Gölge etme ABD

00:0025/06/2014, Çarşamba
G: 12/09/2019, Perşembe
Özlem Albayrak

11 Eylül"den sonra ABD"nin Irak"ı vurmasının sebebi, reelde 11 Eylül"ün karşılığını vermekti. Ancak yine de bunun için bir haklılık zemini gerekti. O zemin, Ortadoğu"da demokratik olmayan ülkelerde terör örgütlerine müsait şart ve kondisyonun doğal biçimde sağlandığı gerçeğinde bulundu ve Irak"ı işgalin gerekçeleri arasına "kitle imha silahlarını bulma ve yoketme"nin yanısıra "demokrasi götürme" de girdi.Daha sonra El Kaide ve bağlantılı örgütlerin bulunduğu gerekçesiyle Afganistan"da terörü temizleme

11 Eylül"den sonra ABD"nin Irak"ı vurmasının sebebi, reelde 11 Eylül"ün karşılığını vermekti. Ancak yine de bunun için bir haklılık zemini gerekti. O zemin, Ortadoğu"da demokratik olmayan ülkelerde terör örgütlerine müsait şart ve kondisyonun doğal biçimde sağlandığı gerçeğinde bulundu ve Irak"ı işgalin gerekçeleri arasına "kitle imha silahlarını bulma ve yoketme"nin yanısıra "demokrasi götürme" de girdi.

Daha sonra El Kaide ve bağlantılı örgütlerin bulunduğu gerekçesiyle Afganistan"da terörü temizleme görünümlü bir yıkım süreci başladı. Sanırım ne bugünkü Irak"ın ne de Afganistan"ın ABD müdahalesi öncesi durumundan daha iyi olduğunu söyleyemez kimse.

Bush Doktrini olarak da formüle edilen 11 Eylül sonrası Amerikası hakkında bunları neden yazdığıma gelince; demokrasi götürmek ya da Ortadoğu"da demokratik hareketleri desteklemek –aynı doktrine göre aksi terör doğurduğu için- açıktan kimsenin kolayca itiraz edemeyeceği ortak doğrulara, kabullere dayanıyordu. Ancak aynı ABD"nin Suud"la sıcak ilişkileri, El Kaide"nin bu ülkeyle olan varoluşsal bağını, aynı Suud"un yönetiminin de pek demokrasi sayılamayacağı gerçeğinin üstünü örtmeye yetti.

Bir fikir olarak demokrasi Irak kadar Suudi Arabistan"a da gerekmez miydi? Ortalama bir uluslararası ilişkiler izleyicisinin sorabileceği bu tür sorular oldukça naif gözüküyor değil mi? Evet öyle. Ancak, aslında cevabını herkesin bildiği bu ve benzeri soruların yine de sorulması gerekiyor.

Zira bunlar, Amerika"nın demokrasi konusundaki çifte standartını gün gibi ortaya koyuyor. Hatta, "demokrasi götürüyoruz" mottosunun tam aksine, Ortadoğu"da demokratik bir ülke olmanın bedeli bile ödenebiliyor bugünlerde. Zira demokrasi demek, ulusal iradenin tebarüz etmesi, Truman Doktrini ve Marshall yardımlarıyla vaktiyle güya komünistlikten korunan ama aslında bağımlılaştırılan ülkelerin ulusal bağımsızlık istemeye başlamaları, belli bir özgüven kazanmaları ve bağımlılık ilişkisine kısmen son vermeleri anlamına da geldi, geliyor.

Türkiye örneğine bakıldığında, uluslararası planda ortak algıyı manipüle etme gücü olan CNN gibi BBC gibi Batılı yayın organlarının, Sisi"ye karşı sokaklara dökülen ve kâh sniperlarca teker teker indirilen, kâh kurşun yağmuruna tutulan milyonlardan esirgedikleri ilgiyi, sivil bir darbe denemesi olduğu açık olan Gezi"ye göstermelerinin sebebi biraz da bu...

Bir dönem kitle imha silahları bulmak için Ortadoğu"yu hallaç pamuğu gibi atan ABD"nin, kırmızı çizgiyi giderek daha da yukarı çekmesinde, Ortadoğu"da halkın istemediği bir darbeciyi desteklemesinde, halkını öldüren bir diktatörü kınamakla yetinmesinde, sadece Irak tecrübesinin elinde patlaması ve Ortadoğu"da herhangi bir müdahale konusunda özgüveninin giderek kırılmaya başlamasıyla açıklanabilir mi? Hayır? Amerikan yüzyılının bittiğine delil olabilir mi? Bence, bu iyi bir ihtimal…

Ekmeleddin İhsanoğlu adı, resmin tamamı gözönüne alındığında oldukça anlamlı; uluslararası dengelere göre hareket edecek, son derece konformist olacak, darbeciye darbe diyemeyecek, Esed"i kınayamayacak ama aynı zamanda dindar görüntüsü verecek biri. Tam da Suudi Arabistan ve aslında bölge ülkelerinin Türkiye dışındaki tamamı gibi…

Bakınız; IŞİD adlı nevzuhur bir selefi terör örgütü eliyle Ortadoğu"da sekteryanizm yükseltiliyor; Suriye ve Mısır"daki istikrarsızlık önü alınamaz bir yangın gibi giderek çevreye yayılıyor. Terör arttıkça İslamofobi de –elbette- yükseliyor.

Bir zamanlar Ortadoğu"da demokrasinin olmadığı ülkelerde terörün yuvalandığı gerekçesiyle ülkeler işgal edilirdi, şimdi demokrasi isteyen kitlelere ateş açılırken kimseden ses çıkmıyor; demokrasisini ikame etmeye çalışan Ortadoğu ülkesinde ise, neredeyse yönetimi devirmeleri için sivillere destek veriliyor.

Tuhaf değil mi?

İnsanın, gölge etmeyin başka ihsan istemez, diyesi geliyor.