
Yazar Ahsen İlhan’ın kaleme aldığı “Buralar Kimin? Yusufça” romanı Mavi Kuş Yayınları etiketiyle okurlarıyla buluştu. Kitap, Suriyeli mülteci Yusuf'un göç hikâyesini anlatıyor. “Buralar Kimin? Yusufça” okuyucuyu Orta Doğu’nun acılarına ve mazlumların direnişine tanıklık etmeye çağırıyor.
“Burası da bizim değil, diye içerledi Yusuf. Bir yerlerden bir yerlere, evlerden barakalara, şehirlerden çöllere, çöllerden sınırlara, sınırlardan başka ülkelere gidiyorlardı. Ama hiçbir yer onların değildi. Yusuf meraklı bir sitem duygusunda çadıra bakakaldı. Düşüncesi çetrefilli sorularla dolup dolup boşalıyordu. En nihayetinde bir tanesinde karar kıldı: Burası kimindi?”
Sanat tarihçisi ve yazar Ahsen İlhan’ın “Buralar Kimin? Yusufça” adlı romanı, Mavi Kuş Yayınları etiketiyle okurlarıyla buluştu. Roman, Suriyeli mülteci Yusuf’un, doğduğu topraklardan göç etmek zorunda kalışını, çadır kentlerden sınır kapılarına, çöllerden yeni ülkelere uzanan zorlu yolculuğunu anlatıyor. Yusuf’un masum kalbinin iç dünyasından süzülen bu hikâye, okuyucuyu Orta Doğu’nun acılarına ve mazlumların direnişine tanıklık etmeye çağırıyor. Ahsen İlhan, kitabın ön sözünde şu cümlelere yer veriyor: “Mülteci Yusuf’un iç aleminden, dünyaya sığmayanların kalp yükünü anlatmak istedim.” Yusuf’un hikâyesi, sadece bir çocuğun değil, aynı zamanda yerinden yurdundan edilmiş milyonların hikâyesi. Roman, Yusuf’un gözünden Suriye, Filistin, Lübnan ve Türkiye gibi Orta Doğu coğrafyasının kanayan yaralarını anlatırken, bir yandan da imanî hakikatlere derinlemesine bir yolculuk sunuyor. Yusuf’un masum ve saf kalbi, bu yolculuğun rehberi oluyor.
BİR ÇOCUĞUN MASUMİYETİNDEN DÜNYAYA BAKMAK
Roman, Yusuf’un sade ve çocukça bir soruyla şekillenen düşünce dünyasını temel alıyor: “Buralar kimin?” Bu soru, sınırlar ve çıkarlar üzerine kurulu insanlık düzenine bir meydan okuma niteliğinde. Zira bir çocuk için sınırların, siyasi dengelerin, ırksal veya çıkar çatışmalarının anlamı yoktur. Yusuf’un bakışı, bize insan olmanın özünü yeniden hatırlatıyor: Merhameti, adaleti ve hakikati. İlhan’ın akıcı ve içe dokunan üslubuyla kaleme aldığı bu eser, okuyucuyu sadece mültecilerin yaşadığı zorluklara değil, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanına da bir yolculuğa çıkarıyor. Yusuf’un çocuksu masumiyetiyle okuyucunun kalbine işleyen bu hikâye hem bireysel hem de toplumsal bir yüzleşme sunuyor.
DİRENİŞİN VE UMUDUN SESİ
Romanın dikkat çeken yönlerinden biri de Yusuf’un taşıdığı umut dolu mesaj. Yusuf’un her türlü zorluğa rağmen imanlı ve dirençli bir şekilde yoluna devam etmesi, Orta Doğu’nun acıları arasında bir ışık yakıyor. İlhan, Yusuf’un hikâyesi aracılığıyla mültecilerin, göçmenlerin ve mazlumların iç dünyasını anlamaya ve anlatmaya çalışıyor. Yusuf’un her yerde aynı soruyu sorması tesadüf değil: “Buralar kimin?” Çünkü geçtiği sınırların ardında ya ölüm ya açlık ya da itilmişlik duygusuyla karşılaşıyor. Ancak tüm bu zor şartlar, onun saf kalbini kirletemiyor. Yusuf, çağımızın adaletsiz yüklerini taşıyanların saf sesi, masum yüzü ve inançlı kalbi olarak okuyucunun zihninde yer ediniyor. On sekiz bölümden oluşan kitap, Yusuf’un 2017’den 2024’e uzanan bir zaman diliminde, Lübnan’dan Suriye’ye, Gazze’den Türkiye’ye kadar süren zorlu yolculuğunu ele alıyor. Bu romanı okurken, Orta Doğu’nun gerçekleriyle yüzleşecek ve Yusuf’un temsil ettiği umuda sımsıkı sarılacaksınız. İyi okumalar!
Merhaba, sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynak oluşturur. Lütfen diğer kullanıcılara ve farklı görüşlere saygı gösterin. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı dil kullanmayın.
İlk yorumu siz yapın.