
Bir duygu var ki onunla başa çıkmayı bir türlü beceremiyoruz, dizginlerini bir türlü elimizde tutamıyoruz. Öfkeden sözediyorum, öfkelerimizden...
Başka hiçbir duygu, insanın bu fani dünyaya iyiden iyiye kök salmış olduğu gerçeğini bu kadar açık gün yüzüne çıkarmıyor. Başka hiçbir duygu, iliklerine kadar ele vermiyor dünyevileşen insanı. Öyle ya, öfkelerimizi kabartan her şey, zaten fani olduğunu bildiğimiz bir şeylerin elimizden çıkmış olmasından kaynaklanmıyor mu? Tutkular, ihtiraslar, açlıklar, yetinmezlikler...
İnanmalıyız ki, her ani öfkenin altında, sükunetimizi feda ettiğimiz her isyanın ardında nefsimizin gemi azıya almasıyla ilgili bir iç sızıntı, bir benlik kaçağı var. Ve elbette fazlasıyla gurur...
Gururun öfkeyle ne ilgisi var? İlgisi var çünkü nefsin hükmetmekle, sahip olmayı vehmetmekle bir ilgisi var. Bunun kaynağı gurur...
Güce, zenginliğe, tartışılmaz güzelliğe, zevke ve sefaya, ölümsüzlüğe, bu dünyada sahip olunabilecek her şeye sahip olmanın en tabii hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Oysa dünya imtihanı güç kadar güçsüzlükle, zenginlik kadar yoksullukla, güzellik kadar çirkinlikle, zevk ve sefa kadar acı ve çileyle, hayat kadar ölümle örülmüş bir dramatik denge üzerinde yaşanıyor. İşte gurur bu terazinin nimetler kefesini tümüyle isteme cüretinin adı... Ve diğer kefeyi kendine yakıştıramamanın...
Bizler, içimizde kol gezen gurura işte terazinin kefeleri dengelenmeye başlandığı zamanlarda yakalanıyoruz. Gururumuz bize, hiçbir şeyden eksik kalmayacak kadar "tamam" olduğumuzu fısıldıyor. Bu yüzden her mahrumiyet, bizi öfkelendiriyor. Bunun adı da isyan!
Eskiler kanaatkarlık yordamıyla her güçlükte, her mahrumiyette, her kaybedişte bir hayır ararlar ve bulurlardı. Bizse elimizden kayıp giden her şey için, başımıza gelen her badire için öfkeleniyor, isyanımızı büyütüyoruz.
Bu kimyayı çözmek gerek! Çünkü bu kimya en çok nefsi bütünleyen kimyaya benziyor. Öfkelerinden arınmanın bir çaresine erişebilse insan, sanki nefsinin dizginlerini de hemen hemen eline geçirmiş olacak.
Öfke, tek başına nefsin geniş imparatorluğunu tarife yetmeyebilir. Ama bana öyle geliyor ki, uzaklardan işittiğimiz tüyler ürpertici bir ıslık sesi gibi, öfkenin söylediği şarkı nefsin üstümüze doğru yürüyüşünü haber veriyor. Elbette her defasında değil; ama çoğu zaman bu böyle...
"Öfkeyle kalkan zararla oturur" diyenler boşuna dememiş. Bizim bugünkü sosyal manzaramız bunun ispatı adeta... Bütün sosyal temas noktalarımızda öfke kıvılcımları çakıyor. Bu kıvılcımların yangınları tetiklediği daha vahim durumlar da var. Yerimizden öfkeyle kalkmaya, öfkelerimizi kılavuz edinmeye devam ettiğimiz sürece bu yangınların sayısı ne yazık ki artacak.
Her ne kadar kulağımıza tuhaf geliyor olsa da bu bir gerçek; iyilik duygusunu yeniden keşfetmek mecburiyetindeyiz hepimiz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.