Yeni Şafak·ALİ SAYDAM - Muhalefetin ‘Freedom House’ ile iş birliğiKenan Evren, 2006 yılının Kasım ayında, uzun bir aradan sonra yeniden manşet oluvermişti… Gazinocular kralı diye bilinenFahrettin Aslan’ın oğluSacit Aslan, “Babam bir sanatçı hanımefendiyi bir Paşa’ya götürdü” deyince Evren de dayanamamış, “O Paşa ben değilim!” diye isyan etmiş, bu da onu ‘haber’ yapmıştı…Evren’in davranışını, iletişim çalışmalarında, “Kendi Krizine Neden Olmak” diye adlandırırız… Şüpheyi gerçek kılmakta üstüne olmayan
, 2006 yılının Kasım ayında, uzun bir aradan sonra yeniden manşet oluvermişti… Gazinocular kralı diye bilinen
’ın oğlu
, “Babam bir sanatçı hanımefendiyi bir Paşa’ya götürdü” deyince Evren de dayanamamış, “O Paşa ben değilim!” diye isyan etmiş, bu da onu ‘
’ yapmıştı…
Evren’in davranışını, iletişim çalışmalarında, “Kendi Krizine Neden Olmak” diye adlandırırız… Şüpheyi gerçek kılmakta üstüne olmayan bir yöntemdir…
12 Mart 1976 tarihli
, yıllar sonra ABD Başkanı seçilecek
’un yazdığı bir mektuba yer vermiş (
)…
Bush, o dönemde
Merkezi İstihbarat Teşkilatı
’nın (
) direktörüymüş… Mektup,
adlı STK’nın “CIA tarafından fonlanmadığını” dile getiriyormuş… Yani, “O Paşa, Freedom House değil” diyormuş…
Bazı raporlar, CIA fonlarının
Uluslararası Kurtarma Komitesi
’ne (International Rescue Comittee) yönlendirildiğini ve Komite’nin Başkanı
’nin aynı zamanda Freedom House’un da Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu ortaya koyunca, kendisinden bu konuya açıklık getirmesini Freedom House istemiş…
Freedom House, 1941’de dönemin ABD Başkanı olan
tarafından kurulmuş. Misyonlarını da “Özgürlük ve demokrasiyi yaymak” olarak özetliyorlarmış.
Bu STK ile ilgili
’nın web sitesinde
tarafından kaleme alınmış bir analize rastladık. Şöyle diyor Ulutaş:
“Amerika’nın fiyaskoyla sonuçlanan ‘demokrasi ihracı’ politikasının aktif uygulayıcılarından bir kuruluş. Bu uygulamayı da ‘özgürlük aşkına’ yapan değil, ABD yönetiminin örtülü operasyonlar için para aktardığı ve Nikaragua’dan İran’a kadar geniş bir coğrafyada ABD dış politikasının aracılığını yapan bir kurum.” (https://www.setav.org/freedom-house-ve-ciain-yapmadigi/)
Eski ABD Başkanı
’ın başkanlık kütüphanesi tarafından yayınlanan belgelere göre, Freedom House 1980’lerde El Salvador’da CIA tarafından organize edilen bir propaganda operasyonuna dâhil olmuş. Leo Cherne ve dönemin CIA Direktörü William Casey birlikte ‘verimli’ (!) bir çalışma yürütmüşler…
“Şimdi nereden çıktı bu Freedom House konusu?” diyenler için açıklayalım. Bunlar yine bir endeks yayınlamışlar ve Türkiye’yi internet konusunda “Özür olmayan ülkeler” kategorisine sokmuşlar…
Tam da dezenformasyonla mücadele yasası Meclis’te kabul edildikten sonra… Ne tesadüf?!..
Fakat bir kez daha üzüldük…
Rapora değil elbette… Orası malum; ülkelerinin çıkarlarına hizmet etmek için manipülasyonu kullanan kuruluşların işleri…
Ulutaş’ın yazısından bir bölüm daha aktaralım:
“Freedom House’ın beslendiği National Endowment for Democracy’nin kurucularından Allen Weintein’in Washington Post mülakatında söylediği gibi; bu kuruluşların bugün yaptıklarını 25 sene önce CIA örtülü bir şekilde yapıyordu. Hayır, yaptıkları çalışmanın ve indekslemenin salt bir siyasi operasyon olduğunu söylemiyorum. İndekslemelerine vahiy edasıyla yaklaşanların yanıldığını, Freedom House’ın siyasi hesaplamalarının ve karanlık diyebileceğimiz bağlantılarının da olduğunu söylüyorum. Bir yönetim kuruluna göz atın ne demek istediğimi anlayacaksınız.”
Üzüldüğümüz; bizim muhalefetin bunlarla aynı ağızdan konuşması…
Bunların raporlarını, tezlerini dayanak olarak kullanmaları…
‘Batı’nın ekseninden çıkamamaları…
, nakit ve kredi kartı ödemelerine alternatif olarak geliştirdiği “Alışgidiş” sisteminin lansmanını yapmış. Bu yöntemle, Fibabanka müşterisi olsun olmasın herkese, kredi kartsız, kart limitsiz, bankaya gitmeden kolay ve anında kredi imkânı ile peşin fiyatına 0 faizli ödeme alternatifleri, 36 aya varan vade seçenekleriyle 55 markada, 11 bin 400 mağaza ve 100’ün üzerinde e-ticaret platformunda ‘Şimdi Al Sonra Öde’ finansman modeli sunuluyormuş. Bizce iletişimin “11 Altın Kuralı” vardır; bunlardan biri de ‘
Farklılaşmaları Yönetebilmek
’… Dijitalleşme ve hız çağına uygun bir ‘farklılaşma’ modeli bulmuşlar…
“Dünyada ilk defa fezaya araç gönderen milletler arasına girmemizi sağlayan liseli gençlerin” hikâyesini anlatan “Bandırma Füze Kulübü” adlı film,
iş birliğiyle dün Ankara’da vizyona girmiş… Heyecan duyduğumu itiraf etmeliyim… Hem kendi adıma hem de gençlerimiz bu ilham verici serüveni öğrenecekler diye… 1957’de, Bandırma’da bir lisede öğrencilerin kurduğu
’nün adı önce
imiş… Rusya’nın
füzesini uzaya göndermesiyle harekete geçen ve 1953’te bu konudaki araştırmalarına başlayan gençler, okullarında atom enerjisi, roketler, füzeler ve uzay hakkında çeşitli konferanslar düzenlemişler.
, 1959’da liseden ayrılarak
Bandırma Havacılık ve Uzay Araştırma Derneği
(HUZAD) olarak resmiyet kazanmış. 10 Ekim 1959’da fırlattıkları ilk füze 40 metre yükseğe çıktıktan sonra denize çakılmış ama üçüncü denemede başarıya ulaşmışlar. (Dilara Yurtseven, MAG PR)
’un geliştirdiği sesli simülasyon teknolojisi aracılığıyla görme engelli müşterilerinin flo.com.tr ve FLO mobil uygulamasını rahatlıkla kullanabilmesini sağlamış. Misyonlarını “herkesin ayakkabıcısı olma” cümleciğiyle (tagline) açıklayan FLO, bu yola uygun bir adım atmış görünüyor. Keşke bu teknolojinin nasıl kullanılacağını da anlayabilseydik… (Serap Öztürk, Medyaevi)
#Kenan Evren
#Fahrettin Aslan
#ABD
#Bush
#CIA