T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ekmeği bölüşmek

Bölüşmek için önce ortada bir ekmek olmasını söyleyenler var. Acaba?!..

Ekmek mi önce geliyor, yoksa bölüşmek mi?..

Mahalle içinde bir küçük mescit. Bodur minaresi ile apartmanlar arasında kaybolup gitmiş. Onbeş yirmi kişiye ancak ulaşan cemaatin neredeyse yarısından fazlası bir ayağı çukurda ihtiyarlar. Evler, sokaktan geçenler, dükkânlar, bakkal-manav hemen her şey orta halli. Türkiye'deki malum kriz ortamında, herkeslerin takatinin kesildiği, ne yapacağını şaşırdığı bir zaman ve zeminde bu mescit cemaatinden ne gibi bir hamle zuhur edebilir?

Öyle demeyin. Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

Sabah namazının ardısıra, daha gün ışımadan, bînamazlar kan uykuda, sokaklar bomboş iken; bu mescidin alt katındaki minicik mutfakta çorba kaynamaktadır. Ekmek, makarna, kuru fasulye, nohut, mercimek, eh Allah ne verdiyse sebzesi de, meyvesi de mevcuttur. Ve elliye yakın yoksul, muhtaç, dul, yetim ve aç aile ellerindeki kaplarla sıraya girip buradan günlük yemeklerini-ekmeklerini alıp yine sessizce evlerine gitmektedirler. Ne kimse onları görür, ne onlar kimseyi. Onların varlığı ekranlara yansımaz, gazetelere aksetmez. Böyle bir hadisenin yaşanıp yaşanmadığını kimseler bilmez. [Böyle bir mescit, mescit olması şart değil, insanlar var ve ben onların adlarını vermeyi gereksiz görüyorum].

Yemeği kotarıp dağıtanın sofrası ile, yemeği alıp gidenin sofrasında bulunanlar üç aşağı beş yukarı aynıdır. İşte bu aksiyon milletimizin fıtratında, zihninde, gönlünde, hal ve hareketinde, ibadetinde bin yıldan bu yana yaşayıp gelen adalet ve ahlakın eseridir.

Bu ahlak ve adalet, ne İMF'ye, ne hükümete, ne ilgili bakanlara, ne resmî-gayriresmî kurum ve kuruluşlara, ne demokrasiye, ne liberalizme, ne partiye, ne ideolojiye, ne yönetmeliğe, ne oy avcılığına, ne gösterişe, ne mezhebe, ne tarikata, ne derneğe, ne sivil toplum kuruluşlarına dayanmaktadır.

Bu aksiyonun dayanakları âhiret, merhamet, şefkat, fazilet, feragat, cömertlik, dayanışma, infak vb.'den ibaret bir ruh asaletidir.

Bu küçümen mescidin bodur minaresi kimbilir kaç yaşındadır? Ne kıyımlar, kıtlıklar, depremler, seferberlikler görmüştür. Gölgesinde kimbilir kaç muhtaç dinlenmiş, kaç susuz yolcuya su verilmiştir. Bu bakımdan asırlar süren bir geleneğin taş kesilmiş şahididir. Bugünlerde gördükleri mescit cemaatının atalarından yadigâr kalan bir davranışlar bütününden ibarettir. Minare için hiç de alışılmamış, görülmemiş bir şey değil. Büyütülecek bir şey değil. Elbette ki bu küçük mescit ve onun birkaç kişilik cemaatı, memlekette sürüp giden düzene bir karşı çıkış, bir alternatif, bir çözüm getirmek iddiasında olmadılar. Bu iddiaları ekran profesörlerine terkettiler.

Onlar sadece bu zor zamanda ellerini bağlayıp oturmaktan, hükümetten veya ABD'den, İMF'den, Dünya Bankası'ndan, AB'den gelecek müjdeli haberleri bekemektense; ne yapabiliriz acaba, diye düşünüp harekete geçenlerdir.

Ekmek kuyruklarında bekleşenleri, pazar artıklarını toplayanları, borçlarını ödeyemeyip dükkân kapatanları, parası olmadığı için hastasıyla birlikte hastane kapılarında bekleşenleri gördükçe yürekleri kanayanlardır.

İşte mübarek Ramazan yaklaşmaktadır. Rahmet kapıları ardına kadar açılacaktır. Ne mutlu bu günlerde ekmeğini muhtaç komşusu ile bölüşmek, bir yetimi giydirmek, bir borçluya yardım etmek faziletini gösterenlere. Dünyayı pençesine alıp kapitalist çarkları döndürmek üzere her melaneti işleyenler, yoksulların yoksul dünyasında tozu dumana katanlar, onların bilim babaları, teorisyenleri, taktisyenleri, iletişim kanalları, silahları, bombaları, tehditleri, serbest piyasa havarileri, işbirlikçi diktatörleri, para babaları, borsaları, bankerleri, kredileri, istikrar paketleri, çözüm önerileri, heyetleri, kongreleri, diplomatları, gazetecileri, strateji uzmanları, barış planları, esenlik bildirileri yukarılarda halkın aklının hiçbir vakit alamayacağı bir dil ile konuşuladursun, tartışıladursun.

Biz ekmeğimizi bölüşmeyi becerelim şimdilik yeter.

Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.


14 Kasım 2001
Çarşamba
 
MUSTAFA KUTLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED