
Çocuk psikiyatristi Prof. Dr. Veysi Çeri’nin, Litvanyalı eski eşi Monika Drauciunaite ile birlikteliklerinden dünyaya gelen çocuğu B.’yi kaçırdığı ve annesine göstermediği iddia edildi. Now TV’nin hedef gösterdiği Çeri, yaptığı açıklamayla hakkında yapılan haberin bir karalamadan ibaret olduğunu ve çocuğunu annesinden kaçırmadığını, aksine ‘kurtardığını’ anlattı.
Now TV’nin hazırladığı haberde; çocuk psikiyatristi Prof. Dr. Veysi Çeri’nin, eski eşi ve aynı zamanda meslektaşı olan Litvanyalı Monika Drauciunaite ile birlikteliklerinden dünyaya gelen çocuğu B.’yi, anne Drauciunaite’den kaçırdığı iddia edildi.
Habere göre doktor Veysi Çeri hakkında, uluslararası çocuk kaçırma suçundan çocuğun iadesine ilişkin işlem başlatıldı.
‘İtibar suikastına uğradım’
Yeni Şafak'ın sorularını cevaplayan Veysi Çeri, Now TV’nin yayınladığı haberin kendisine yapılan bir itibar suikastı olduğunu söyledi.
Veysi Çeri, oğlunun annesinden psikolojik ve fiziki şiddet gördüğünü, kendisinin yanındayken ise mutlu olduğunu babasından ayrılmak istemediğini ve tüm bu olayların her aşamasında doktor ve uzman raporlarının mevcut olduğunu anlattı.

Annesine gitmemek için ağlayan çocuk yürekleri dağladı
Çeri’nin, polis zoruyla çocuğu B.’nin kendisinden alındığı anlara ilişkin ise paylaştığı görüntüde, küçük çocuk B.’nin babasına sarıldığı ve annesiyle gitmemek için ağladığı görüldü.
Doktor yetkililerden yardım bekliyor
Ünlü doktor, oğlunun hayatından endişeli olduğunu belirterek, Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden söz konusu olaya müdahale etmelerini talep etti.
Prof. Dr. Veysi Çeri, Monika Drauciunaite ile evliliklerinin başlangıcından bugüne yaşanan olaylar silsilesini anlattığı açıklamasından öne çıkanlar şöyle:
‘Eski eşim sürekli ülkemizi ve kültürümüzü kötülüyordu’
2017 yılında evlendiğim Monika hanım ile 2018 yılında İstanbul’da bir çocuğumuz oldu. Ancak Monika hanım Türkiye’de yaşamak istemediğini belirtip sürekli Türkiye’yi ve kültürümüzü kötülemesi üzerine çocuğum için Almanya’ya taşındım. Ancak orda da yapamadık ve anlaşarak ayrılmaya karar verdik. Anlaşmalı boşanmamızda çoçuğumuzun Litvanya’da annesinde kalmasına beraberce karar verdik.
‘Monika çocuğumuzu darp etti’
Ancak annesi gerek duygusal açıdan künt olması, gerekse de yoğun çalıştığı için ihmal düzeyinde çocuğun bakımını aksatmaktaydı. 2 yıl sonra çocuğum 4.5 yaşındayken annesinin onu otelde darp etmesi ve çocuğumun annesinin onu orda darp ettiğini belirtmesi üzerine mahkemeye başvurarak (darp ettiğine dair raporlar eşliğinde) çocuğumun bakımını üstlenmek zorunda kaldım.
‘Çocuğum benimle yaşıyorken hep çok mutluydu’
Bu süreçte delilleri inceleyen mahkeme heyeti de çocuğumuzun geçici velayetini bana verdi. Bu süreçte çocuğumun psikolojik, sosyal, duygusal ve entelektüel gelişimi günden güne toparladı ve şu an harika durumda. (Harika olduğuna dair psikolog, pedagog ve okul gözlem notları mevcut).

‘Asla çocuğumu kaçırmadım’
Çocuğun kaçırılması hiçbir surette söz konusu olmadı. (Yargıtay’ın yeni onadığı karar da kaçırılma değil; mutat meskene iade kararı.) Yani oğlum bu süreçte tamamen yasal olarak bendeydi. Türkiye’deki mahkemeler devam ederken maalesef boşanma anlaşmamıza dayanarak Monika hanım çocuğun mutat meskene iadesini talep etti. İade yargılaması sürecinde maalesef ne anne, ne babanın ne de çocuğun adli tıp ve ilgili uzmanlarca değerlendirilmesi söz konusu olmadı ve yanlış bir karar alındı.
‘Zorla götürmeye çalıştıkları çocuğum hastalandı ve havale geçirdi’
İade süreci de maalesef polis zoruyla ve çocuğun üstün yararını gözetmeyecek şekilde oldu. Ve oğlum iade sırasında “ısrarla gitmek istemiyorum” dedi ve annesiyle gitmeyi yaklaşık 12 saat boyunca reddetti. Bu süreçte asla bir müdahalem olmadı. Sadece çocuğu travmatize etmeden götürmeleri için çabaladım. Ancak çocuğum gitmek istemediği ve aşırı zorlandığından dolayı ateşi yükselmeye başladı ve kustu. Bunun üzerine iade süreci bir gün sonraya ertelendi. Ertesi gün çocuğumun ateşinin daha da yükselmesi ve havale geçirmesi üzerine ambulansla acilen hastaneye kaldırıldı.
’39.5 derece ateşi olan çocuğu hastaneden çıkardılar’
Orada serumla çeşitli destekleyici tedavilerle antibiyotik tedavisi başlandı. Ancak tedavisi henüz başlanmışken maalesef Monika hanım tuttuğu birkaç bodygard ve polisle hastaneden zorla çocuğu benden aldılar. Almakla da kalmayıp hastane epikrizinde de yazıldığı üzere 39.5 derece ateş ve febril konvülsiyon tanısına rağmen çocuğun tedavisini reddedip hayatını tehlikeye atarak çıkardılar. Bu süreçte sürecin kademeli olması gerektiğini ısrarla belirtmeme rağmen adeta eşya gibi ve hayatını tehlikeye atarak çocuğu aldılar. Oğlum 3 yıldır burda harika bir çevre bulmuş ve gelişimi için mükemmel bir ortamda büyütüyorken, aniden bu ortamdan ve sevip alıştığı kişilerden koparıldı. Ve 10 gündür çocuğumla hiçbir surette iletişim kuramamaktayım. Ve daha önce onu darbetmiş olup (doktor raporuyla tespitli), hayatını hiçe sayarak tedavisine engel olan (hastane epikriziyle tespitli) Monika hanımla beraber.

‘Ben artık çocuğumu koruyamıyorum’
Ve ben hiçbir surette şu an onu koruyamıyorum. Sorumsuz anne -babalara bırakılıp tarifsiz acılara, hata ölüme sürüklenen birçok çocuğun olduğu bir ortamda, çocuğumun onu daha önce darbedip tedavisini hiçe saymış olan birinin eline bırakıldığını bilmek uykularımı kaçırıyor.
‘Kanunlara karşı boynum kıldan ince’
Kanunlarla mahkeme kararlarına karşı boynum kıldan ince. Yüce Türk devletinden ve halkımızdan Müslüman bir Türk çocuğunun hayatı ile gelişimini sağlama alacak tedbirler almasını rica ediyor, çocuğumun sağlığı ile üstün yararını sağlayacak her türlü tedbiri hayatım pahasına kabul edeceğimi, herkesle paylaşmak istiyorum.
‘Çocuğumu asla bu mecralara alet etmezdim ama zorunda kaldım’
Son olarak çocuğumu korumak asli görevimdir. Daha önce darbedildiği için geçici velayetini alarak bakımını tüm zorluklara rağmen üstlendim. Bu süreçte asla kaçırılması söz konusu olmadı. Geçici velayetle bendeydi. Burda güvenle ve huzurla büyüdü.Çocuğumu istismar etmemek adına asla buralara alet etmedim, ne pahasına olursa olsun etmezdim ama mecburen bunu yazmak zorunda kaldım.
Merhaba, sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynak oluşturur. Lütfen diğer kullanıcılara ve farklı görüşlere saygı gösterin. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı dil kullanmayın.

Çocuk terbiyesi anne seçimiyle başlar. İnşallah bu çocuğun babasına döndüğü haberini de yaparsınız.

Kanunlarımız neden vatandaşımızın yanında değil

Ne işin vardı elin gavuruyla.musluman mi yok

Aile içi mahremiyetleri ortaya döken proğramlar kaldırılsın, halkın psikolojisini bozan kanallar, proğramlar kapatılsın

İnşallah yavrucak mutlu olduğu yere döner. Doktor raporlarına rağmen ve çocuğun da haline bakıp neden böyle saçma kararlar veriyorlar anlaşılacak id değil. Çocukların polis zoruyla icra şeklinde alınması ne kadar kötü oluyor. Kaç tane çocuk gördük bu şekilde babasından ayrılan ama annesine de gitmek istemeyen. Her kadın anne olamıyor işte görüyoruz. İnşallah kanunlarımız esaslı bir şekilde düzenlenir.

kendi geleceğini elin Litvanyalısına veren garip hukuk. Avrupa Asya hangi ülkeye gidersen git vermez. el koyup yurda alır gene vermez