1980 Anamur (Mersin) doğumlu. Kartal Anadolu İmam-Hatip Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi. 2011-2016 arasında Sabah gazetesinde çalıştı. Ortadoğu ve İslâm dünyası, Kılınç'ın hem çalışma sahası, hem de kendisini en huzurlu hissettiği coğrafya. Yayımlanmış 16 kitabı olan Taha Kılınç evli, 3 çocuk babası.
İngiltere Kralı III. Charles ve eşi Kraliçe Camilla, Ramazan’ın başlangıcından hemen önce Londra’daki bir restoranda basının karşısına çıktı. Asma Khan adlı Hindistan kökenli Müslüman bir hanımın işlettiği Darjeeling Express’e giden çift, ihtiyaç sahiplerine dağıtılacak yiyeceklerin hazırlanmasına yardımcı oldu. Kral ve Kraliçe, bir yandan mekânda bulunan çeşitli milletlere mensup Müslümanlarla sohbet etti, bir yandan da geleneksel Hint pilavı biryânî ve hurmaları paketledi.
Her dakikasının ve basına verilecek her pozun özenle planlandığı anlaşılan ziyaret sırasında, Kral III. Charles, dükkân sahibi Asma Khan’a hurmaların nereden geldiğini sordu. “Filistin” cevabını alınca yüzüne bir “hayranlık” ifadesi yerleştiren Kral, Filistin’in hurmaların yetiştiği en iyi yer olduğunu söylemeyi de ihmal etmedi.
Asma Khan’ın mekânından sonra Kral ve Kraliçe’nin durağı, İmad el-Erneb adlı bir Suriyeli mülteciye ait olan dükkândı. İmad ve ailesi 2015’te İngiltere’ye sığınmış, gerekli yasal izinlerin sağlanmasının ardından da 2020’de kendi Suriye restoranlarını açmış. Kraliyet çiftinin burayı özellikle ziyaret etmesinin mekânın şöhretini ne kadar artıracağını söylemeye bile gerek yok elbette.
Kral III. Charles ve Kraliçe Camilla’nın Ramazan pozları, bilhassa iki yönden çok dikkat çekiciydi:
Vaktiyle “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” olarak anılan İngiltere, sömürgelerini zaman içinde birer birer terk etmek durumunda kalsa da, kendine has üslubu ve yaklaşımıyla, farklı milletlerle ilişkilerini eskisi gibi sürdürüyordu. Müslüman azınlıkları ülkesine kabul ederken son derece rahat davranan İngiltere, onların çeşitli yetenek ve bağlantılarını da böylece içeriye taşımış oluyordu.
Meselenin, kendileriyle ilişki tesis edilen milletler açısından da anlamı büyüktü. İngiltere’yi kendilerini kucaklayan ve himaye eden bir baba gibi görüyorlar, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, -bilerek veya bilmeyerek- İngiliz menfaatlerine hizmet etmeye başlıyorlardı. Afrika’dan Asya’ya, İngilizlerin kontrolündeki bütün networkler önlerine açılırken, İngiliz devlet aklı da eski sömürgecilik sistemini -bu defa son derece gönüllü paydaşlar aracılığıyla- sürdürmeye devam etmenin keyfini çıkarıyordu.
Hesaplı görüntülerin ve ince ayarlı videoların eşlik ettiği medya kampanyalarının ışıltıları içinde, İngiltere’nin Hint Alt Kıtası’nda veya Bilâdüşşâm (Suriye, Filistin, Irak, Ürdün ve çevresi) topraklarında sebep olduğu yıkım kimseciklerin aklına bile gelmiyordu. Kral’ın dükkânını “şereflendirdiği” o Suriyeli esnaf muhtemelen, kendisini ta Londra’lara savuran DAEŞ tiyatrolarının arka planındaki İngiliz elini görmedi bile. Keza III. Charles’ın Filistin’i hurmalar üzerinden överken sergilediği sözde samimiyet, İslâm dünyasında nice ellerin alkışa koyulmasına sebep olmuştur.
İslâm coğrafyasında böylesine derin yıkımlara, çatışmalara ve parçalanmalara sebebiyet veren, çizdiği çapraşık sınırlar hâlâ savaşlara yol açmaya devam eden bir ülkenin, bugün Müslümanların zihin dünyasında ve şuuraltında neredeyse hiçbir negatif iz bırakmaması, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir husustur. Şüphesiz bu durum, İngiltere adına, kendi emperyalist hedeflerinin tahakkuku noktasında gerçek bir başarıdır.
Londra’yı uzaktan izlerken, insan kendi ülkesindeki İslâm düşmanlığının derinliğine de esef etmeden duramıyor doğrusu. Hemen her gün, farklı kılıklar ve kılıflar altında karşımıza çıkan bu düşmanlık, Türkiye’de özellikle sürekli kaşınan aktif bir fay hattının bulunduğunu gösteriyor. İsimleri ve soy isimleri Müslüman, Arap ve Osmanlı olan nice şahsiyetin, İslâm karşıtlığının en koyu biçimlerini sergiledikleri bir ülke Türkiye. İslâm düşmanlığı -“din düşmanlığı” demiyorum, zira söz konusu husumetin sadece İslâm’a ve Müslümanlara yöneltildiği görülüyor- Türkiye’nin en yaman ve can yakıcı sosyolojik gerçeklerinden bir tanesi maalesef.
Osmanlı bakiyesi bir ülkede böylesine kararlı ve örgütlü bir düşmanlığın varlığı, ülkemizin son 200 yıllık tarihini yeniden ve üzerinde düşüne düşüne okumayı gerekli kılıyor.
Merhaba, sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynak oluşturur. Lütfen diğer kullanıcılara ve farklı görüşlere saygı gösterin. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı dil kullanmayın.
İlk yorumu siz yapın.
Günün en önemli haberlerini e-posta olarak almak için tıklayın. Buradan üye olun.
Üye olarak Albayrak Medya Grubu sitelerinden elektronik iletişime izin vermiş ve Kullanım Koşullarını ve Gizlilik Pollitikasını kabul etmiş olursunuz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.