![]() |
![]() |
![]() |
![]()
|
![]() |
![]() |
|
![]() |
Stresinizi yönetin
![]() Günlük yaşamın bir parçası haline gelen stresi önlemeye çalışmak yerine, stresi yönetmeyi öğrenmek öneriliyor. H.Ü Sosyal Hizmetler Yüksekokulu Öğretim üyesi Dr. Vedat Işıkhan, Sosyal Hizmetler Dergisi'nde, "Stres Yönetimi" konulu yazısında stresi yönetmenin yollarına dikkati çekti. "Stresi önleyemeyiz ama onu yönetmeyi öğrenebiliriz" görüşüne yer veren Dr. Işıkhan, kişilerin stresle baş etmek için tipik bazı davranışlara yöneldiklerini ifade ederek, şunları kaydetti: "Bir çoğumuz ya sigaraya, yemeğe, alkole, ilaca ya da bunlardan birkaçına birden yöneliriz. Bazılarımızda strese tepki olarak geri çekilir, içine kapanır, pasifleşir, sorunlarıyla yüz yüze gelmekten kaçınır. Bazen de sorunlarını tümüyle yok sayarak, olayların dışına çıkar. Bir başka stresle baş etme biçimi de aşırı tepki göstermektir. Başkalarına yönelik öfke nöbetleri, kırıcı olma, kaygılanma bu davranışlardan bazılarıdır. Bazıları da hiç tepki göstermeyip sıkıntıyı içinde biriktirir. Bu birikimler sonucunda birey artık daha fazla dayanamayacağı için herhangi bir olayın hiç beklenmedik bir anda strese dönüşme olasılığı vardır." Stresin öldürücü bile olabileceğine işaret eden Vedat Işıkhan, stresin insanların kaderi olmadığını, herkesin yaşamını sürdürmesi ve gelişmesi için strese ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Stresi yönetebilmek için öncelikle stresin nasıl algılandığı ve belirli streslerin hastalık yapıcı etkilerini en aza indirmenin öğrenilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Işıkhan, yazısında şöyle dedi: "Algılayamadığınızı kontrol edip yönetemezsiniz. Bu yüzden ilk adım olarak stresinizi anlayın ve önlemlerini belirleyin. Stresi önleyemeyiz ama yönetebiliriz. Stres yönetiminin öncelikli amacı, stres düzeyimizi ortaya çıkarmaktır. Bu düzey, fonksiyonlarımızı ve sistemlerimizi fazla zorlamadan en etkin yerine getirdiğimiz düzeydir. Bu düzeyi koruyabilmek için kendimizi disipline etmeliyiz."
MASAJ, STRESİ YOK EDİYORMasajın stresi yok ettiğini, prematüre bebeklerin kilo, astımlıların soluk almasına, AIDS'li kişilerin bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine yardımcı olduğunu kaydeden Dr. Vedat Işıkhan, stresi azaltmak için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: l Yarım saatlik bir pedal çevirin çünkü beyin faaliyetlerinde yüzde 25 oranında artış sağlıyor. l Spor beyne daha fazla oksijen gönderiyor ve kaslardaki gerginliği azaltıyor. Stresi azaltmak ve vücudun rahatlatması için daha fazla oturun ve üzerinizdeki yükleri bırakarak rahatlayın. l Rahatlamak için hangi metodu seçerseniz seçin günde en az bir kez bunları yapmaya çalışın. l Oyun oynamayı günlük yaşantının ayrılmaz bir parçası haline getirin.
YÖNETİME YAVAŞ BAŞLAYINDavranışlarınızı değiştirmeye karar vermiş olsanız bile kendinizi, olumsuz tepkilere karşı iyi beslenme, egzersiz, rahatlama ve oyun gibi kişisel programlara yöneltin. l Kendinizde değişimin zor olduğunu göreceksiniz. Bu yüzden bunları kendiniz için kolaylaştırın. Bazen bir ve iki değişiklik için konsantre olun. l Yoga, müzik terapisi, grup terapisine katılın, anı defteri tutun, bir dost ile sorunlarınızı paylaşın. Bütün bu yöntemler, temelde umutsuzluk hissini gideriyor ve kontrol duygusunu da artırıyor. l Stresinizi yönetmeye yavaş yavaş başlayın. l Kendi stilinizi bulun, düşüncenizi değiştirebilmeniz için kendinize izin verin.
RAHATLAMAK İÇİN EGZERSİZKendinizi rahat hissedeceğiniz bir yere dik oturun, elleriniz kucağınızda ve gözlerinizi kapatın, l Burnunuzdan derin bir nefes alın, verin. Nefes alıp vermeyi hızlandırarak, 10-20 dakika sürdürün. Tüm düşüncelerinizi, nefes alıp vermeye odaklaştırın, ilginizin dağıldığını ve dikkatinizin başka şeylere kaydığını hissederseniz kendinizi toparlayın. l Nefes alıp verirken, aldığınız havanın vücudunuzun her noktasındaki akışını düşünün ve nefes alıp vermenin tazeliğini, enerji ve her türlü kas bağlantınızı gevşettiğini düşünün. l Bitirmeye hazır olduğunuzda gözlerinizi yavaşça açın ve aktivitelerinize yeniden başlamadan önce olduğunuz yerde bir süre öylece kalın.
Kadınlar daha DEPRESİFYaşam boyunca depresyon geçirme riskinin yüzde 15 dolaylarında olduğu, kadınlarda ise bu oranın yüzde 25'e kadar yükselebileceği bildirildi. Şişli Etfal Hastanesi psikiyatristlerinden Uzm. Dr. Sibel Mercan, insanların kendilerini zaman zaman üzüntülü ve mutsuz hissedebileceklerini, bu durumun uzaması ve nedensiz ortaya çıkan ruh sağlığı sorununun, depresyona yol açabileceğini belirtti. Mercan, depresyonun kadınlarda özellikle gebelik, doğum sonrası dönem ve menopozda arttığına dikkati çekti.
![]() |
![]()
|
![]() |
![]()
|
![]() |
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |