ne şekilde yapılması gerektiğini hatırlatır.
Emir, buyruk, duyuru vazifesini icra eder.
Farklı âlemlerde gezinenleri ayaklarından tutup çeker.
İşte bu çekişlere çok dikkat etmek gerekir. Bazen çekip düşürür, bazen yarı yolda bırakır, bazen fazlasıyla incitiriz. Oysa hedef, amaç, niyet çok iyi. İyi niyetle başladığımız işleri de iyi bir yolla sürdürmemiz gerekir.
Bilgiyle, belgeyle, hikmetle.
Yani sünneti seniyye üzere.
Yani Rabbimizin istediği gibi.
Asırlar önce Ebu’l-leys Semerkandî’nin yaptığı gibi “gaflet içinde olanları uyarma” amacıyla Tenbîhü’l- Gāfilin görevini yapmaya çalışır.
Sözün güzelini duyup ona tabi olanlara selam olsun.
Güzel uyarılara kızmayanlara selam olsun.
Yanlış işleri en güzel bir şekilde, gönülleri incitmeyen tenbihatta bulunanlara selam olsun.***