İstanbul’da ilk kez sadece Araplar’a yönelik yayınlar yapan bir FM radyo açıldı. Misk FM. Türkiye’de yaşayan Araplar’ın uyum sürecini kolaylaştırmak adına kurulan radyo kanalının renkli bir yayın politikası var. Toplumsal, kültürel, sağlık ve eğitim konularında yaşanan problemlerin çözümüne yönelik programlar yapıyorlar. Türk Bülbülü, Yollarda, Tatlı Hayat, Kanun gibi isimler taşıyan ve özgün içerikler üreten programlar hazırlıyorlar. Biz de Misk Fm’i tüm yönleriyle radyo kanalının Filistinli genç yöneticisi Abdurrahman Münir ile konuştuk. Amaçlarının Türkler ve Araplar arasında bir köprü kurmak olduğunu belirten Münir, “Şimdiye kadar yapılmayan birşeyi denedik. İki kültürün yakınlaşması ve her iki topluluğun hayatının kolaylaşmasını sağlamak için çalışıyoruz” diyor.
Ben uzun zamandır Türkiye’de yaşıyorum. Burada eğitim gördüm. Dil problemim yok. Ancak takdir edersiniz ki son yıllarda İstanbul’da giderek artan bir Arap nufüsü bulunuyor. Mülteciler, öğrenciler, iş adamları var. Bu insanların birçoğu Türkiye’ye yerleşmeye karar vermişler. Ben de onların karşısına çıkan problemleri nasıl çözerim diye düşündüm ve bir radyo kurmaya karar verdim.
İstanbul’da işletme bölümünde master yaptım. Bir işletme kurma konusunda bilgi ve birikimim var. Üstelik medya sektöründe çeşitli alanlarda uzun yıllar çalıştım. Benim için zor olmadı.
Bizim birinci hedefimiz Araplar’ın Türkler ile uyum sürecini kolaylaştırmak. Bu yeni kitlenin toplumsal, kültürel, sağlık ve eğitim alanında problemleri oluyor. Biz de konusunda uzman kişileri ağırlayıp onların sorularına yanıt veriyoruz. Türkler ve Araplar arasında köprü olmak istiyoruz. FM 94.5 frekansı Arap ve Türkler’in ortak frekansı olacak. İki kültürün bir arada yaşaması için birbirimizi duymaya ve dinlemeye ihtiyacımız var.
Evet, genellikle öyle. Mesela Sabah-ül Misk adlı günlük yayınlanan bir programımız var. Bu programda gündelik yaşama ilişkin bilgiler veriyoruz. Türkiye›ye ilişkin haberleri de yayınlıyoruz.
Biz siyasete yönelik haberler yapmıyoruz. Sadece Türkiye’de olan önemli olayları, yeni kararları, Türk konuklar eşliğinde değerlendiriyoruz. Siyasi konuları profeyonel olarak ele alan çok sayıda medya kuruluş var.
“Türk Bülbülü” adlı programda Türkçe dersleri veriyoruz. Ders derken okul gibi değil. Dinleyiciyi sıkmayan, öğretici ve eğlenceli bir format hazırladık
En çok önem verdiğimiz şeylerin başında Türkçe eğitimi geliyor. Çünkü burada yaşayanların en büyük sorunu dil. Bir de Türk gelenek ve göreneklerini anlatıyoruz. Örneğin geçtiğimiz haftalar da Türkler kandil kutlaması yaptılar. Araplar’da kandil geleneği yok. Türk bir konuk ağırladık ve kandil geleneğini konuştuk.
Öncelikle Türkiye’deki kanunlardan haberdar olma konusunda sorunlar var. “Kanun”adlı bir programamız var. İkametgah, çalışma izni, vergiler ve daha birçok konuda yine alanında uzman birini ağırlayıp bize yöneltilen soruların yanıtını veriyoruz. Diğer yandan kitap fuarları, festivaller yani İstanbul’da katılabilecekleri her türlü kültürel etkinliği duruyoruz. Sonra “Yollarda” adlı programda hangi aracı kullanarak en kolay şekilde ulaşmak istedikleri yere gideceklerini gösteriyoruz.
Elbette var. Ürdün, Mısır ve Tunuslu üç kadın sunduğu “Tatlı Hayat”programında aile, eğitim ve sağlık gibi konular işleniyor.
Çok doğru. Aileleri Türkiye’ye uyum sağlarken, çocukların kendi öz kültürüne yabancı kalmamaları lazım. Kadın programlarında bu mesele üzerine özel yayınlar yapıyoruz. İslam kültürü konusunda çocuk ve gençlere aydınlatıcı bilgiler veriyoruz.
Bizden Arapça dil eğitim programını en çok Türk dinleyiciler talep ediyor. Radyoyu açtıklarında Türkçe derslerimize rastlayanlar beğeniyorlar ve neden bizlere Arapça öğretecek aynı formatta bir program yapmıyorsunuz diyorlar. En kısa zamanda bu talebe de cevap vereceğiz.
Radyo, bence hala insanlara kolay ulaşmanın yollarından biri. Üstelik bizim yayın politikamız ve hedef kitlemiz belli. Burada sayısı her geçen gün artan bir Arap topluluğuna hitap ediyoruz. Dinleyeci kitlemiz giderek artıyor. Eğitimden kanuna, dilden sağlığa, konserden hangi otobüse bineceklerine kadar akıllarına gelecek birçok konu hakkında sorularının yanıtlarını buluyorlar.
Çok yeni bir radyo kanalıyız. Beş ay önce kurulduk. Şimdiye kadar dinleyicilerden olumlu geri dönüşler aldık. Tanıtım çalışmalarına ağırlık veriyoruz. İnternet üzerinden de bize ulaşabiliyorlar. Bazı kurumları ziyaret ediyoruz, sosyal medyada yarışmalar düzenliyoruz.
Bunu demek için çok erken. Ama doğru yolda ilerliyoruz. Hem Araplar ile Türkler arasındaki kardeşlik ilişkilerinin bağlarını hem de Arap kimliği ve kültürünü güçlendirecek adımlar atıyoruz. Bu kısa süreye göre çok büyük yol kattetiğimizi görünce, şükürler olsun ki bu işe girişmişim diyorum. İnsanların dertlerine çare olurken aynı zamanda sevdiğiniz biri işi yapmak herkese nasip olmaz. O yüzden ben mutlu ve umutluyum.
Aksine İstanbul’da çok çeşitil meslek grubundan kendi alanında uzmanlaşmış ve iyi eğitim almış Araplar var. Şunun bilinmesi gerekiyor. Sadece mülteci olarak ya da gidecek başka bir yeri olmadığı için Türkiye’yi seçen kişiler yok. Önemli bir kesim İstanbul’u ve Türkler’i sevdiği için buraya yerleşiyor. Avrupa’ya ya da Amerika’ya gideceği halde tercihlerini Müslüman bir ülkeden yana yapan ve Türkiye’ye yerleşen iş adamları, akademisyenler ve sanatçılar var.