![]() |
![]() |
![]() |
![]()
|
![]() |
![]() |
|
![]() |
![]() NEW YORK- Dominik Cumhuriyeti'ne gitmek üzere J. F. K. Havaalanı'ndan kalkan bir Airbus 300 uçağı üç dakika sonra yere çakıldı; en az 260 ölü var... 11 Eylül ertesinin her taşın altında 'terörist' aranan ortamında, pek çok kişi, aklına en kötü ihtimali getirdi; ancak yetkililer, çok geçmeden paniği önleyici haberi ilettiler: "Büyük ihtimalle mekanik bir ârıza..." Amerika'da 'terör' sözcüğü ülkenin temellerini sarsacak bir paranoyayı kışkırtmış durumda. Size en son haber: Kütüphanelerden ödünç alınan kitaplar, okurun kimliğini ele verecek cinsten iseler, yetkililere bildirilmek zorunda. Yakın zamana kadar 'fikir özgürlüğü' kavramına sahip çıkan anayasa maddesi altında hiçbir denetime tâbi olmadan görevlerini sürdüren Amerikalı kütüphaneciler, şimdilerde, mesleki tartışma ortamlarında, "Tâkip altında olduklarını okurlara haber verelim mi?" sorusuna cevap arıyorlar... Amerikalılar, çok uzun yıllardır ve haklı olarak, yaşadıkları toprakların 'özgürlükler ülkesi' olmasıyla iftihar ederlerdi; şimdi aydınlar farklı konuları değişik düzlemde tartışıyorlar. "Pek çok insanın hayatına mal olacak gerçeği itiraf ettirmek için azıcık işkenceden bir şey çıkmaz" görüşü, ülkenin en ciddi dergilerinden Newsweek ve Time'da bile savunucu buluyor; televizyonlar "İşkence o kadar da kötü bir şey sayılmaz" konusuna saatler ayırıyorlar. Başka ülkelerdeki insan hakları ihlâllerine kaş çatan Amerika gitmek üzere; Amnesty International ve Helsinki Watch gibi uluslararası örgütlerin raporlarında en fazla şikâyet alan ülke olabilir ABD... 11 Eylül'den sonra gözaltına alınanların sayısının 11 binin üzerinde olduğu New York Times'ta haberleştirildi. Washington Post'a göre, 11 Eylül'le irtibatlı olarak gözaltına alınanlardan ismi tespit edilebilenler 235 kişi; bunların üçte biri sonradan serbest bırakıldı, yarıdan fazlası ise vize usulsüzlüğü yüzünden içeride tutuluyor... Gerçek sayı, içeride hâlâ ne kadar kişi olduğu, bunların nereye götürüldükleri bilinmiyor. Tutukluların avukatlarıyla görüşme hakları var, ama bu hak da çoğunlukla kullandırılmıyor... Avukatların müşterileriyle yaptıkları telefon görüşmeleri ise teybe kaydediliyor... İslâm Dünyası'ndan ABD'ye seyahat etmek isteyenlere vize uygulamasında değişikliğe gidildi; 16-45 yaşları arasındaki kişilerin, FBI ve CIA'den onay alınabilmesi için, 20 gün öncesinden başvurmaları ve ahret sorularını cevaplandırmaları gerekiyor. Geçerli vizesi olmayan, ya da süresini geçirmiş kişilere eskiden müsamaha edilirdi, şimdi vizeliler bile sınırdışı edilebiliyor... Terörü başka ülkelerin başağrısı olarak görmeye alışmış ABD, kendisi teröre mâruz kaldıktan sonra, temel hak ve özgürlükler konusundaki eski tavrını gözden geçirme ihtiyacı hissediyor. Daha kurulduğu günlerde bireysel hakları vurgulayan esasları 'değiştirilemez maddeler' olarak anayasasına geçirmiş bir ülke ABD; Sovyetler Birliği'yle girdiği Soğuk Savaşı da özgürlükçü uygulamaları sayesinde zaferle bitirmişti. Ülkelerinde hakları çiğnendiğine inananlar için her zaman bir sığınaktı ABD. Bugünün terörle kirlenmiş havasına esir düşer ve tartışılan konularda geri adımlar atarsa, ABD, kendisini insanların gözünde değerli kılan özelliklerinden vazgeçmek zorunda kalacak. Bireysel haklar alanında geri adım 11 Eylül'den önce başlamış bir süreç aslında. ABD, 'secret evidence' (gizli kanıt) ve daha yakınlarda 'racial profiling' (etnik kimlik) uygulamalarıyla, istediği kişileri havaalanından içeri sokmayabiliyor, en ufak ihbarı göz altına alma sebebi yapabiliyordu. Bu uygulamalar 'yurtseverlik yasası' adıyla çıkartılan olağanüstü bir yasanın yürürlüğe girmesiyle son zamanlarda daha da arttı. Bu arada, ülkeye vizesiz girmiş veya vize süresini doldurduğu halde kalmaya devam eden Türkler de, diğer Müslümanlar gibi, topluca sınırdışı edilme tehdidi altındalar. Türklerin kendi aralarındaki haberleşmelerinde, son zamanlarda, sürekli olarak uğranılan mağduriyetler ele alınıyor. İş-güç sahipleri bile bu ihbar furyasından zarar görebiliyor. Bu gidişin esas ABD için hayırlı olmadığının görülmesini, ikiz kuleler ile Pentagon'u hedef alan uğursuz terör perdeliyor. Ancak, hak ve özgürlüklerin sınırlanabileceğine dair yasayı kabul eden Kongre, yönetimin bütün ısrarlarına rağmen, uygulamayı belli bir süreyle sınırladı; bu, yasama organında hassasiyetin varlığının işareti. Medya da, şimdi başkaları için istediği sınırlamaların dönüp kendisini vurmaya başladığını bir gün görecektir. Amerikalılar, hak ve özgürlükler bakımından üçüncü sınıf bir ülkenin vatandaşları haline dönüşmekten herhalde mutluluk duymayacaklar... Bakalım, yanlış hesaptan Bağdat'ta mı yoksa daha önce mi dönülecek?
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |