Kariyer ve ilişkiler koçu Sarp Ertekin, öncelikle geçmişle yüzleşmemiz gerektiğini söylüyor. Ertekin, iç sesimiz bizi doğru adım atmamız gerektiği konusunda yönlendirirken, geçmişte yaşadığımız kötü tecrübelerimizin bunu engellediğini belirtiyor.
İşinizden memnun olmadığınızı farz edelim. Yakın çevrenize sorduğunuzda, “ Kafana takma, boşver, daha iyisini mi bulacaksın, haklısın” tarzında sözler sarf ederler. Kariyer ve ilişki koçu Sarp Ertekin bu konuşmaların kişiyi o an rahatlattığını günün sonunda ise sorununuzla baş başa kaldığınızı söylüyor. İşte bu noktada koç olarak Ertekin devreye giriyor ve size iç sesinizi nasıl duyacağınızın yolunu öğretiyor. Gemi inşa mühendisi ve 16 yıldır büyük bir şirkette yönetici pozisyonunda çalışan Sarp Ertekin, hayatındaki sorunları çözünce bu konuda diğer insanlara da yardım etmek istemiş. Ortaya İç Sesini Aç kitabı çıkmış. Halen koçluk yapmayı sürdüren Ertekin ile iç ses konusunu tüm ayrıntılarıyla konuştuk.
Kendi başımıza kaldığımız zaman neyi yapmamız ya da neyi yapmamız gerektiğini ve o anda nasıl hissetiğimizi söyleyen iç konuşmanın dışa vurumu. Bilimsel olarak ise ruhumuzun beden ile olan iletişimi diye tanımlanıyor. Bununla ilgili çalışmalar 1930’larda Rusya’da başlıyor.
Evet, o ruhtan gelen ve bize neyin iyi geldiğini söyleyen bir ses. Biz bunu ya erteliyoruz ya da bu sesi bastırmaya çalışıyoruz. Genelde bu spor ve diyette gibi şeylerde olabilirken bazen de anlık olabiliyor.
Örneğin bir toplantıda tam yorumunuzu söylemeyi düşünüyorsunuz. İçinizdeki ses, “Hadi fikrini söyle” diyor. Ancak, ego bilinci devreye giriyor ve“ Sen bu fikri söylersen insanlar sana gülebilir ya da yanlış anlaşılayabilir” diye sizi susturuyor. Biz uygun ortam olsun diye erteledikçe farkında olmadan hayallerimizi erteliyoruz. Buna da ben yaşamı ertelemek diyorum.
Evet doğru olur. Eğer bu davranışların dozajı artarsa söylediğiniz dışavurumlar ortaya çıkabiliyor. İnsan yoğun bir şekilde duygularını tutmasının sebebi ise genelde zihninin onu geçmişte yaşadığı bir olaydan korumak istemisidir.
Belki ilkokulda sınıfta parmak kaldırıp bir şeyler anlattığı sırada arkadaşları ona gülmüş ve bundan dolayı utanç duyduğu bir an yaşamıştır. Zihin öyle bir mekanizma ki her zaman bizi korumaya programlıdır. Yani geçmişte yaşanmış o duyguları alıp, bugünün dünyasına an’a getirdiğinizde eskiden çektiğiniz acılardan dolayı “anı” kaçırmaya başlarsınız.
Evet ama bunu sebebi tüketim kültürünün dayattıkları. Kişi çevresindeki baskılardan kaçmak için alışverişe yöneliyor ama bu onu geçici olarak tatmin ediyor. O yüzden çevre ile ilişkinin dengesi önemli.
Danışanlar genellikle kariyer veya özel hayatlarındaki bir sorunla ile bize geliyorlar. Koçlukta biz buna “a” noktası diyoruz. Yani ulaşmak istediği bir “b” noktası var. Dolayısyla “a “noktasından “b “ noktasına bir yolculuk yapmak istiyor. Fakat kişi bunun içinden kendi başına çıkamadığı ve adım atamadığı zaman dışardan birinin yönlendirmesine ve desteğine ihtiyaç duyabiliyor.
Çözemiyorlar. Örneğin işle ilgili bir sorunda ,”Takma kafana, boşver, bu şartlarda nerede iş bulacaksın” gibi sözler sarf ederler. Bazen de karşı tarafı sadece dinleyip, “ Haklısın senin yerinde kim olsa aynısı yapar, senin ne hissettiğini anlıyorum.” gibi konuşmalar yapılır.Kişi bu konuşmalar sırasında kendini o an iyi hisseder. Fakat günün sonunda bu sohbetlerden bir aksiyon çıkmaz. Dünya düzleminde mevcut haline tekrar geri döner. Halbuki onun gelmek istediği nokta iç sesinin söylediği yerdir.
Belki iç sesi ona şunları diyor: “Benim bu iş yerinde artık önüm kapandı.” İç sesi bir değişiklik yapması gerektiğini söylüyor. Kişi bu sesin dediklerini kaygılarından dolayı hayata geçiremediğinde bir çatışma yaşıyor. İşte buna huzursuzluk diyoruz.
- ***
Navigasyon cihazı gibi
Koçluk görüşmelerinde iç sesinin kişiye ne söylediğine odaklanıyoruz. Kararını uygulamak istediğinde kişiye küçük dünya düzleminde ve hayatta ilerleyebileceği bazı seçenekleri görmesini sağlayacak ayna tutma vazifesi yapıyoruz. Koçluğu bir nevi navigasyon cihazına benzetiyorum. Normalde yolunuzu deneme yanılma yönetimiyle kendiniz bulabilirsiniz. İş ve ilişki hayatındaki yollardan geçmiş ve tecrübeli birinin yol göstermesiyle kaybolmadan, vakit, enerji ve para kaybetmeden istedikleri noktaya gelmek biraz daha kolaylaşıyor.
Hayır doğru olmaz.
Çünkü nasihat verdiğimiz zaman kendi hayatımızdan ve düşüncelerimizden karşı tarafa bazı bildirimler yapmamız gerekir. Her ruh eşsiz ve benzersiz bizden bir tane daha yok dünyada.
Ben kurumsal hayatta çalışmaya devam ediyorum ve 16 yıl oldu. Kendi ekibimden biri bana danıştığı zaman, onlara destek olduğumu düşünüyordum. Fakat koçluk eğitimine başladığımda sadece onlara ne yapacaklarını söylediğimi anladım.
Layıkıyla koçluk yapan bir kişinin aslı amacı karşındakinin tek başına zorlandığı ve yönetemediği alanlarda ne istediğini netleştirip kendi yolculuğuna daha net ve tek başına devam edebilmesini sağlamaktır.
HAYATI ERTELİYORUZ
- Hayatlarında dengeyi sağlamak için ne yapabilirler?
- İlk başta uzun zamandır yapmak isteyip de erteledikleri ne var? İç sesimiz bize bunun ne olduğunu hep söylüyor. Biz bu sesi hep duyuyoruz ya erteliyoruz ya da bastırıyoruz. Onun söylediklerini ne kadar yaparsak ve ne kadar hayata geçirirsek daha mutlu, huzurlu ve dingin bir yaşama adım atmış olacağız.
- Peki siz bu iç ses konusunu nasıl keşfetttiniz. Bir sabah uyanıp iç sesimi dinlemem lazım mı dediniz ?
- Ben gemi inşa mühendisiyim. Çok fazla spiritüel ve ruhsal konularla ilgilenmiyordum. Nefes koçluğu eğitimlerine katılmaya başladım. Orada 45- 50 dakika nefes alıp verirken kendinizle başbaşa kalıyorsunuz. İnsan duygu ve düşüncelerini başkalarıyla paylaştığı zaman hayattan keyif alabiliyor. Haliyle o zaman konuşamayan ve kendini ifade edemeyen Sarp’ın da bunu ifade etme yöntemlerinden bir tanesinin kitap yazmak olduğunu keşfettim ve iç sesim bana bunu söylediğini fark ettim. Daha sonra çevremde birçok insanda benzer sorunun yaşadığını gözlemledim. Böylece bu alanda çalışmaya karar verdim ve şimdilik de iyi gidiyor.