Telefonunun açılış notu: Mağrur olma

Yusuf Ziya Cömert
00:0018/11/2007, Pazar
G: 18/11/2007, Pazar
Yeni Şafak
Telefonunun açılış notu: Mağrur olma
Telefonunun açılış notu: Mağrur olma

Başbakan Erdoğan, özel hayatını anlatırken, temel düsturunu cep telefonunun açılış notunda gösteriyor. Notu büyük oğlu Bilal göndermiş: Mağrur olma!

Praga giderken siyaset konuşmuştuk Başbakan Erdoğan'la; oradan Bakü'ye uçarken Pazar sohbeti yaptık. Gündelik hayattan sorular sorduk. Yaklaşık bir buçuk saat süren sohbet sırasında hepimizin dilinin ucuna geldi ama DTP'ye açılan kapatma davasını bile sormadık.

Müzikle ilgili sorumuzu cevaplamadan önce cep telefonunu istiyor Başbakan Erdoğan. Telefonun açılış notu köklü bir geleneği yansıtıyor: 'Mağrur olma!' Notu büyük oğlu Bilal göndermiş. Ekrandaki resim ise torunu Mehmet Akif'e ait. Ona bakarken yüzündeki tebessüm genişliyor.

FAVORİ KAZANDİBİ, EKÜRİ BAKLAVA

Formunu korumak için diyet uygulamıyor ama diyet yerine geçebilecek kendine özgü yöntemleri var. Mesela tatlıyı ve meyveyi yemekten önce alıyor. Günde iki üç mitingin yapıldıgı 22 Temmuz seçimleri sırasıda herhangi bir ilaç ya da benzeri birşey kullanmadıgını vurguluyor: “Özel uygulamam yok. Yemekten önce meyve ve tatlı yerim. Kilo problemim yok. 93 kiloyum. Boyum 1,85. Hiçbir diyet uygulamadım. Aşırı yağlı yemiyorum. Kırmızı eti az yiyorum. Daha çok tavuk balık tercih ederim. Kazandibini severim. Baklavayı az yerim.”

Eski bir sporcu olarak formunu korumak için spor yapıyor, ancak artık sahalarda değil, evde: “Bantta yürüyorum. 5-5,5 kilometre hızla yarım saat yürüyorum.”

SİGARAYI ROL İCABI İÇTİM

Erdoğan, sigaraya olan tepkisi hatırlatılınca, “Tadını bile ancak rol icabı bilirim” diyor: Üniversitede bir oyunda oynamıştım. Rol icabı sigara içtim. Tadını oradan bilirim. Oyunda asi genci canlandırdım. Kasımpaşalıyız ya o rolü verdiler.

“Kızdığınız nasıl belli oluyor” sorumuzu “o daha iyi bilir” diyerek sözcüsü ve Başmüşaviri Akif Beki'ye yönlendiriyor. Beki net bir cumle ile cevaplandırıyor soruyu: “Sessizlik bizim için fırtına habercisidir.”

UYKU 6, ÇALIŞMA 16 SAAT

Bürokrasi, bir çalışmada engel olduğu zaman ne yapacağını, kısacık bir duraklamadan sonra tek kelimeyle ifade ediyor: Silkelerim.

Günlük uykusu eğer olağanüstü bir durum yoksa 6 saat. Bazen hafta sonları 8 saate tamamlayabiliyor. Kısa yollarda değil ancak uzun seyahatlerde uçakta da uyuyabildiğini soylüyor: Hafta içi gece 12:00-1:00 gibi evde oluyorum. Ortalama 16 saat çalışıyorum. Eşim ben eve gelmeden istirahata çekilmiyor. Sağ olsun. Kısaca günlük değerlendirmeyi yapıyoruz. 6 saat uyuyorum.

Yurtdışı kıyafetlerini kimin seçtiğini de sorduk. İşte Erdoğan'ın cevabı: Yurtdışı seyahatlerimin sayısı 200'ü geçti. Kıyafetlerimi kendim seçerim. Gideceğim ülkeye göre değişir. Spor elbise giyebilme imkanı var mı yok mu bakarım.


İktidarı daha ilk mitingde gördüm
Başbakan olacağınızı ne zaman anladınız?

Partiyi kurduğumuzda, ilk seçimde iktidara geleceğimizi anladım. Borçka mitingini unutamam. 1977'de Kadir Topbaş adayken Artvin'de miting yapmıştık; valiliğin önünde ancak üç beş kişi toplanmıştı. AK Parti mitinginde binlerce kişiye konuştuk. Yine eskiden Biga'da bir mitinge katılmıştım, meydanda kimse yoktu. Ama AK Parti'nin mitinglerinde meydanlar taştı, sokaklar doldu.

Ekibini pek değiştirmiyor, neden?

Değişmesi gerekenler değişir. Milletvekili listesinde yüzde 50'nin üzerinde değişiklik yaptık. Başarısız oldukları için değil, değişimi gerçekleştirmek teşkilatlara saygının gereği. Kongrede ciddi yenilenme olacak. Gençlere imkan vereceğiz. Tecrübeyi ihmal etmeyeceğiz. Kadrolara kıyarsanız, yarın adam bulamazsınız.


Annapolis'e biz de davetliyiz

Başbakan Erdoğan, tarih okumayı seviyor ve son zamanlarda yakın tarihle ozellikle cumhuriyetin kuruluş yıllarıyla ilgileniyor. AK Parti Hükümeti döneminde Türkiye'nin uluslararası sahnede gündem belirlemeye başladığını anlatırken, “İsrail Filistin görüşmelerinin yapılacağı Annapolis'e bizi davet ettiler. Daha önce etmezlerdi, şimdi davetliyiz. Dışişleri Bakanı Ali Babacan gidecek” dedi.Bunları söylerken, Annapolis'i eleştirenlere de bir mesaj gönderiyor: Masada olmazsanız, hiç bir şey yapamazsınız.

Yurtdışı seyahatlerde şehitlikleri ihmal etmiyorsunuz...

Almanya, İtalya gibi ülkelerin askerleri de ölmüş ama onların şehitliği yok. Burada bizim 5 bin askerimiz şehit olmuş. 500'ünün bulunduğu yere gittik. Birinci Dünya Savaşı'nda 20 bin kişi buraya gönderilmiş, koruma görevi icin... Barış gücü gibi. Buralara gelince torunları olarak kabirlerini ziyaret etmek vefa borcudur. Hep aynı duyguyu yaşıyorum. O ülkelerin yöneticileriyle farklı bağlar oluşturuyor. Çek Cumhuriyeti'nde bunu iyi anlatamamışız.


Yerel mimariyle kentler güzelleşir
Belediye başkanlığı da yaptınız şehirler nasıl güzelleştirilir?

Binaları daha estetik hale getirmek için yasa çıkarılabilir. O zaman da Anayasa'ya aykırı diyorlar. Yapılanmada yerel mimariye özen gösterilmesi lazım. Belediye başkanlarına rica ediyorum yerel mimariye göre bina yaptırın diye. Ankara'nın bazı belediye başkanları iyi örneklerini verdi. Beypazarı oradaki evleri model aldı. Karadeniz'e bakıyorum, memleketim Rize bu hale gelmemeliydi. Bir felaket. Tıp Fakültesi'nin idari binası yerel mimariyle yapıldı. Nevşehir'de konut yapıyorsan Nevşehir taşı kullan. Yapmıyorlar, mimara para ödemekten kaçınıyorlar.


Günlüklerim kitap olacak
Günlük tutmaya devam ediyor musunuz?

O günün kısa özetini tutuyorum. Bugün de yazdım. Yalçın Bey ayrıntılı not tutuyor. Bunlar ileride kitap haline gelecek.

Müzikle aranız nasıl?

Ben enstrüman kullanmadım. Çocuklarımın kullanmasını istedim. Bilal ud çalmaya başladı. Küçük kızım keman çalıyor.

Televizyonda takip ettiğiz dizi var mı?

Dizi izlemiyorum. Eşim ve çocuklarım izliyor. ATV, Samanyolu ve Kanal7'nin dizilerini izliyorlar. Yerli futbol maçı olursa bakarım. Futbol tartışmaları basit dedikoduya döndü.


Telefonum hep açık, arayanla görüşüyorum
Ankara'da az kaldığınız yönünde eleştiriler alıyorsunuz...

Ben görev adamıyım. Ankara'da görevim var. Cuma, cumartesi ve pazar Ankara dışına çıkıyorum, ülkeye yayılıyorum. Açılışlara, teşkilat toplantılarına gidiyorum. Halkla iç içe olmayı seviyorum. Düğünlere gidiyorum, sivil toplum örgütlerinin etkinliklerine katılıyorum. Bu açıdan İstanbul zengin. Talepler oradan yoğun geliyor. İstanbul'a gidince de otelde kalmıyorum. Bunu eleştirenler de oluyor.

Korumalarla dolaşmaktan sıkılıyor musunuz?

Korunmadığım zaman daha isabetli olacak. Aşırı koruma olduğu zaman vatandaş rahatsız oluyor. Vatandaş başbakanı bizden niye koruyorsunuz diye soruyor.

Ve biz daha iyi koruruz diyor. Haklılar.

Telefonunuzu gece kapatıyor musunuz?

Telefonum sürekli açık, yatarken de kapatmıyorum. Vatandaş arıyor, ben açıyorum. Şaşırıyorlar. 'Buyurun ben başbakan' diyorum, inanamıyorlar. 'Numarayı çevirdik ama Başbakan telefona çıkmaz zannettik' diyorlar.