
İsmail Cem, bugüne kadar gördüğümüz en yerli dışişleri bakanı" dediğim zaman, bazı arkadaşlarım şaşkınlıktan küçük dillerini yutarlardı.
Şaşkınlıktan küçük dillerini yutarlardı, çünkü İsmail Cem''e bir ''yabancı''lık atfederlerdi.
Mensubu olduğu hükümete acayip tepkili olduğum halde onu hep ayrı tutuşum, birçok yazımda ona övgüler dizişim tuhaf bulunurdu genellikle.
Ben de bu tuhaf bulunuşu tuhaf bulurdum.
Değil mi ki İsmail Cem, eski Osmanlı memleketlerinin bir araya gelip kültürel, ticari, ekonomik ve siyasi ilişkilerini alabildiğine geliştirmelerini savunuyordu?
Ve değil mi ki bunu savunurken Üstad Sezai Karakoç''un hazırladığı Diriliş Partisi Programı''ndan aşina olduğumuz bir incelik ve nezaket gösteriyordu?
Diriliş Partisi Programı Madde 122: "Geçmişte birlikte olduğumuz ülkelere karşı davranışımız bu tarihi beraberliğin gereği olarak diğer ülkelere nazaran daha yakınlık ifade edecektir. Ancak bu yakınlık, onların vaktiyle bize bağımlılıkları sebebiyle duyarlıkları göz önünde tutularak, incitmeden, kırmadan sağlanacaktır. "
İsmail Cem de aynen öyle düşünüyordu.
Eski Osmanlı coğrafyası çapında bir işbirliği ve kaynaşmadan sözediyor, ancak, bazı hassasiyetleri gözeterek, Osmanlı''yı anmadan "Tarihi Paylaşan Ülkeler" demeyi tercih ettiğini belirtiyordu.
Bir televizyon programında "Tarihi Paylaşan Ülkeler Konferansı" projesini uzun uzun, ballandıra ballandıra anlatmıştı.
Beni mest eden bu muazzam proje ne yazık ki gerçekleşmedi.
Krizler filan çıktı, öyle kaldı.
Fakat İsmail Cem, tarihi paylaştığımız ülkelerle yakından ilgilenmeyi sürdürdü.
Bunu tarihi bir misyon olarak benimsemişti.
"İran''a yaptığı bir geziye biz de katılmıştık." diye anlatıyor iş adamı bir arkadaşım; "Giderken uçakta uzun uzun sobet etmiştik. Dışişleri''nin o güne kadar doğru dürüst bir Ortadoğu vizyonu geliştirmemiş olmasından yakınmıştı. Koskoca diplomatların bile ''hain Arap'' ve ''küstah molla'' gibi çirkin söylemlere itibar edebilmesine hayret ettiğini söylemişti. Bu tür önyargıların şekillendirdiği Ortadoğu siyasetleri yüzünden Türkiye''nin çok şey kaybettiğini ifade etmişti. ''Türk mallarının el üstünde tutulacağı bu kadar geniş bir pazarın nasıl ihmal edildiğini anlamakta güçlük çekiyorum'' demişti…"
2001 yılı başlarında (yoksa 2000 yılı sonlarında mıydı?), Türkiye sefaretinin uzun zmandır ''rölantide'' olduğu Bağdat''a yeniden büyükelçi tayin etti İsmail Cem.
Yine o aralar Libya''yı ziyaret edip ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin düzelmeye ve "kayıp yıllar"ın telafi edilmeye başladığını duyurdu.
İstanbul-Şam-İstanbul ve İstanbul-Tahran-İstanbul seferlerinin başlamasına katkıda bulundu.
Suriye ve İran''la yakınlaşmada büyük rol oynadı.
Bu ülkenin, gerçekten bu ülkenin dışişleri bakanı oldu.
Gerçekten bizim dışişleri bakanımız oldu.
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, dünkü yazısında ne güzel söylemiş:
"Kökenini kurcalamaya kalkanlar onun kadar ''Osmanlı'' olabilseler keşke."
Dün toprağa verdiğimiz İsmal Cem''e Rahmân ve Rahîm Allah''tan ganî ganî raymet diliyor, ailesi ve yakınları için Sabr-ı Cemîl niyaz ediyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.