1976 yılında Ankara’da doğdu. Lisans eğitimi dahilinde ilahiyat ve iletişim okudu ancak tamamlamadı. Hece, Yedi İklim, Kaknüs, Kırkayak, Fayrap, Kırklar ve İtibar dergilerinde şiirleri yayınlandı. Portakal Turta Bir de Kirpi, Ablam Uzak Ülkede ve Amerika Sen Busun isimli şiir kitapları, Başka Masallar isimli “büyüklere masallar” kitabı yayınlandı. Kanal 7'de metin yazarlığı, çeşitli radyo ve televizyonlarda programcılık, senaryo yazarlığı, belgesel ve televizyon filmleri yönetmenliği yaptı.
Diyelim yer Milli Eğitim’e bağlı bir okul. 12 Mayıs Cuma günü okulun devletten 25 yıldır maaş alan öğretmenlerinden biri, bir başka öğretmene “pazartesi iş bak kendine, defolup gideceksiniz. Erdoğan seçimi kazanınca hiçbirinizi buralarda yaşatmayacağız” demiş midir sizce?
Diyelim yer Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğü. 12 Mayıs Cuma günü, THY’de 12 yıldır çalışan bir memur, bir başka memura “masanı şimdiden toplasaydın iyi olurdu. Nasılsa pazartesi gün Erdoğan seçimi kazanmış olacak. İlk iş seni ve
senin gibileri bu kurumlardan temizlemek” demiş midir sizce?
Örnekleri uzatmak mümkün, ama gereksiz…
Cumhurbaşkanlığı seçimi bitti biteli hangi arkadaşımla, hangi dostumla konuşsam bana çeşitli, türlü mobbing hikayeleri anlatıyor.
Şunu deyip memleketin kendini herkesten üstün gören dangalaklarını rahatlatmayı çok isterdim: “Bu Erdoğancılar, seçimden önce milleti işiyle gücüyle, ekmeğiyle tehdit etmişler.”
Fakat durum böyle değil. Dinlediğim tüm mobbing hikayelerinin başrolünde Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verecek insanların, Erdoğan’a oy verecek insanlara tehditleri var. Bir çeşit akıl tutulmasıyla, bir çeşit dangalaklıkla ve en önemlisi, seçimi kesin olarak kazanacaklarına dair geliştirdikleri mesnetsiz inançla terbiyesizlikte arş-ı alaya çıkmışlar.
Şimdi burada bir soluklanalım. Seçimi Recep Tayyip Erdoğan kazandığına göre, THY’de, TRT’de, Milli Eğitim’de yahut herhangi bir devlet kurumunda çalışan ve birlikte çalıştığı insanları ahlaksızca tehdit eden bu mobbingci hödükleri an itibarıyla işten çıkarmak uygun mudur?
Cevap veriyorum: Son derece uygundur. Niye uygundur biliyor musunuz? Yan yana çalıştığı mesai arkadaşını politik gerekçelerle tehdit edebilecek kadar alçalan insandan ne öğretmen olur, ne teknisyen olur, ne memur olur, ne tuvalet bekçisi olur. Olsalar olsalar aday olması halinde oy vereceklerini beyan ettikleri tuvalet terliği olur onlardan, başka bir şey değil.
Durmadan anlatıyorum. Kemal Kılıçdaroğlu’na oy veren ve bizatihi Kılıçdaroğlu tarafından “bu seçimi kesin olarak kazanıyoruz” cümlesine inandırılarak dolandırılan insanları rehabilite etmek gibi bir derdimiz ya da sorumluluğumuz yok. Sadece, kendilerini son derece mesnetsiz şekilde “üstün” olarak tanımlayan bu insanların şerrinden emin olmak zorundayız.
Sert mi konuşuyorum? Daha da sertleşeyim o halde.
Bugün Türkiye’yi net şekilde “iki millet” olarak ayıran anlayışın sahibi ben değilim. Dolayısıyla ortada benim düzelteceğim bir şey de yok. Adına “oligarşik Kamalizm” denilen illet, bağlılarına sanal, suni, mesnetsiz bir “üstünlük hissi” pompalaya-rak var olabiliyor ve post-truth da tam burada imdada yetişerek kendilerini bizden üstün zanneden bu aptal güruha istediği yalana dilediği gibi inanabilme konforu sağlıyor. Kılıçdaroğlu’na oy veren taksici bana diyor ki “Ekrem İmamoğlu başarısız görünsün diye Tayyip’in adamları yollara çukur açacak özel bir madde döküyorlar abi.”
Lan ben bu adamın nesini, nasıl rehabilite edeyim? Dahası, bu adamla birlikte yaşama zeminini nasıl ve ne şekilde yeniden tesis edeyim?
“Bu seçimde milyonlarca yabancı oy kullandı da Erdoğan o yüzden kazandı” diyen operasyon çocuklarına, bu operasyon çocuklarının yalan söylediğini bile bile inanmayı tercih eden; kendi seçim işleri başkanlarının “seçimde oy kullanan yabancı vatandaş sayısı 200 bin” beyanatı olduğu halde 5 milyon Suriyelinin oy verdiğine inanmaya devam eden dangalaklara hangi hakikati nasıl anlatayım? Deprem bölgesindeki ölüler adına oy kullanıldığına iman eden insana ne diyeyim? Kayıplarının yasını bile doğru düzgün tutmayı beceremeyip Erdoğan’a oy veren herkesi “aptal, gerzek, saçını Pril’le yıkayan zavallılar” olarak nitelemeye girişen ruh hastalarına hangi vasatı önereyim? Seçim gecesi hiç tasvip etmediğim bir şey olarak kutlama için bazı yerlerde tabanca atıldı. Bunlar o fırsatı bile kaçırmayıp “Kılıçdaroğlu kazansaydı konfetilerle, şampanyalarla kutlanacaktı, bunlar barbarlar gibi ateş ediyorlar” yazdılar. Kılıçdaroğlu seçimi kazansaydı o gece ortağınızın açık destekçisi olduğu PKK, insan öldürmeye başlayacaktı ulan. CHP İstanbul İl Başkanı’nın can-ı gönülden desteklediği harf azgını sol örgütler racon keseceklerdi. Gerçekten bunu bile göremiyorlar.
Yahu hepsini geçtim. Oy toplamak için “son konserim olabilir” diyen yavşağın bu yaz 20 tane konseri var. O yavşağa bakıp “kim, niye kandırıyor lan bizi?” bile demiyorlar yahu.
Bakın açık söylüyorum. Artık bizim, bu güruhu rehabilite edebilmek için yapabileceğimiz hiçbir şey olmadığına inanıyorum. O yüzden durmadan safları sıklaştırarak, mücadeleyi bir an olsun bırakmadan uğraşıp didinmekten başka hiçbir çıkar yolumuz yok.
Gevşemek de yok, politikacılar eliyle “güdülen” bu kütlenin ne denli tehlikeli olabileceğini bir an olsun akıldan çıkarmak da yok.
Bunu daha çok konuşacağız önümüzdeki dönemde.
Merhaba, sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynak oluşturur. Lütfen diğer kullanıcılara ve farklı görüşlere saygı gösterin. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı dil kullanmayın.
Aynen katılıyorum.Şirinlik yaparak olayı geçiştiremeyiz. Bu güruh şirinlik yaparak tedavi edilemez.Nasihat para etmiyor. Artık gereksiz şirinlikleri bırakıp öz vatanda paryalığı kabüllenme işini kesin ve net bir şekilde anladıkları dilden anlatma vaktidir.Bana düşmanca yaklaşana ben gül uzatırsam daha yaşayacak çok paryalığız var demektir.Mücadeleye devam .Rehavet yok.
Hepsini akıl hastanesine göndermek lazım
Çok güzel bir yazı olmuş. Bu arada öğretmenim
Kanserli hücrelerle uğraşıyoruz,yayılmalarını önlemek ve imha etmek için uzun bir tedavi süreci bekliyor bizi,Allah yardımcımız olsun
Bunların tedavisi mümkün değil. Katılıyorum.
uklarını gösteriyor. Kk nın kazanacağına inanmaları gibi
15 temmuzda çıplak eliyle hain darbeye karşı koyan bizleri twitter denilen lağım çukurunda ifraz ettikleri kuru sıkı tehditleri ile korkutacaklarını sanmaları gerçek hayattan ne denli koptı
kesinlikle
Ağzına yüreğine sağlık
Ah abi ah. Reisin en büyük hatası burada başlıyor; her seçim zaferi sonrası hakkını helal etmesinde. Oysa bu akıl fukaralarıyla mücadele etmesi lazım. Bunu yapmadığı için bir seçimde oyumu geçersiz olarak kullanmıştım. Geçen amcamın kızı Kemal'e oy vermem için beni aradı. Dedim "HDP teröristtir, ona oy veren herkes teröristtir, HDP Kemal'in ortağıdır" bana cevabı "Kürtlere nasıl oluyorda terörist diyorsun", cevabım "Kürtlere öyle birşey demedim ki". Karşı argüman olarak ise HÜDA-PAR'a terörist dedi ama tek kanıt gösteremedi. Dah beteri, HDP'ye terörist dememi 'kürtlere terörist' dedim diye algılayan, yine Kürt partisi olan HÜDA-PAR'a terörist derken, o cücük kadar beyniyle kendisinin de Kürtlere terörist demiş olduğunun farkına varıyor. Yani fena çekiliyorlar, fena bir haldeler. Bilim adamları fare, maymun gibi hayvanlar üzerinde deney yapmasın, CHP'liler deneylere en uygun mahluklardır..
Günün en önemli haberlerini e-posta olarak almak için tıklayın. Buradan üye olun.
Üye olarak Albayrak Medya Grubu sitelerinden elektronik iletişime izin vermiş ve Kullanım Koşullarını ve Gizlilik Pollitikasını kabul etmiş olursunuz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.