1962 yılında Kocaeli’nde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini burada tamamladı. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. Ortadoğu'da başladığı gazeteciliğe Yeni Şafak Gazetesi’nde devam etti. 10 yıl boyunca Yeni Şafak Gazetesi Ekonomi Şefliği görevini yürüttü. 2006'dan bu yana Yeni Şafak'ta köşe yazarı olarak mesleğine devam eden Süngü, evli ve iki çocuk babasıdır.
Türkiye’ye özgü laiklik anlayışı gereği dini devlet işlerine karıştırmayan iktidarlar, konu ekonomik gelir getiren zekât olunca aynı laik(!) hassasiyeti göstermemişler. Ondan faydalanmaktan da hiç geri kalmamışlar. Türk Hava Kurumu yıllarca yasayla zekâtın toplandığı tek kurum olmuş. Araştırmacı Akademisyen Yunus Emre Aydınbaş’ın Ekonomik, Sosyal ve Hukuki boyutlarıyla Türkiye’de zekat analizi isimli doktora tezinde ezber bozan bilgiler var. Türkiye’de zekâtın devletle serüveninin yer aldığı araştırmadan
Türkiye’ye özgü laiklik anlayışı gereği dini devlet işlerine karıştırmayan iktidarlar, konu ekonomik gelir getiren zekât olunca aynı laik(!) hassasiyeti göstermemişler.
Ondan faydalanmaktan da hiç geri kalmamışlar.
Türk Hava Kurumu yıllarca yasayla zekâtın toplandığı tek kurum olmuş.
Araştırmacı Akademisyen Yunus Emre Aydınbaş’ın Ekonomik, Sosyal ve Hukuki boyutlarıyla Türkiye’de zekat analizi isimli doktora tezinde ezber bozan bilgiler var.
Türkiye’de zekâtın devletle serüveninin yer aldığı araştırmadan kısa alıntılarla konuya devam edelim;
**
“Zekâtla ilgili kanun maddelerinin uygulamasına dair usûl ve esasları içeren
yönetmelik I.Özal Hükümeti tarafından 1985 yılında hazırlanmış.
Ancak Özal da bu süreçte zekâtın merkezine, 28 Şubat sürecinde irticayla mücadelenin simgesel kurumlarından biri hâline getirilen, Türk Hava Kurumunu yerleştirmiş.
THK bu imtiyazını zaman zaman kaybetse de uzun süre koruyabilmiş hatta 28 Şubat süreciyle birlikte kamu erki tarafından zekâtın ödenebileceği mutlak merci olarak tayin edilmiş.
THK zaman zaman zekât toplama yetkisini Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile dönüşümlü olarak paylaşmak zorunda kalmış.
I. Özal Hükümetinin bu tutumunda o dönem Cumhurbaşkanlığı makamında Kenan Evren’in bulunmasının yönlendirici etkisi olduğu muhakkak olsa
da her politik karar gibi bu da eleştiriden vâreste değil.
Bu tarihten sonraki süreçte askerî vesayet odaklarının Özal’ın bu düzenlemesinin arkasında ısrarla durması, kamuoyunda zekât ve kurban derisini Türk Hava Kurumuyla özdeş hâle getirmiş ve kurumu tartışmaların odağına taşımış.
I. Özal Hükümeti, bu gelişmelerden bir yıl sonra 1986 yılında bu sefer kanun
seviyesinde düzenlemeye gitmiş ve yönetmeliği de hayata geçirmiş.
I. Özal Hükümeti Türkiye’deki gelir dağılımı adaletsizliğinin giderilmesi, kamunun sosyal hizmet kapasitesinin artırılması için genel bütçe dışı kaynak arayışında zekâtı bir imkân olarak görmüş.”
**
“1996 ila 1997 yılları arasında 1 yıl süreyle görevde olan 54’üncü hükümet -Erbakan Hükümeti- döneminde zekât mevzuatında herhangi bir değişiklik yapılmamış, zekâtın mevcut konumu ve yapısı değişmemiş.
Çok kısa süren iktidar döneminde Erbakan Hükümetinin bu konuya eğilecek fırsatının olmadığı, irtica söylemi ve 28 Şubat süreci başta olmak üzere hükümetin istifasını amaçlayan dönemin sunî siyasi gündeminden anlaşılmaktadır.”
**
2013 yılında AK Parti’nin iktidarı döneminde yapılan değişiklikle yönetmelik düzeyinde zekâtın resmiyetine son verilmiş. Yani başta THK olmak üzere devletin zekât üzerindeki tekeli kaldırılmış.
Buna mukabil yukarıda yer verdiğim araştırmada Covid-19 pandemisi ve 6-7 Şubat depremlerinin toplum üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla yapılan sosyal harcamaların finansmanında kullanılmak üzere zekâtın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile AFAD tarafından toplanıp dağıtıldığı, bu sürecin Diyanet İşleri Başkanlığınca denetlendiği, özellikle AFAD tarafından sürecin oldukça şeffaf ve yerinde yürütüldüğü belirtiliyor.
Doktora tezinin sonuç bölümü şöyle bitiyor; “Zekâtın, toplumun ve ülkenin geleceğini maddi ve ahlâki yönden güçlendirecek, nitelikli büyüme ve kalkınmayı destekleyecek programlar dâhilinde, planlı bir çerçevede kurum(sal)laştırılması ahlâki, milli ve demokratik bir sorumluluktur.”
Not; “Ekonomik, sosyal ve hukuki boyutlarıyla Türkiye’de zekât analizi” başlıklı doktora çalışmasına bu adresten ulaşabilirsiniz. (https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/)
**
Laikliği, din ile devlet işlerini ayırmak olarak tarif edenler, din işlerine karışmaktan, müdahale etmekten, hatta kullanmaktan hiç geri kalmazken, dinin devlet işlerine karıştığını iddia ederek bu fırsatçılıklarını gizlemeyi de başarmışlar.
Devlet topladığı vergilerle zaten sosyal adaleti sağlamakla görevlidir.
Zekât, dini bir yükümlülük olduğu için vatandaşın tercihine bırakılmalıdır.
O nereye vereceğini bilir.
#laiklik
#ekonomi
#zekat
#Yaşar süngü
Yorumlar
Merhaba, sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynak oluşturur. Lütfen diğer kullanıcılara ve farklı görüşlere saygı gösterin. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı dil kullanmayın.
Henüz yorum bulunmuyor
İlk yorumu siz yapın.
Kapat
Günün en önemli haberlerini e-posta olarak almak için tıklayın. Buradan üye olun.
Üye olarak Albayrak Medya Grubu sitelerinden elektronik iletişime izin vermiş ve Kullanım Koşullarını ve Gizlilik Pollitikasını kabul etmiş olursunuz.