Beslenme alışkanlığınız midenizi üzmesin

Prof. Dr. Dilek Öztürk
00:007/02/2010, Pazar
G: 6/02/2010, Cumartesi
Yeni Şafak
Beslenme alışkanlığınız midenizi üzmesin
Beslenme alışkanlığınız midenizi üzmesin

Kırmızı et ve balık tüketiminin fazlalığı, yüksek karbonhidratlı diyet, düşük protein alımı, A ve E vitamini eksikliği, sigara ve ileri yaş mide kanseri riskini artırmaktadır.

Mide kanseri en sık Costa Rica ve Japonya, Hong Kong, Singapur gibi Doğu Asya ülkelerinde görülüyor. Türkiye'de ise mide kanserine sıklıkla Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde rastlıyoruz. Dünyada ikinci sıklıkla ölüme neden olan kanser türü ve her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin ölümüne neden oluyor. Bu bölgelerdeki yemek yeme alışkanlığına baktığımızda tütsü ve salamura yöntemlerinin çok kullanıldığını farketmek mümkün. Meyve ve sebzenin az tüketilmesi de mide kanseri gelişiminde rol oynuyor.Tuz tüketiminin azalması, daha yaygın olarak buzdolabının kullanılması mide kanseri görülme sıklığını azalttı. Mide kanseri en az Amerika Birleşik Devletleri'nde görülüyor. Hatta Japonya'dan Amerika' ya göçeden kişilerde bile mide kanseri görülme sıklığı azalıyor. Bu ilişki tamamen yeme alışkanlığının ve besin saklama yöntemlerinin değişmesi ile ilişkili. Ayrıca, et ve balık tüketiminin fazlalığı, yüksek karbonhidratlı diyet, düşük protein alımı, A ve E vitamini eksikliği, sigara ve ileri yaş, mide kanseri riskini artırıyor. Mide kanserinden korunmak için hazırlanan kanser tarama programları ise yalnızca Japonya'da iyi sonuç verdiğini biliyoruz. Bu programlar sayesinde mide kanserini erken yakalama oranı yüzde 4 'den yüzde 40'lara çıktı. Ülkemizde ise bu konuda etkin bir program ne yazık ki hala uygulamaya geçmedi. Hastalarımda sıklıkla gördüğüm sorun, kansere bağlı şikayetlerin basit bir gastrit zannedilmesi ve erken dönemde doktora başvurulmaması. Bir başka sorun ise endoskopiden kaçınmak. Endoskopik yöntemler mide kanserinin teşhisinde olmazsa olmaz olarak kabul gören görüntüleme yöntemleri. Ayrıca modern endoskopik yöntemlerin lazer ile kombine edilmesi de teşhis aşamasında kolaylıklar sağlıyor. Erken tanı mümkün olduğunda yalnızca cerrahi ile yüzgüldürücü sonuçlar almaktayız. Daha ileri olgularda cerrahi sonrası radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapiyi tedaviye eklemek zorunda kalıyoruz.