Anayasalar ve cumhurbaşkanlığı seçimi

00:0016/01/2007, Salı
G: 28/08/2019, Çarşamba
Davut Dursun

Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye''nin siyasi gündeminin en başında yer alıyor. Nisan ayının on beşinde aday gösterme süreci başlayacağına göre zaman hızla geriye doğru saymaya başlamış bulunuyor. Üç ay dediğimiz zaman nedir ki bir anda gelir geçer!Türkiye''de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birbirinden farklı rejimlerin uygulandığı gözleniyor. Cumhuriyet döneminde yürürlükte olan üç ayrı anayasa, cumhurbaşkanlığı kurumunu birbirinden farklı düzenlemiş ve seçimiyle ilgili farklı sistemler öngörmüştür.Bir

Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye''nin siyasi gündeminin en başında yer alıyor. Nisan ayının on beşinde aday gösterme süreci başlayacağına göre zaman hızla geriye doğru saymaya başlamış bulunuyor. Üç ay dediğimiz zaman nedir ki bir anda gelir geçer!

Türkiye''de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birbirinden farklı rejimlerin uygulandığı gözleniyor. Cumhuriyet döneminde yürürlükte olan üç ayrı anayasa, cumhurbaşkanlığı kurumunu birbirinden farklı düzenlemiş ve seçimiyle ilgili farklı sistemler öngörmüştür.

Bir bakıma Atatürk anayasası olan 1924 Anayasası, cumhurbaşkanlığı seçimi süresini parlamento seçimine bağlamış ve parlamentonun yenilenmesiyle birlikte yeni cumhurbaşkanının seçileceğini düzenlemişti. Ancak seçimiyle ilgili herhangi bir farklılık söz konusu değildi. Parlamento üyelerinin çoğunluğunca seçilmekteydi. Yenilenen parlamento ilk gündem maddesi olarak yeni cumhurbaşkanını seçiyordu.

Bilindiği gibi 27 Mayıs 1960 darbesine kadar yürürlükte kalan 1961 Anayasasına göre yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olağanüstü bir gelişme yaşanmamıştır. 1950''ye kadar tek parti yönetimi sırasında Cumhuriyet Halk Partisi, ilk genel başkanı M. Kemal ile ikinci genel başkanı İ. İnönü''nü rakipsiz şekilde cumhurbaşkanı makamına taşımıştır. Atatürk''ün ölümünden sonra yerine seçilecek kişi konusunda bir olağanüstülük yaşanmışsa da İnönü, o sırada devlet yönetiminde dışlanmış olmasına rağmen bürokrasiye ve orduya olan hakimiyeti rakiplerin önüne geçmesini ve cumhurbaşkanlığı makamına çıkmasını sağlamıştır. Atatürk sağlığında İnönü''yü başbakanlıktan uzaklaştırmışken ölümünden sonra cumhurbaşkanlığına çıkmıştır.

14 Mayıs 1960 genel seçimi ile iktidara Demokrat Parti gelince bu sefer cumhurbaşkanlığı makamına DP lideri Celal Bayar taşınmıştır. 1954 ve 57 seçimleri sonunda da durum değişmemiştir.

1924 Anayasasının yürürlükte kaldığı dönemde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sorun olmadığını ve parlamentonun yenilenmesiyle birlikte cumhurbaşkanlarının da yenilendiğini görüyoruz.

1961 Anayasası, diğer alanlarda olduğu gibi cumhurbaşkanlığı makamı ve seçimi konusunda farklı bir sistemi getirmiştir. Öncelikle cumhurbaşkanlarının görev süresini yedi yıla çıkarmış, bir kez seçilebilmesini düzenlemiş, partisiyle ilişkisini koparmış, yetki ve sorumluluklarını yeniden düzenlemiştir. En önemlisi ise parlamento dışından da aday olabilme imkanı getirmiştir. Seçimini de öncekinden farklılaştırarak parlamentonun üçte iki oyunu gerekli görmüştür.

1961 Anayasasının yürürlükte kaldığı sürede 1961, 1965 ve 1973''te cumhurbaşkanı seçimleri yapılmıştır. Her üç seçimde de asker kökenli adaylar cumhurbaşkanı seçilmişlerdir. Bunlardan 1961 seçimleri ile 1973 seçimleri olağanüstü gelişmelere yol açarken 1965''teki ortamda Emekli Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay dışında bir aday düşünülmemiştir. Hatırlanacağı gibi 1961''deki genel seçimlerde Demokrat Partinin devamı niteliğindeki partilerin meclis çoğunluğunu kazanmaları üzerine Samsun Senatörü Prof. Dr. Ali Fuat Başgil''in adaylığı söz konusu olmasına rağmen yapılan baskı ve zorlamalar üzerine Başgil adaylıktan ve senatörlükten çekilmek zorunda kalmış ve darbecilerin adayı Cemal Gürsel seçtirilmiştir.

Şu anda yürürlükte olan 1982 Anayasası da cumhurbaşkanlığı makamı ve seçimi konusunda yeni düzenlemelere getirmiştir. Genel olarak sistem içerisinde cumhurbaşkanlığı makamının iyice güçlendirildiğini, son derece geniş yetkilerle donatıldığını, seçimi hususunda da dört turda sonuçlanabilecek bir seçim sistemi getirdiğini söylemek mümkün. Aslında 1961 Anayasasına parlamenter sisteme göre sembolik konumda olan cumhurbaşkanlığı makamını yeni anayasa bir tür vesayet makamına yükselterek yürütmenin bu ayağını güçlendirmiştir. Bunda elbette ki 12 Eylül lideri Kenan Evren''in cumhurbaşkanı olmasının payı büyüktür. Diğer yandan 61 Anayasasına göre cumhurbaşkanı seçiminin 12 Eylül öncesinde çözümsüz kalması nedeniyle kademeli bir seçim sistemi getirilerek her halükarda sonuçlanabilecek bir sistem öngörülmüştür.

Mevcut anayasayı göre ilk cumhurbaşkanı K. Evren, anayasa oylamasıyla birlikte seçilirken onu takiben T. Özal, S. Demirel ve A. N. Sezer''in seçimleri sorunsuz şekilde gerçekleştirilebilmiştir. 61 Anayasasıyla askeri şahsiyetlerin, 82 Anayasasıyla ise Evren''den sonra sivil kişilerin bu makama seçilmiş olmaları önemli bir gelişmeye işaret etmektedir.

Şimdi önümüzde yeni bir cumhurbaşkanı seçimi var. Tartışmalar uzun zamandır yapılıyor ve önümüzdeki günlerde de yapılmaya devam edecek. Mevcut anayasaya göre seçimin bir sorun yaratmayacağı ve kolaylıkla sonuçlanacağı söylenebilir. Ancak kimin aday olacağı, kimin seçileceği konusunda siyasi tartışmalar şimdiye kadar hiç görülmediği bir biçimde tartışma konusu olmaktadır. Bakalım bu tartışmalar nereye varacak?