T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Şıklık-rüküşlük: Görünmenin bedeli

Hakkı Devrim konuğu Rutkay Aziz ile "Günbegün" geçmiş haftayı değerlendiriyor. Davos Zirvesi'ne sıra geliyor. Konu türbanlı şıklık. Hakkı Devrim türbanlıların şıklığı üzerine soru sorunca konuğu kerhen cevap veriyor. "Kadınların şık olmasına karşı olamayız." Hakkı Devrim de karşı değil zaten. Sorun kimin ne kadar kadın olduğu meselesinde düğümleniyor. Tek bir kadın tarifi var modacıların ve medya mensuplarının zihinlerinde. Yap denileni yapan, yapma denileni yapmayan kadın. Ama yapma denilenler, asla dînî ilkelere riayet maksadıyla olmayacak. Dînî ilkelerin yapma dediğini yaptıkça, türbanlılar da yavaş yavaş "kadın" sayılmaya başlanabiliyor nitekim. Kimilerinin uzlaştırmacı kimlik içinde türbanlıların türbandan vazgeçerek şapka takmalarını tavsiye etmeleri "öyle de saçınız görünmüyor böyle de" demelerinin sebebi kendi buyruklarının muhatap üzerinde ne kadar emredici etkisi olduğunu sınamaya yönelik. Allah'ın emirlerine riayet, laikçi zihniyetin tavsiyeleriyle ne kadar delinebilir? "Şapkalı tesettür" ile giyim yasağının hiyerarşisi değiştirilmeye çalışılıyor. Yaratıcının "giyme" dediklerinden vazgeçerek modacıların giyme dediklerine riayet edilmesini bekliyor kamusal alanın "uzlaşmacı" kimlikleri. "İncinen estetik" duygularını hiç olmazsa daha Batılı buldukları şapka ile tamir etmeye çalışarak tesettürlü kimlikten yeni bir kopuş noktası oluşturulmaya çalışıyorlar böylelikle.

Haftanın şıkının seçildiği tele-vole zevklerde şıklığın puanı ile tenin gösterilme oranı arasında doğrudan bir paralellik kuruluyor. Daha çok "gösteren" daha şık oluyor daima. Türban devlet zirvesinde yer almaya başladığından beri modacılar first leydilerin şıklığını puanlama makamında buldular kendilerini. Takvadan uzaklaşıldıkça beğeni katsayısı artıyor. Modacılar ısrarla first leydilerin yüz makyajını beğendiklerini belirtiyorlar her puanlama öncesi. Neden? Çünkü makyaj tesettürün olmazsa olmazlarından değil. Tam tersine tesettürün zaafa uğradığı nokta.

Şıklık-rüküşlük ölçütü, "iddialı" giyinenler için daima söz konusudur. İddialı giyim "beni görün" demektir çünkü. Görenler kendi zevklerini buldukça şık, bulamadıkça rüküş olunacaktır. Başkalarının algı sahasına girmenin bedelidir şıklık ve rüküşlük puanlamasına muhatap kalmak. Halbuki ister first leydi isterse sanatçı olsun, kişiler, daima iddiasız, ama zarif giyinerek kendi özgürlüklerini her an yaşayabilirler.


7 Şubat 2003
Cuma
 
FATMA K. BARBAROSOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED