Hadi çabuk olun...Vakit hiç kalmadı!

00:0025/04/2000, Salı
G: 11/09/2019, Çarşamba
Mehmet Barlas

Mesut Yılmaz''ın, son dakikaya kadar mutlaka bir şeyler yapması şarttır..Mesut Yılmaz Çankaya''ya çıkamazsa, bu sadece onun siyasi hayatının sonu olmaz.. Süleyman Demirel''in emekli edilmesi ile zaten moralleri bozulmuş olan "belirli çevreler"in, Ankara''ya dönük son ümitleri de suya düşer..Bu bakımdan sade Mesut Yılmaz''ın değil, çıkarlarını Yılmaz''a endekslemiş "belirli çevreler"in de, son dakikaya kadar, ellerinden gelen herşeyi yapmaları şarttır..Mesela mümkün olsa, şu "şaibe" sözcüğünü sözlüklerden

Mesut Yılmaz''ın, son dakikaya kadar mutlaka bir şeyler yapması şarttır..

Mesut Yılmaz Çankaya''ya çıkamazsa, bu sadece onun siyasi hayatının sonu olmaz.. Süleyman Demirel''in emekli edilmesi ile zaten moralleri bozulmuş olan "belirli çevreler"in, Ankara''ya dönük son ümitleri de suya düşer..

Bu bakımdan sade Mesut Yılmaz''ın değil, çıkarlarını Yılmaz''a endekslemiş "belirli çevreler"in de, son dakikaya kadar, ellerinden gelen herşeyi yapmaları şarttır..

Mesela mümkün olsa, şu "şaibe" sözcüğünü sözlüklerden çıkartırlardı..

Mümkün olsa, toplumun, devletin ve medyanın hafızasındaki "dün"e ait bütün bilgileri silerlerdi.. Hepimiz, yeni doğmuş bebekler gibi, hiçbir şeyi hatırlamazdık..

Örneğin, Mesut Yılmaz ANAP''ın başına geçtikten sonra, bu partinin her seçimde küçüldüğü ve son genel seçimde halkın yüzde 90''ının (veya yüzde 88''i) Mesut Yılmaz''ın temsil ettiği siyasete "hayır" dediği, aklımıza bile gelmezdi..

Böylece, halkın "hayır" dediği Mesut Yılmaz, milletvekillerinin "evet" demesi ile, "Cumhur"un başı oluverirdi.

Mesut Yılmaz''ın cumhurbaşkanı olması için, "birileri"nin birşeyler yapması şart.. Bazı müteahhitler, bazı medya patronları ve bazı holdingler için, Ankara''da bir "ayak" bulunması, hayatidir..

Devlet ihale ve özelleştirmeleri, MHP''li Ulaştırma Bakanı Öksüz''ün gözetimindeki son "GSM cep telefonu"ndaki gibi olursa, zaten ürkek olan yerli sermaye, iyice ürker..

"Serbest rekabet ortamı", ulusal bağımsızlığımızın, egemenliğimizin ve istikrarın en büyük tehdididir..

Eğer devlet ihaleleri, "serbest rekabet ortamı" içinde yapılmaz ve özelleştirmelerden ucuza mal kapatma imkanı ortadan kalkarsa, bundan "bölücüler" ve "şeriatçılar" kârlı çıkar..

Ortada bunca enerji üretim ve dağıtım imtiyazı varken ve devlet bunca malı özelleştirecekken, Mesut Yılmaz''ın Ankara''daki etkinliğinin sona ermesi, kabul edilebilir mi?

Ben "devlet adamı"nın, ihaleden bir gece önce devlet konutunda, kendine yakın müteahhitlerle pazarlık edip, fiyat belirleyenini severim..

''Mesut Yılmaz''lar olmazsa, Türkiye''nin ekonomisi, gelişmiş Batı ülkelerinin ekonomilerine benzeyebilir.. İşini kötü idare edip, zararlarını devlet bankalarının ucuz kredileri ile kapatanlar, bu imkândan yoksun kalır..

O zaman ne olur?. Milli değerlerimiz, tehlikeye girer..

"Milli değerlerimiz" arasında, hepimiz biliyoruz ki, "medya-mafya-siyaset" üçgeni de vardır..

Mesut Yılmaz''ın Çankaya''ya mutlaka çıkması için, birilerinin mutlaka bir şeyler yapması şarttır.

Ah mümkün olsa ve 28 Şubat''ta Başbakan olarak atandıktan sonra, nasıl "birileri" milletvekili transferleri ile gerekli çoğunluğu sağladı ise, şimdi de böyle birş eyler yapılabilse..

Çabuk olmalıyız.. Bu gece yarısı herşey bitebilir.. Pamuk eller cebe.. Harcamadan kaçınamazsınız..

Mesut Yılmaz''ın cumhurbaşkanı olması şarttır..

Demirel''den sonra Yılmaz da etkisizleşirse, "saadet zinciri" kopabilir..

Sanki "şaibesiz siyaset"in tadı mı var?.

Kadında kalça, yemekte salça, siyasette ise şaibe, olaya renk katar..

"Halk" kim oluyor?. Zaten "halk" devreye girince, "vatandaş"ın huzuru kaçar hep..

Başka işimiz gücümüz kalmadı da, halkın Mesut Yılmaz''a "hayır" demesine mi kulak vereceğiz? Biz bu ülkeyi de, ihaleleri, teşvikleri, kredileri ve özelleştirmeleri de, sokakta bulmadık..

Hadi çabuk olalım.. Bir şeyler yapmalıyız!.

ŞAKA

Çanlar kimin için çalıyor?

"Hürriyet"te iyi şeyler oluyor..

Örneğin Sedat Ergin, pazar günkü yazısında, düşünce ve basın hayatını, küfür ve hakaretlerle kirletenlere, çok ağır ifadelerle karşı çıkmıştı..

Sedat Ergin, Hürriyet''in bir başka yazarı olan Fatih Altaylı''yı konu etmişti yazısına..

Diyoruz ki..

Çanlar, bütün dalaşanlar ve tüm bulaşanlar için, "Hürriyet''te bile" çalmaya başladı..

SAMİ SELÇUK

Türkiye derin bir nefes aldı!.

Yargıtay Başkanı Sami Selçuk''un, "Kanal-7"de Zahit Akman''la yaptığı söyleşi, ne kadar güzel ve ne kadar doyurucuydu..

Kopenhag''a UEFA finali için gitmeye hazırlanan, ama "Kopenhag Kriterleri"nin Türkiye''ye gelmesini önlemek için herşeyi yapmaya hazır olan "28 Şubat özürlüler", acaba Sami Selçuk''un çizdiği tabloya bakarak, gerçekleri gördüler mi?

"Hukukun üstünlüğü", "çoğulcu demokrasi", "insan hak ve özgürlükleri" denilince tüyleri diken diken olan ve sağa-sola saldırmaya başlayanlar, Sami Selçuk''un açıklamalarından yararlandılar mı acaba?

Türkiye''de, hem çok temel bir devlet kurumunun (Yargıtay) Başkanı, hem liberal, hem demokrat, hem de entellektüel olmak mümkündür.. Yeryüzünün en eski uygarlıklarını üreten Anadolu topraklarında, 21''inci yüzyılda fosillerin, dinozorların düşünce hayatına egemen olması, mümkün olmamalıdır..

Sami Selçuk, Türkiye''ye nefes aldıran bir hukuk ve düşünce adamıdır..

Zahit Akman''ı ve "Kanal-7"yi, önceki geceki programdan ötürü kutluyorum.