Düşünce gücüyle giden otomobil

00:007/04/2011, Perşembe
G: 4/09/2019, Çarşamba
Mehmet Şeker

Benzinlisi var, mazotlusu var, lpg ile gideni var, doğal gazlısı var... Günün birinde fosil yakıtların tükeneceği tespit edildiği için, farklı enerji kaynakları arayışına gidildi.Bir arkadaşıma “Senin araç mazotlu mu” diye sormuştum, cevabı “Hayır, benim araç dizel” olmuştu.Bazen böyle durumlar yaşanıyor.Kim olduğunu söylemeyelim ki hiç öyle bir niyetimiz yokken, ayrımcılık yapmakla suçlanmayalım.* * *Trafik uyarılarında ara sıra “Alkollü araç kullanmayın” yazılarını rastlıyoruz.Bir çocuk da o yazıyı

Benzinlisi var, mazotlusu var, lpg ile gideni var, doğal gazlısı var... Günün birinde fosil yakıtların tükeneceği tespit edildiği için, farklı enerji kaynakları arayışına gidildi.

Bir arkadaşıma “Senin araç mazotlu mu” diye sormuştum, cevabı “Hayır, benim araç dizel” olmuştu.

Bazen böyle durumlar yaşanıyor.

Kim olduğunu söylemeyelim ki hiç öyle bir niyetimiz yokken, ayrımcılık yapmakla suçlanmayalım.

* * *

Trafik uyarılarında ara sıra “Alkollü araç kullanmayın” yazılarını rastlıyoruz.

Bir çocuk da o yazıyı görünce, “Baba, alkolle giden araba da mı yaptılar?” diye hayretle sormuştu yolda giderken babasına.

* * *

Son zamanlarda elektrikli araçlar üzerine ciddi şekilde eğildiklerini görüyoruz ilgililerin.

“Suyla çalışanı da yaptılar, yakında iman gücüyle gideni de yaparlar” diye yazmıştık geçenlerde ve bazıları gülmüştü.

Sanki dalga geçiyormuşuz gibi.

Aşk olsun!

Ne zaman gördünüz burada dalga dubara ile vakit geçirdiğimizi!

* * *

Alın işte, o yazının üstünden iki gün geçmeden, ilginç bir haber yer aldı basında.

“Düşünce gücüyle giden otomobil...”

Bu başlık altında şunlar yer alıyor:

“İlk denemelerinin Berlin''deki Tempelhof Havaalanı''nda gerçekleştiği projeye katkıda bulunan Volkswagen''in 24 yaşındaki çalışanı Henrik Matzke, ellerini kullanmadan arabayı hareket ettirdi, gerekli yerlerde aracın yönünü değiştirip frene bastı.”

* * *

Frene basması da, hareket ettirmesi gibi düşünce gücüyle...

Sürücü koltuğuna oturan kişinin kafasına kulaklık benzeri bir alet takılıyor.

Elini, kolunu, ayağını hatta başını bile hareket ettirmeden, sadece düşüncesiyle arabaya komut veriyor.

Beyin dalgalarını algılayan cihaz, arabayı yürütüyor, döndürüyor, durduruyor.

Bu yöntemle yol alan telepatik araç, saatte 23 kilometrelik hıza ulaşmış.

Deneme olduğu için böyle bir hız sınırı koymuşlar.

Bugün 23 olur, yarın 46, öbür günü sormaya gerek yok.

* * *

Tabii bu aracın daha geliştirilmesi gerektiği de belli.

Komutları semboller vasıtasıyla algılayan araç içindeki sürücü, düz yolda giderken, aklından sağa dönmekle ilgili bir sembol geçirirse, araç da bunu komut olarak algılarsa, fakat orada sağa dönen bir yol bulunmuyorsa ne olacak?

Düz yolda ilerlediği sırada, yandaki tarlaya veya ormana girmemesi için farklı algılayıcılar da eklenmeli.

Her zaman tarla olmaz yan tarafta, bazen de uçurum olabilir.

* * *

İnsan tuhaf yaratık.

Her gün bir ilerleme kaydetmeden yaşayamıyor.

Arılar, ayılar ve bütün hayvanlar milyonlarca sene önce nasıl yaşıyorsa bugün de aynı.

Fakat biz aklımıza gelen ne varsa gerçekleştirmek için çalışıyoruz.

Bu yüzden, her düşünceye ulaşmak mümkün.

Bazıları biraz zaman alıyor, o kadar.

* * *

Fatih Sultan, gemileri karadan yürütürken, biri gelip kulağına birşeyler fısıldasaydı.

Ve bugünkü uçakları tarif etseydi.

İleride, içinde yüzlerce insan bulunan demir yığınları, motor denilen bir alet sayesinde havada uçacak ve istediği düzlüğe konabilecek deseydi...

Fatih Sultan ne yapardı?

O güne kadar bekleyemeyiz, işimize bakalım der ve fethi tamamlardı sanırım.

Kesinlikle “Olmaz öyle şey” diyerek, kestirip atmazdı.