
Arşiv
Bir zamanlar yeni yılda, bayramlarda uzaktaki dostlara, akrabalara gönderilen kartpostallar vardı. Cep telefonları ve internet çıktıktan sonra ise unutuldu. Cağaloğlu’ndaki eski hanların en alt katlarındaki küçük dükkanlarda unutulmaya yüz tutmuş kartpostalların izini sürdük. Hala bu işi yapan Mustafa Yılmaz, 76 yaşında ve altmış senedir kartpostal sektöründe, Nurettin Şahin ise 1992 senesinden beri kartpostal satmaya devam ediyor. Müşterileri ise artık turistler.
DİLBER DURAL
Bir zamanların iletişim aracı günümüzün nostaljisi kartpostalların şüphesiz hepimiz için özel bir yeri var.
İlkokul yıllarımızda biz de yurt dışından tanımadığımız öğrenci kardeşlerimizle birbirimize katpostallar gönderirdik.
Dillerimiz farklı olsa da, duygularımız ortaktı.
- Kartpostallar; sevdiklerini geride bırakarak çalışmak için köyden kente çalışmak için giden bir babanın gördüklerini, yaşadığı yerin nasıl ve nerede olduğunu ailesine ifade etme biçimiydi. Farklı şehirlerde yaşayan arkadaşların sevincini, üzüntüsünü ve özlemini paylaştığı özel günleri anlamlandırırdık.O kartpostalların arkasına yazılmış kısacık mesajlardı mutluluğumuz. O hayran olduğumuz yıldızların fotoğraflarının yer aldığı kartpostallar, dönemin anılarını biriktirmenin de bir yoluydu. Manzara ve şehir resimleri de çok satılırdı. En çok İstanbul temalı fotoğraflar ve hatta İstanbul Boğaz Köprüsü'nün açılması da kartpostallarda yıllarca büyük ilgi gördü.Postanelerin önünde seyyar satıcıların sattığı kartpostallar, artık teknolojinin hızlı gelişmesiyle yerini sms, whatsApp aracılığıyla dijital kutlamalara bıraktı. Yavaş yavaş hayatımızdan çekilen kartpostalları almanın en çok uğrak olduğu Cağaloğlu’ndaki unutulmaya yüz tutmuş kartpostalcılara uğradık.
DİĞER İŞLERİMİ BIRAKIP KARTPOSTALLARLA İLGİLENDİM
DİĞER İŞLERİMİ BIRAKIP KARTPOSTALLARLA İLGİLENDİM
İlk durağımız Yılmaz Ticaret. Eski bir hanın en alt katında küçük bir dükkânda, tüplü televizyon, sararmış gazeteler ve kartpostallar arasında buluyoruz kendimizi. Mustafa Yılmaz, 76 yaşında ve altmış senedir kartpostal sektöründe. İzmir’de öğrenciyken matbaacılık şirketine girmiş. O dönemler basılı evrak ve yeni dört renkli takvimler yapan Yılmaz, yeni yılın gelmesiyle işlerin bittiğini, bütün ustaların makineleri silip, üzerlerini örttüğünü söylüyor. Ellerinde artık iş kalmayınca, Patronu Yılmaz’ı çağırıyor ve ‘Makineleri aldık ama başka iş yok. Burası da ufak yer” diyor ve Yılmaz’ı yeni bir iş bulabilmesi için İstanbul’a gönderiyor. Daha sonra İstanbul’a gelen Yılmaz, kartpostal işine ilk nasıl başladığını anlatıyor:
“Doğan Kardeş ince, uzun ve büyük çok iyi kartpostal yapıyor o zamanlar. O kartpostalları gördüm ve aldım İzmir’e döndüm. Patronuma gösterdim. Böyle bir şey var ve insanlar çok alıyor. Bir de Keskin Color vardı burada o da siyah beyaz yapıyordu küçük küçük kartlar. Patron dedi ki tamam bulduk işi. Hemen Almanya'dan film getirdiler. Dokuz tane çiçek filmi onunla başladı matbaa. O kadar hızlı yürüdü ki bu iş, ben de diğer işlerimi bıraktım ve kartpostallarla ilgilendim. Sonra İstanbul'a valiliğin karşısına şube açtık. İş büyüdü, Frankfurt'a fuara gittik. Orada çiçek resimleri, bebek resimleri, manzaralar ki, o zaman popülerdi. Böyle yürüdü bu iş. Türkiye'de de yeni bir şey ve çok tutuldu.”
KİMSE KİMSEYE KART ATMIYOR
KİMSE KİMSEYE KART ATMIYOR
- Yılmaz,“Cep telefonları çıktı kiralar arttı, artan fiyatlar yükseldi şu an satışlar dibe vurdu. Artık kimse kimseye kart atmıyor. Herkes cep telefonlarından bir mesaj alıyor onları sadece elli kişiye gönderiyor"diyerek kartpostalların dijitale yenik düşmesine serzenişte bulunuyor. Eskiden teyzesine bir kart atmak için, çiçekleri çok seven teyzesine günlerce gül resmi aradığını, eniştesi denizci olduğu için, ona da gemilerle ilgili kartpostallar bulup gönderdiğini anlatıyor. Yılmaz,“Altı ay sonra ziyarete gittiğimizde o kartları aynaya takarlardı yırtıp atmazlardı. Hoşlarına giderdi”diyor. Eskiden Boğaz Köprüsü’nün açılışının, Türkan Şoray’ın, Tarık Akan’ın kartpostallarda yer almasının dönemin büyük olayları olduğunu söyleyen Yılmaz, mesleğinin çok zevkli olduğunu ama artık insanların zevklerinin değiştiğini belirtiyor.
TARIK AKAN SENİN KARTINI KİM ALIR?
TARIK AKAN SENİN KARTINI KİM ALIR?
Sohbet koyulaştıkça Yılmaz, kartpostallarda ünlülerin fotoğrafının çok satıldığı; Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Kadir İnanır ve Fatma Girik gibi isimlerin yer aldığı 1970’lere götürüyor bizi ve Tarık Akan ile yaşadığı bir anı paylaşıyor. “Tarık Akan bize geldi. Uzun boylu kapıdan zor giriyor. Dedi ki; ben bir kartpostal yaptırmak istiyorum. İyi dedik kimin kartını. Benim dedi. Dedik senin kartını kim alır.
Biz sanatçıların kartını yapıyoruz. Abi işte ben Ses Dergisinde yarışmaya girdim. Tanımıyor kimse tabii. Dedik kardeşim git sen meşgul etme bizi. Biz ancak sanatçıların kartını yapıyoruz. Daha sonra aradan 15 gün geçti insanlar dükkâna gelip Tarık Akan kartı var mı? diye sormaya başladı. Biz de Tarık Akan kim bilmiyoruz. Biri çıkardı Ses Dergisini gösterdi, kapağına koymuşlar.
Ya finale kalmış ya da kazanmıştı galiba. Sonra şaşırdık tabii. Bu bize gelen çocuk dedik. Hemen bizim fotoğrafçıyı Güngör Özsoy’u, ünlülerin fotoğrafçısı kendisi, çağırdık. Dedik git Tarık Akan’ı bul. Aradı Bakırköy’deymiş yeri. Gitti bir makine çekti. 36 poz. Hemen bastık. Bir cuma günü çıktı kartpostallar ve akşam bitti beşer bin tane. Tekrar fotoğrafçıya dedik git başka poz çek. Bu sefer Tarık Akan’ı bulamıyoruz artık. Meşhur oldu ya yerinde durmuyor.”
GENÇLERİN MERAK ETMESİ, ÖĞRENMESİ GEREK
GENÇLERİN MERAK ETMESİ, ÖĞRENMESİ GEREK
- İkinci durağımız Şahinler Matbaa. Hanın üst katında Nurettin Şahin karşılıyor. Şahin, 1992 senesinden beri kartpostal işiyle uğraşıyor. “O dönemler kartpostal oldukça hareketli bir dönemdi. Satışlarımız güzel gidiyordu” diyor. Son dönemlerde kartpostala olan talebin azalmasından ve firmaların kapanmasından bir hayli şikayetçi. Şahin“En önde gelen Keskin Color ki, herkes bilir çok ön plandaydı. O bile bu işe yapmadıysa demek oluyor ki ciddi anlamda kartpostala artık bir talep yok ve yapılmıyor.”Yurt dışında Noel kutlamalarından olsa gerek ki, yurt dışından talebin ve ilginin daha fazla olduğunu ve yurt dışındaki müşterilerine daha çok satış yaptığını söylüyor. Şahin, özellikle gençlerin hiç ilgi duymadığını belirtiyor. “Tabii söylüyoruz ama söylememiz yetmiyor. Kendisinin merak etmesi, araştırması, öğrenmesi gerekiyor. Arada soranlar, gelenler var ama ne yazık ki yetersiz düzeyde” diyerek bu durumdan muzdarip görünüyor.
KARTPOSTAL SEKTÖRÜ ÖLMESİN
KARTPOSTAL SEKTÖRÜ ÖLMESİN
Şahin, masaya birbirinden kıymetli hem kare hem uzun şeklinde yağlı boya İstanbul manzaraları seriyor. Az da olsa elinde motifli gravür modeller, minyatürler var. “Geçmişte İstanbul yağlı boya manzaraları yetiştiremiyorduk” diyor. Artık talep olmadığı için üretmeyi de düşünmeyen Şahin,
“Biz gerçekten talep olsun çok istiyoruz. Keşke piyasaya farklı, değişik modelleri yapıp sunalım ve satılsın. Bu kartpostal sektörü ölmesin, canlı kalsın. İstiyoruz ki, insanlar kartpostalın varlığını unutmasınlar”
diyor. Şu anda matbaacılık, davetiye işiyle uğraşan Şahin, elindeki son stoklarla beraber kartpostal satışı yapmaya devam ediyor.
#Cağaloğlu
#Nurettin Şahin
#Mustafa Yılmaz









