İrtica: Bulanık suda balık avlamak!

00:006/10/2006, Cuma
G: 27/08/2019, Salı
Yasin Doğan

Başbakan Erdoğan''ın ABD dönüşü uçakta söyledikleri dünkü manşetlere “zeytin dalı” ve “uzlaşma arayışı” olarak yansıdı. Erdoğan''ın tansiyonu yükseltmemeye çalıştığı anlaşılıyor. Erdoğan irtica söylemlerine katılmasa da askerin hassasiyetlerini küçümsemediğini göstermek için “diyalogla meseleyi bir çerçeveye oturtup gereken adımları atalım” çağrısı yapıyor. Bu anlayışın askerden aslında geçen hafta bir karşılık bulduğunu söylemek lazım. Çünkü Kuvvet Komutanlarının yaptıkları çıkışların ardından

Başbakan Erdoğan''ın ABD dönüşü uçakta söyledikleri dünkü manşetlere “zeytin dalı” ve “uzlaşma arayışı” olarak yansıdı. Erdoğan''ın tansiyonu yükseltmemeye çalıştığı anlaşılıyor. Erdoğan irtica söylemlerine katılmasa da askerin hassasiyetlerini küçümsemediğini göstermek için “diyalogla meseleyi bir çerçeveye oturtup gereken adımları atalım” çağrısı yapıyor. Bu anlayışın askerden aslında geçen hafta bir karşılık bulduğunu söylemek lazım. Çünkü Kuvvet Komutanlarının yaptıkları çıkışların ardından Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ile görüşmüş ve basına yaptığı açıklamaya göre “ortamı germekten kaçınalım” demişti. Bu görüşmeden hemen sonra gerek Cumhurbaşkanı Sezer''in gerek Büyükanıt''ın konuşmalarında irtica vurgusu beklentinin altında bir ağırlık taşıdı. Bunu Erdoğan''ın dünkü konuşmaları gibi “iyi niyet yaklaşımı” olarak da okumak mümkündür.

Erdoğan''ın kendisine güç kazandıran en önemli özelliklerinden birisi “açıklığı” diğeri ise “samimiyeti”dir. Liderlerin farklı mekan ve zamanlarda farklı konuşmalar yapması, hep ikircikli ya da gizli gündemli imajlar oluşturmuştur. Geçen dört yılda görülmüştür ki, Erdoğan her ortamda aynı dili kullanıyor. Yine bir çok olayda görülmüştür ki, Erdoğan farklı ortamlarda farklı konuşmadığı gibi, her ortamda da aynı samimiyetle konuşuyor.

Güven ve iyi niyet oluşumunun temeli aslında bu samimiyetten geçiyor. Türk siyasetinde güvensizliğin ana sebebi içle dışın bir olmaması, “takiyye”nin siyasetçinin endişe duyulan bir özelliği gibi görünmesidir. Oysa dobra dobra konuşmak, içinde bir şey gizlememek ve dürüst olmak her türlü diyaloğu başarıya götürecek sihirli sözcüklerdir.

İrtica söylemini dile getirenlerde eğer bir samimiyet varsa bu çabaya olumlu karşılık verirler. Devlet kurumlarının aynı dili kullanması, sorunları aynı kavramlarla tanımlayıp aynı teşhis ve tedavide buluşmaları önemli bir gerekliliktir. Hukuk herkes için geçerli, herkesin anlayacağı ve net olarak tanımlanan objektif kurallar getirir. Hukuk devletinin gereği sorunların tanımlanması ve çözümünde sistemin işleyiş süreçlerinin belirlenmesi, herkesin uyması gereken objektif kuralların kayıt altına alınmasıdır. Eğer ortada net olarak tanımlanmamış bir sorun veya suç varsa, bunun çözülme ve cezalandırılma yöntem ve süreçleri belirlenmemişse ortaya ciddi bir adaletsizlik çıkacak demektir.

İrtica''yla mücadele edilmesini isteyenler de eğer samimiyse bu kavramın tanımlanarak hukukun konusu yapılmasını kabul etmek durumundadır.

İrticanın muğlak ve bulanık bir kavram olarak kalarak kriz çıkarma kaynağı ve siyasal iktidar mücadelesinin bir enstrümanı gibi olması isteniyorsa burada ciddi bir samimiyetsizlik var demektir.

İrtica kavramının muğlaklığından medet umarak sivil alanı daraltmaya ve siyaseti etkisizleştirmeye çalışmak beklenen sonuçları hiçbir zaman doğurmayacaktır. Çünkü o zaman somut tehlike ile soyut ve sanal tehlikeler birbirine karışacak, şikayet edilen gelişmeler yaşanmaya devam edecektir. Gerçi bunların birbirine karışmasından özellikle mutlu olanlar da vardır. Ama eğer somut tehlike ile mücadelede gibi samimi bir istek sahibi olanlar varsa, bunların da eli boş kalacaktır. O halde sistem için tehlike olarak görülen aşırılıklar, fanatiklikler, sapkın yaklaşım ve hareketler hukuk devleti çerçevesinde değerlendirilebilir ve bunun sonucunda bir netice de alınabilir. Ama dini tüm anlayışların ve dindar kitlelerin tehlike ve tehdit kategorisine yerleştirilmesi “topluma”, “akla”, “insanlığa” zarar boşa bir uğraş olur.

Samimiyet ve doğru yöntem işin ruhunu oluşturuyor. Üzüm yemek yerine bağcıyı döğmek isteyenler ise geçmişten ders almalı…