T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
D Ü Ş Ü N C E G Ü N D E M İ | 24 ARALIK 2005 CUMARTESİ | ||
|
Kendimizle buluşma: Kendi olma
Kendimizle buluşma; kişinin kendini dinleme, anlama, tanıma fırsatıdır. Hayatını irdeleme, en samimi sorgulama biçimidir. İnsan olarak insanlık adına, Müslüman olarak İslâm adına, davranış ve eğilimlerini, tutkularını gözden geçirme, iç dünyasına doğru derinlemesine açılan kapıları sonuna kadar açma, açabilme eylemidir. Çapraz kulvarlarda bitmeyen koşular, enformasyon bombardımanı altında ironik tavırlar, kronik temayüller... Büyüyen kalabalıklar, irileşen yalnızlıklar, değişen kelimeler, kirlenen sözler... Kendinden uzaklaşma ve sosyal depremler... Menfaat şebekeleri, akımlar, direnişler, yoğun medya trafiği, insanı oraya buraya savuran zihinsel paradokslar ve sürgit daralan, daraldıkça büyüyen bunalım çemberi. Ülkemizde de, dünyada da özetle vaziyet böylesi bir görünüm arzediyor. Bu hengamede biteviye buluşmalar gerçekleşiyor her ân: İş adamları buluşuyor, dostlar buluşuyor, sevgililer buluşuyor... Bu bağlamda kendi kendisiyle buluşanlar da oluyordur, herhalde. En zor buluşma: İnsanın kendi kendisiyle buluşması. Evet, kendi kendimizle buluştuğumuz kısa ânlar vardır ama; her şeyden sıyrılmış, kendimiz olarak, ruh ve beden bütünlüğü, kafa aydınlığı, gönül temizliği içinde samimi bir buluşma çağrısı var mıdır içimizde? "Buluşma ânı"nda, hangi değer yargılarına göre sorgulama yapılacak? Tabiiyet ve milliyetin önemi var mı bu sorgulamada? Mü'min miyim, münafık mıyım? Erdem ve onur, gerekliliği tartışılacak veya tartışılmayacak yüce değerler midir? Hedef ve stratejilerim ne kadar meşrû? Kendimi ve diğerlerini niçin, ne kadar, nasıl seviyorum? Sevgi, kardeşlik ve barış söyleminin algılanma ve uygulama boyutu nedir? Onur, haysiyet insan olmakla mı önemli; din ve ırkla mı alakalı bir şey? Kendi perspektifinde düşünceler geliştirir, soruları çoğaltır, cevaplarını da bulursun. Ezeli, ebedi, evreni ve sonsuzluğu kavramaya çalışırsın. Bu sana göredir. Fakat senden başka milyarlarca insan vardır. Hakikat medeniyeti, sorunları çözecek, problemleri giderecek Kur'an soluğudur, gerçek budur biliyorum; ama yine de "İslâm'a göredir" diyenler olacaktır. Diğer ırklar, milletler de Adem'in çocuklarıdır. Cümle mevcudatın tek yaratıcısı Allah'ın kullarıdır. İnsan varoluşun ve varoluşunun bilincinde olsa da, olmasa da; rahmânî ve şeytânî esinti devam edecektir. Din, dil ve ırk zaman zaman şiirde, mûsikîde, aşkta birleşmeye devam edecektir. Gün ışıklarını, yağmur damlalarını herkesin üzerine gönderecektir. Yanlışlığın, bunalımın sebebi insansa, acısını çeken de insandır. Huzur ve mutluluğu isteyen insansa, sağlayacak olan da insandır. Ve insanlık ailesinin bir ferdi de benim. Kendimizle buluşma derken, birinci aşamada, insan olarak İnsanlık adına, ikinci aşamada Müslüman olarak İslâm adına toplum ve çevre psikolojisinden uzak kalarak, sadece varolma bilinciyle hakikatle yüzyüze gelebilmeyi, yüzleşebilmeyi kastediyorum. İnançları, idealleri ve rüyaları uğruna canlarını verenlerin nasıl bir hazzı tattıklarını anlatmak belki kolaydır; ama anlamak, ancak o serüveni yaşamakla mümkündür. Her menfî ve müsbet hadisenin cereyanında insanın rolü olduğu gibi, sorumluluğu da vardır. Huzur ve mutluluk için, kendimizle buluşmaya, kalbimizi dinlemeye, iç dünyamıza kulak kabartmaya hazır mıyız? Safha safha gelişecek bu buluşmalar; kişinin kendini ve kalbini dinleme, her şeyden önce kendini anlama, sorgulama, hesaba çekme, yüreğine kulak kabartma girişimleridir.
|
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |