Neden yeni bir postmodern darbe istenmiyor?

00:0010/10/2006, Salı
G: 27/08/2019, Salı
Akif Emre

Bir Amerikan elçisinin Türkiye''de yaşanan siyasi daha doğrusu irtica tartışmalarını “kakofoni” olarak nitelemesi, bizzat irtica söyleminin aşağılamak istediği toplum kesimlerince nasıl karşılanmıştır dersiniz? Bir yanda kendi devletinin yetkililerinin haksız suçlamaları, aşağılamalarına karşı kurtarıcı imajı çizen bir (Amerikalı) yabancı diğer tarafta inanç özgürlüklerinin bile kısıtlanabileceğini savunan yerli ama değerlerine yabancı…Ben kendi adıma, ülkemin bir Amerikalı tarafından kakofoni/k

Bir Amerikan elçisinin Türkiye''de yaşanan siyasi daha doğrusu irtica tartışmalarını “kakofoni” olarak nitelemesi, bizzat irtica söyleminin aşağılamak istediği toplum kesimlerince nasıl karşılanmıştır dersiniz? Bir yanda kendi devletinin yetkililerinin haksız suçlamaları, aşağılamalarına karşı kurtarıcı imajı çizen bir (Amerikalı) yabancı diğer tarafta inanç özgürlüklerinin bile kısıtlanabileceğini savunan yerli ama değerlerine yabancı…

Ben kendi adıma, ülkemin bir Amerikalı tarafından kakofoni/k aşağılamaya maruz kalması karşısında son derece huzursuz oldum. Bu ülkenin değerlerine saldırılması kadar bir yabancı diplomatın aşağılamasına maruz bırakılmasından herkesin rahatsız olması gerekir. Bu yabancı, kendi vergisiyle maaş ödediği görevlilerin değerlerini aşağılamasına karşı çıkıyor olsa bile…

Peki, Türkiye''de inanç özgürlüğünün ve kendi değerlerinin savunulmasının bir Amerikalı diplomata havale edilecek hale getirilmiş olmasının sorumluları kim? Bu soruyu başka açıdan da sorabiliriz: Amerika neden Türkiye''de yeni bir darbe istemiyor? Genel söyleminde “İslam faşizmıi, İslami terör” sözünü eksik etmeyen hatta tüm İslam dünyasını adeta terör listesine alan bir yönetimin temsilcisi neden Türkiye''de terör ya da yerli versiyonuyla irtica tehdidi karşısında koruyucu kanatlarını geriyor? Daha soğuk savaş dönemi biter bitmez komünizm yerine ortak düşmanı olarak İslam''ı hedef gösteren NATO''nun müttefiki Türkiye''de muhtemel bir postmodern darbeye karşı peşinen karşı çıkma ihtiyacı hissediyor? Oysa 28 Şubat postmodern darbesinin 1990''ların başında ilan edilen stratejik konseptten bağımsız olmadığı bilindiği halde?

Amerika, kanla sahneye konduğu Büyük Ortadoğu Projesi tüm bölgeyi kuşatmışken dini söyleme sahip olduğu düşünüldüğü için dayak atılmak istenen bir iktidara karşı postmodern darbe hevesine neden karşı çıkar? Bu soruya verilecek cevap aslında Büyük Ortadoğu Projesi''nin nasıl Ortadoğu ve dolayısıyla Türkiye tasavvuruna (varsa tabiî) sahip olduğunu gösterir. Nitekim Brookins Enstitüsü Türkiye Direktörü Ömer Taşpınar tam da bu soruya cevap arıyor ( Radikal, 9 Ekim 2006).

Ona göre “Osmanlı''dan gelen ve Kemalizm sayesinde daha da gelişen güçlü bir kanun ve devlet geleneği… Türkiye''deki İslami eğilimi dengeliyor.” Yani, aslında siyasetin askeri vesayet altında olmasından rahtsız olan yok. “Demokrasi: Arap dünyasının aksine, Türkiye''de 60 yıldır çok partili bir siyasi hayat tecrübesi mevcut.” Her fırsatta askeri darbeye alkış tutan seçkin zümrenin zinde varlığına rağmen her nasılsa demokratik geleneğe güvenilmesi iktidara yapıştırılan İslamcı iddiasının muhtevası hakkında fikir verebilir. “Kapitalizm: Türkiye''de ihracata yönelik bir özel sektör olması, dünyayla entegre olmuş muhafazakâr bir Anadolu burjuvazisi ortaya çıkarıyor. Petrole dayalı Arap ekonomilerine göre Türkiye''nin bu kapitalist yapısı çok daha sağlıklı ve ılımlı bir dindarlığı mümkün kılıyor.” ABD ile iktidar arasındaki ilişki biçimini tanımlayan ekonomi-politik bu cümlede özetlenebilir: Türkiye dünya sistemine eklemlendikçe “ılımlı İslam”laşıyor; korkuya mahal yok! “Türkiye''de sistemiyle barışık, kültürel ve sosyal boyutu siyasi yönünden daha güçlü bir dindarlık anlayışı mevcut” ve son olarak “Türkiye''de Batılılaşma projesinin somut bir siyasi göstergesi olan AB artık AK Parti gibi İslami kimliği olan bir siyasi oluşum için bile en önemli dış politika hedefi konumunda.” İriticayı cesaretlendirdiği ile dindarlara yönelik baskıyı önlediği tezi arasında bir AB tanımından hangisi size uyar?

Bu yoruma ilaveten bir hatırlatma yapmanın yararlı olacağını umuyorum. Amerika''daki etkin düşünce kuruluşlarından RAND''ın hazırladığı bir rapordan daha önce söz etmiştik. ABD''nin İslam dünyasında kimlerle işbirliği yapması gerektiğine cevap arayan raporda özetle; küreselleşmenin parçası olmak isteyen ve İslam''ı modernize etmek isteyen akımları desteklemeli; gelenekçileri radikal unsurlara karşı desteklemeli, seküler seçkinlere dayanarak siyaset yapılamaz çünkü tabanları yok, ancak onları radikalizme karşı ve İslam''la devletin ayrı olması fikrinin dine karşı olmayacağı fikrini yaygınlaştırmaları hususunda desteklemeli…

Şimdi, ABD İslam dünyasında bazı hareketleri hangi nedenlerle destekliyorlarsa aynı nedenlerle yeni bir postmodern darbe yaşanmasını istemiyor.