“Herkes gün olur evine geri döner!”

04:009/10/2024, Çarşamba
G: 9/10/2024, Çarşamba
Özgür Bayram Soylu

Ekonomik belirsizlikler, “hayatta kalmak lütuf değil haktır” diye haykıran kadınlar, çocukların hayatını çalarak insanlığa ihanet edenler, bir mesajla başlayan arkadaşlıkların yine bir mesajla son bulduğu, acıların bir emojiyle anlatılamadığı kasvetli bir tablo. Gülümseyen yüzleriyle anılarda kalan, ama artık aramızda olmayanların acı bir sessizliği ve umutsuzluğun hissedildiği günlerde, isyanlar büyüyor. Tam da bu noktada, MetroPOLL Araştırma’nın Türkiye’nin Nabzı Eylül ayı raporu, halkın büyük

Ekonomik belirsizlikler, “hayatta kalmak lütuf değil haktır” diye haykıran kadınlar, çocukların hayatını çalarak insanlığa ihanet edenler, bir mesajla başlayan arkadaşlıkların yine bir mesajla son bulduğu, acıların bir emojiyle anlatılamadığı kasvetli bir tablo. Gülümseyen yüzleriyle anılarda kalan, ama artık aramızda olmayanların acı bir sessizliği ve umutsuzluğun hissedildiği günlerde, isyanlar büyüyor. Tam da bu noktada, MetroPOLL Araştırma’nın Türkiye’nin Nabzı Eylül ayı raporu, halkın büyük bir kısmının bu umutsuz tablo karşısında artık bir çıkış yolu aradığını gösteriyor. Rapora göre, halkın %75’i siyasetin mevcut durumundan memnun değil ve muhalefetin beklentileri karşılayamadığını düşünüyor.


MUHALEFETİN BÜYÜK ÇIKMAZI
CHP ve İYİ Parti seçmeninin kimlik bunalımına girdiği, partilerinin neyi savunduğunu, hangi yolu izlediğini ve hatta bu yolun doğru olup olmadığını sorguladığı bir ortamda, AK Parti seçmeninin yuvaya dönmesinden daha doğal ne olabilir? Rapora göre, toplumun %72’si Türkiye’de bir muhalefet boşluğu olduğunu düşünüyor.
Ankara’da yaşayanlar bilir; eski evlerin aydınlığa bakan, ancak güneş görmeyen karanlık odaları vardır. Apartmanın hava boşluğuna bakarlar ama yine de “aydınlığa bakan oda” derler. Türkiye siyasetinin “aydınlık odası” da tüm ışıkları söndürüp, “öyle gel” demekten başka çözüm üretemeyen, zayıf aktörlerin unutulacak replikleriyle dolu muhalefetten başkası değil.
Bu durumu sadece ben söylemiyorum; rapora göre CHP seçmeninin yarısından fazlası da aynı fikirde. Milli meselelerde bile -mış gibi yapmaktan vazgeçemeyen, halkın gönlünde bir kıvılcım bile yakamayan bir muhalefet, ne kadar gelecek vadedebilir ki? Enflasyon döneminde tek argümanı ENAG’ın açıkladığı enflasyon rakamları olan ve toplumsal olayların yaşandığı bir dönemde tek motivasyonu parti içi liderlik mücadelesine dönüşen bir muhalefetten bahsediyorum.
MetroPOLL Araştırma Şirketi’nin Türkiye’nin Nabzı Eylül 2024 raporuna göre, AK Parti’nin oyları geri dönmeye başlamış durumda. Ezel dizisinde geçen güzel bir replik vardır: “
Hayatın kuralı bu yeğen! Ne kadar uzağa gidersen git, başladığın yere dönersin sonunda. Ne kadar değişirsen değiş, nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı...”
Muhalefetin kimliksiz bir siyasete büründüğü ve AK Parti karşıtlığı dışında başka bir motivasyon sunamadığı bir ortamda, seçmenlerin çaresizlikten AK Parti’ye geri döndüğünü söylemek, hem seçmene hem de seçmene haksızlık olur. Çünkü AK Parti kadroları, toplumun beklediği o “eve döndüğünüzde hissettiğiniz tanıdık sıcaklık” hissini henüz tam anlamıyla verebilmiş değil.

Öte yandan rapora göre, AK Parti hâlâ kararsız seçmenler arasında en güçlü parti olarak öne çıkıyor. Kararsızların dağıtılmasıyla birlikte AK Parti’nin oy oranı %31,9’a ulaşıyor. Bu oran, CHP ile başa baş bir mücadeleyi işaret ediyor, ancak aslında derinlerde muhalefete yönelik daha büyük bir güven kaybını da gözler önüne seriyor. CHP, muhalefet yapma becerisini kaybettikçe, halk “evine” AK Parti’ye dönüyor.


YENİDEN AYNI EV
Ekonomi yönetiminde başarısız bulunan iktidarın hâlâ nasıl destek topladığı sorusunun cevabı, aslında muhalefetin zaaflarında gizli. İnsanların %75’i siyasetten memnun olmadığını belirtirken, muhalefetin bu durumu düzeltmek için ortaya koyduğu somut bir plan veya heyecan verici bir vizyon yok. Elbette oyların geri dönmesini sadece ekonomik faktörlere bağlamak yetersiz kalır; burada siyasi alternatiflerin eksikliği de büyük rol oynuyor. Milli meselelerin yoğun yaşandığı, terörle mücadele, dış politika ve ulusal güvenlik gibi konuların ön plana çıktığı dönemlerde, seçmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü ve milli duruşunu tercih etmekte tereddüt etmiyor. Geçmişte gerçekleştirilen askeri operasyonlar, savunma sanayisindeki gelişmeler, Doğu Akdeniz politikaları ve sınır ötesi onurlu duruş, bu dönemlerde seçmenin Cumhur İttifakı’nı daha güçlü bir çözüm mercii olarak görmesine neden oluyor. Özellikle milli meselelerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yansıttığı kararlı ve güçlü imaj, kararsız seçmenler arasında “eve dönüşü” hızlandırıyor.
Vatandaş, milli konuların yoğunlaştığı zamanlarda karşısında güçlü bir lider ve hızlı karar alıcı görmek istiyor. Henüz kendi mahallesinde liderlik tiyatrosu sergileyen muhalefeti göz önünde bulundurduğumuzda, seçmenin Cumhur İttifakı’nı güvenli bir liman olarak görmesi, “eve dönüşe” ayrı bir önem katıyor.

MUHALEFET KENDİNE GELEMİYOR

Rapora göre kararsız seçmenlerin oranı %34’e ulaşmış durumda. Peki, bu büyük kitlenin kaygıları neler? Ekonomik sıkıntılar, işsizlik, enflasyon ve borçlar... Seçmenin en çok ihtiyaç duyduğu şey aslında çözüm önerileri ve güven veren bir lider. Ancak ne yazık ki, kararsızlar muhalefete güvenemiyor. Öyle ki, muhalefetin bir alternatif sunmadığını ve mevcut yönetimi devirebilecek kapasitede olmadığını düşünüyorlar. İlginç olan, ekonomik durumun kötüleşeceğine inananların oranı %50’nin üzerinde olmasına rağmen, bu olumsuz tablo muhalefete bir avantaj sağlamıyor. İnsanlar, belki de “eski kötü”ye geri dönmeyi, “belirsiz bir yenilik”ten daha güvenli buluyor.

Bir evin kapısını çalıp “beni içeri alın” dediğinizde, ev sahibi güven duymuyorsa o kapıyı açmaz. Siyasette de halkın güvenini kazanmak, bir ev sahibini ikna etmeye benzer. Muhalefet kapıyı çalıyor, ancak ev sahibini ikna edemiyor. Çünkü muhalefet, ev sahibine kapısız bir ev, yürüyen merdivende yürüyemediği için tavuk dürümcünün üst katına çıkan bir dar merdiven vaat ediyor. Sonuç mu? Ne diyelim, filmin sonu belli: Ekran kararıyor, jenerik akıyor ve seyirci yine aynı filmi izlediğini fark ediyor. Bu muhalefet perdesinde yeni bir gösterim olacak mı, şimdilik muamma.
Bizde siyaset çok konuşulur, az yapılır.
#politika
#ekonomi
#Özgür Bayram Soylu