Sepet sepet yumurta

04:0030/11/2024, Cumartesi
G: 30/11/2024, Cumartesi
Özgür Bayram Soylu

Eskiden “sepet” dediğimizde aklımıza pazar alışverişi, domates-kabak ve birkaç taze yumurta gelirdi. Şimdi ise bu sepetler dijitalleşti, altın kaplama telefon kılıflarından ışıklı spor ayakkabılara kadar her türlü ürünü içinde barındırıyor. DHL’nin Online Alışveriş Trendleri araştırması bize Türkiye’nin çevrimiçi alışveriş alışkanlıklarını sunarken, aslında modern yaşamın ironik bir portresini de çiziyor. TIKLA, AL, MUTLU OL: ALIŞVERİŞİN ŞİFRELERİ Araştırmaya göre, Türk tüketicilerin %66’sı haftada

Eskiden “sepet” dediğimizde aklımıza pazar alışverişi, domates-kabak ve birkaç taze yumurta gelirdi. Şimdi ise bu sepetler dijitalleşti, altın kaplama telefon kılıflarından ışıklı spor ayakkabılara kadar her türlü ürünü içinde barındırıyor. DHL’nin Online Alışveriş Trendleri araştırması bize Türkiye’nin çevrimiçi alışveriş alışkanlıklarını sunarken, aslında modern yaşamın ironik bir portresini de çiziyor.


TIKLA, AL, MUTLU OL: ALIŞVERİŞİN ŞİFRELERİ

Araştırmaya göre, Türk tüketicilerin %66’sı haftada en az bir kez internetten alışveriş yapıyor. Yani, haftalık pazar ritüeli yerini ekran başında “ürünü incele, yorumları oku, sepete at” sürecine bırakmış durumda. Ve bu sepetler genelde giyim ve ayakkabıyla (%80) dolup taşıyor. Kozmetik (%49) ve yiyecek-içecek (%42) kategorileri de sepetin diğer popüler sakinleri. Bu veriler, Türk insanının giyinmeye olan düşkünlüğünü ve kendine bakma konusundaki hassasiyetini ortaya koyuyor. Ama bu listeyi okurken bir de şu soruyu soralım: Tüketici gerçekten ihtiyaçlarını mı satın alıyor, yoksa sosyal medyanın parlayan yıldızları mı sepetleri dolduruyor?

Eskiden mahalle pazarında gördüğümüz “komşudan tavsiye” modeli, yerini sosyal medyada takip edilen influencer’lara bıraktı. Araştırma, Türk tüketicilerinin %81’inin alışveriş fikirlerini sosyal medyada aradığını söylüyor. Hatta %65’i sosyal medya üzerinden, %53’ü ise Instagram aracılığıyla doğrudan ürün satın alıyor. Bu oranlar, sosyal medyanın artık yalnızca bir iletişim aracı değil, bir alışveriş merkezi olduğunu gösteriyor. Ancak burada önemli bir sorun var: Sosyal medyada alınan ürünlerin gerçek kalite ve beklenti uyumu ne kadar?
Çoğu zaman göz alıcı bir ürün, eve gelince hayal kırıklığına dönüşebiliyor. Sosyal medya pazarlamasının parıltılı dünyasında, kullanıcıların “ihtiyaç mı, heves mi?” sorusunu kendilerine daha sık sorması gerekiyor.

KREDİ KARTLARI: ONLİNE TÜKETİMİN YAKITI
Araştırmanın bir diğer çarpıcı bulgusu, ödeme tercihlerinde saklı. Türk tüketicilerinin %82’si alışverişlerini kredi ya da banka kartıyla gerçekleştiriyor. Bu oran, dünya ortalamasının (%41) iki katı. Üstelik her ay çevrimiçi alışverişe 801 TL ve üzeri harcama yapanların oranı %69.
Artan kredi kartı borçları, bireylerin finansal sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Harcarken keyifli olan “tıkla ve al” modeli, ödeme zamanı geldiğinde bir stres kaynağına dönüşebiliyor.
Globalleşmenin gücü, online alışveriş dünyasında da hissediliyor. Türk tüketicilerinin %51’i yurtdışından alışveriş yapıyor ve %57’si bunu ayda en az bir kez gerçekleştiriyor. En çok alışveriş yapılan ülkeler Çin (%57), Almanya (%46) ve ABD (%26). Daha uygun fiyatlar, geniş ürün çeşitliliği ve kaliteli ürün arayışı bu eğilimin arkasındaki temel motivasyonlar. Gümrük işlemleri, teslimat gecikmeleri ve iade süreçlerindeki zorluklar, yurtdışı alışverişini bir hayal kırıklığına dönüştürebiliyor.

Araştırmaya göre, Türk tüketicilerinin %99’u çevrimiçi alışverişte pazaryerlerini tercih ediyor. Trendyol (%93), Hepsiburada (%88) ve Amazon (%66) en popüler platformlar. Bu platformlar, geniş ürün yelpazesi, uygun fiyatlar ve hızlı teslimat seçenekleriyle tüketicinin gözdesi hâline gelmiş durumda. Ancak bu durum, küçük işletmeler için bir tehdit oluşturuyor. Büyük platformların domine ettiği bir pazarda, küçük oyuncuların varlıklarını sürdürmesi her geçen gün zorlaşıyor. Eskiden mahalle bakkalı “Şu peynir yeni geldi, tadına bak” derdi. Şimdi Instagram’daki “bakkalımız” ise “Bu ürünü kaçırırsanız mutsuz kalırsınız” diyor. Mutluluk ise filtreli bir yalanın arkasında saklanıyor.


TESLİMAT: “AMAN SEPETİM GÜVENDE OLSUN”
Çevrimiçi alışverişin belki de en kritik noktası teslimat. Araştırmaya göre, müşterilerin %34’ü tercih ettikleri teslimat seçeneği sunulmadığında sepetlerini terk ediyor. %92’si ise paketlerinin güvenli bir yere yönlendirilmesini istiyor. Ücretsiz teslimat seçeneği sunan mağazaların %64 oranında daha fazla tercih edilmesi de dikkat çekici. Buradan çıkarılacak ders şu:
Tüketici yalnızca ürüne değil, aynı zamanda teslimat deneyimine de önem veriyor. E-ticaret şirketlerinin teslimat süreçlerini iyileştirmesi, müşteri memnuniyeti açısından hayati önem taşıyor. Ancak modern tüketicinin teslimatla ilgili taleplerinin kargo firmalarını adeta stres topuna çevirdiğini de görmezden gelmeyelim.

Türkiye’nin online alışveriş haritası, pek çok fırsat ve tehdidi bir arada barındırıyor. Giyimden kozmetiğe, sosyal medya etkisinden yurtdışı alışverişe kadar geniş bir yelpazede tüketim alışkanlıklarımızı şekillendiren faktörleri inceledik. Ancak burada önemli bir soruyu kendimize sormamız gerekiyor: Bu alışverişlerin ne kadarı gerçekten ihtiyaç, ne kadarı tüketim çılgınlığı? Küresel trendlerin etkisiyle değişen tüketici alışkanlıklarımız, finansal ve çevresel sürdürülebilirlik açısından sorgulanmalı. Sosyal medya üzerinden alınan ürünlerin “hızlı moda” ve “çabuk tüketim” kültürüne katkı sağladığını unutmamalıyız. Gelin, sepetlerimizi doldururken daha bilinçli olalım. Unutmayalım, her bir sepette sadece ürünler değil, aynı zamanda tercih ettiğimiz bir dünya düzeni de var. “Sepet sepet yumurta, sakın bunu unutma!”

Bizde satın almanın hızı, pişmanlığın derinliğiyle ters orantılıdır.
#alışveriş
#internet
#tüketici