Danıştay sancısı

Ali Oktay
00:0015/11/2008, Cumartesi
G: 15/11/2008, Cumartesi
Yeni Şafak
Danıştay sancısı
Danıştay sancısı

Danıştay saldırısının ardından panikleyerek intihara kalkışan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin mahkemede kendisini tetikçi Alparslan Arslan'ın ifadeleriyle savundu. Saldırının ardından ortaya atılan 'tarikat' senaryosunu tekrar eden Tekin, “Arslan'ı tarikatlar yönlendirdi, başörtüsü için yaptı” dedi. Tekin, şirketinde avukatlık yapan Arslan'ın ulusalcı olamayacağını savunurken, “Cumhuriyet bombalarını Veli Küçük verdi” diyen Danıştay hükümlüsü Osman Yıldırım'ı komplo kurmakla suçladı. Mahkeme '1 Numara' ve bazı isimlerin karalandığı şemanın açık halini MİT'ten isteyecek.

Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasına azmettirmekle suçlanan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, Ergenekon davasının dünkü duruşmasında savunma yaptı. Saldırıdan sonra panikleyerek intihara kalkışan Tekin, üzerinden Vatansever Güç Birliği'nin yöneticisine ait bir kartvizit ile Ulusal Haber Ajansı kimlik kartı çıkan tetikçi Alparslan Arslan'ı tarikatın yönlendirdiğini, eylemi başörtüsü için yaptığını savundu.

'KURTLAR VADİSİ GİBİ' DEDİ, SENARYO YAZDI

Silivri Cezaevi'nde görülen davanın dünkü duruşmasında mahkeme heyeti, savunması önceki gün yarıda kalan Muzaffer Tekin'i dinledi. İddianamede savcıların tek taraflı değerlendirmeler yaptığını, lehe olan hiçbir delili dikkate almadığını ileri süren Tekin, “İddianamenin aylar önce içeriğini birtakım tetikçi tarifesinden öğrendiğimiz gibi, Kurtlar Vadisi dizisi de birebir savcının iddianamesi ile ne gariptir ki örtüşüyordu” diye konuştu.

Muzaffer Tekin'in, kendisini tetikçi Alparslan Arslan'ın ifadeleriyle savunarak Kurtlar Vadisi'ni aratmayacak şekilde senaryo yazması dikkat çekti. Savcıların Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan'ın ifadelerini iddianameye eksik yansıttığını ileri süren Tekin, Teoman Ekşioğlu'nun ifadesine göre silah ve bombaları Arslan'a veren kişinin Süleyman Esen olduğunu öne sürdü.

TARİKAT İDDİASINA SARILDI

“Cumhuriyet'e attığımız bombaları Veli Küçük ve Muzaffer Tekin'den aldık' diyen Danıştay hükümlüsü Osman Yıldırım'ın ifadelerinde 1993 ve 2000 tarihlerinin fazlasıyla geçtiğini belirten Tekin, “23 yılı cezaevlerinde geçen bu kişinin askerlik süresi de dikkate alınarak verdiği tarihlerin teyit edilmesi gerektiğini” söyledi. Tekin Danıştay saldırısının arkasında kimlerin olduğunu ise eylemden hemen sonra ortaya atılan 'Tarikat senaryosu' ile izah et-meye çalıştı. Tekin, tarikat lideri olduğunu ileri sürdüğü Salih Kunter'in, sohbetler ile 2 avukatı etki altına aldığını, yoğun dini düşüncelere kapılan Arslan'ın Danıştay saldırısını gerçekleştirdiğini iddia etti.

Esen ve Arslan'ın ifadelerini okuyan Tekin, “Salih Kunter'in bir tarikat oluşumu içinde olduğunu ve bu kişilere öğütler ve talimatlar verdiği anlaşılmaktadır. Arslan'ın türban meselesini yaşamının önemli bir parçası haline getirdiği, dini duygu ve düşünceleri için canını verebilecek bir yapıda olduğu anlaşılmaktadır' iddiasını ortaya attı. Tekin, Zekeriya Öztürk ile kurtuduğu, Arslan'ın bir dönem avukatlık yaptığı Doğuş Factoring adlı şirkete ise görünürde ortak olduğunu ileri sürdü.

BOMBALAR KARDEŞ AMA...

Ümraniye'de bulunan MKE 169-5-85 kafile numaralı bomba ile Cumhuriyet gazetesine atılan 173-9-85 numaralı el bombasının, benzer olduğunun tespit edildiğini anlatan Tekin, “Aynı kafileden olan bombalar, ülkenin birçok yerine ve kuruma dağıtılmış olmasından dolayı, farklı kişi ya da kişilerce temin edilebilmektedir.

27 adet el bombası ile Cumhuriyet gazetesine atılan bombalar arasında hiçbir maddi bağlantı bulunmamaktadır” görüşünü savundu.

ÖRGÜT ŞEMASI İÇİN MİT'E YAZI

Mahkeme, Tekin'in çapraz sorgusuna geçmeden talepleri dinledi ve duruşmayı salı gününe erteledi. Mahkeme ayrıca bir önceki duruşmada örgüt yapılanmasını gösteren '1 Numara' ve bazı yöneticilerin üzerinin karalandığı şemanın açık halinin sanıklara verilmesini isteyen Doğu Perinçek'in talebini haklı buldu. Mahkeme şemanın MİT'ten istenmesi için kuruma yazı yazılmasına karar verdi.


Küçük'le görüşürdüm Gülaltay'ı tanırım

Tekin, davanın sanıklarından Semih Tufan Gülaltay ile ilişkilerinin beşeri düzeyde olduğunu ve 2004'ten beri görüşmediklerini anlatarak, Ertuğrul Yılmaz'ın cenazesine katılmasının normal olduğunu, cenazeye Sedat Peker'in yakınlarının gelmesinin Peker ile arasında örgüt bağını kanıtlamayacağını savundu. “Doğuş Faktoring ile tamamen şekil ortaklığı yaptığını” ileri süren Tekin, Veli Küçük ile de 5-6 kez bir araya geldiklerini, Küçük'ün kendisine şehit düşen askerine benzediği için 'Süleyman' şeklinde hitap ettiğini anlattı.


Ulusal Kanal kimlikli Arslan dinciymiş!

Muzaffer Tekin, tetikçisi Alparslan Arslan'ın babası İdris Arslan'ın “Oğlumu vatanseverler kullandı' şeklindeki ilk açıklamasının inandırıcı olmadığını savundu. Baba Arslan'ın ifadesini çözümlemeye çalışan Tekin, “Alparslan Arslan'ın babasının olayın akabinde yaptığı açıklamayı, yönlendirilerek ve etki altında bırakılarak yaptığını düşünüyorum. Kaldı ki, bu beyanı, cinayet sonrasında kendisi ve ailesi üzerinde oluşacak olumsuz tesirlerden kurtulma gayreti ile yapmaktadır. Bu beyanat tarikatı memnun kılacak, işlenilen cinayeti vatanseverlerin üzerine yıkma olasılığı artacaktır' dedi. Tekin içki içtiği ve dini hassasiyetleri olmadığı ortaya çıkan Ulusal Kanal kimlikli Arslan'ın “radikal dinci bir çizgisi bulundğunu' ileri sürdü. Danıştay saldırganlarından Osman Yıldırım'ın siyasi düşüncesinin önemli önemli olmadığını savunan Tekin, “Çünkü burada beyin ve lider Arslan'dır. Diğer kişilerin bu eylemi hangi amaçla yaptıkları da önemli değildir. Yargılanan sanıklar arasındaki laik, cumhuriyetçi, üniter ve Atatürkçü yapıda kişiler ile Alparslan Arslan'ın sahip olduğu zihniyeti bir araya getirmek mümkün değildir” diye konuştu.


Salonda su krizi çıktı

Muzaffer Tekin'in ifadelerinin ardından Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, çapraz sorguya geçilmeden önce avukatalara ve sanıklara söz hakkı tanıdı. Hayrettin Ertekin söz alarak yazılı savunma yapabilmesi için bilgisayar istediğini söyledi. Ertekin, “Bırakın bilgisayarı ekmek, su dahi bulamıyoruz. Suyumuz dahi akmıyor” deyince diğer tutuklu sanıklardan Hüseyin Görüm, oturduğu yerden “Hadi ya akıyor. Yalan söyleme' diye bağırdı. Bunun üzerine Ertekin 'Senin odanda akıyor olabilir ama benim olduğum yerde su akmıyor. Sular akşam 19.00'da kesilir. Sizin için cezaevi şartları güllük gülistanlık olabilir. Ben yapamıyorum” dedi. Oturduğu yerden bağırmasını sürdüren Görüm'ün tavrı üzerine mahkeme başkanı Görüm'ü salondan attı. Mahkemenin verdiği arada tartışma sürünce Şengün bütün sanıkları salondan çıkardı.