![]() |
![]() |
![]() |
![]()
|
![]() |
![]() |
|
![]() |
![]()
Kendisiyle yapılan bir söyleşide, "Bizim asıl şiirimiz Divan şiiridir. Halk şiiriyle bir yere gelineceğine inanmıyorum. Bizde yazılarak değil, söylenerek gelen bir gelenek vardır. Halk şiirine yakın gelenek içindeki şiirler klişelerle yazılır, yaratılan bir dil, yaratılan yeni bir dil yoktur. Yazılı değil sözlü bir şiirimiz var bizim. Bundan farklı, buna karşı çıkan bir Divan şiiri var" diyordu İlhan Berk... (Bkz. E dergisi, sayı: 32; -İlhan Berk'le yapılmış bu söyleşiye, ileride yeniden dönmeyi düşünüyorum.-) Geçen hafta bu köşede tamamına yakınını alıntıladığımız ve esasen 'folklor-şiir' ilişkisi bağlamında öteden beri dile getirilen kimi anakronik görüş ve yaklaşımlar dolayısıyla ele alınmayı kaçınılmaz bir zorunluluk olarak dayatan "Folklor şiire düşman" adlı denemesinde de, Cemal Süreya, İlhan Berk'in 'Halk şiiri, -hele günümüzde- yeni/yenileyici bir şiir hamlesine kaynaklık edemez!' şeklinde yorumlanacak iddiasının nedenlerini, yıllar önce bir bir sıralıyordu.. Mehmet Ragıp Karcı'nın -burada da değindiğim- Bursa ziyareti esnasında şiir üzerine yaptığı bir konuşmada, kendisine yöneltilen ve 'folklor-şiir' bağlantısını içeren bir sorunun yanısıra, bana göre, Cemal Süreya'nın şiirde yaptığını ve poetik yönelimini yanlış anlayıp değerlendiren bir görüşün bu sütunda yazan bir hikâyecimiz tarafından dile getirilmesi de, şahsen benim, bu eski meseleye yeniden dönmeme vesile teşkil etti. Konuyu, kendisiyle uzun uzun konuştum. Halk şiirine, türkülere ve daha özel ölçekte 'saz-söz' geleneğine olan ilgisini saklı tutmak kaydıyla, diyebilirim ki; hayır, sanılabileceğinin aksine, Mehmet Ragıp Karcı da, gerek Halk şiirinin, gerek folklorun, gerekse türkülerin günümüz şiirine yeni bir damar, yenileyici bir yatak ve açılım getirebileceği kanaatinde değil.. Ragıp Karcı, özellikle genç şair adaylarına, Halk şiirinin ve türkülerimize kaynaklık etmiş söyleyiş biçimlerinin 'sıkı okunması' tavsiyesini, sadece "iyi, temiz, duru Türkçe" hassasiyetinin yerleşmesini temin için yaptığını söylüyor. Ki, haklıdır; buna ben de katılıyorum. Yoksa, Cemal Süreya'nın, "Şiirde de azalan verimler kanunu var" dediği, folklora ve folklordan sökün edebilecek bir tür 'şiirsel dil'e bunun en tipik örneği olarak işaret ettiği gibi; Ragıp Karcı da, son yıllarda 'anonim' niteliğine artık iyiden iyiye dozu kaçan bayağı bir 'arabesk' sosu katılarak harcı alem söyleyişlerin odağı ve 'kırık' bir Türkçe ile 'otantik' mührünün silinmesi handikapına yol açacak uygulamaların âdeta donuk bir nesnesi hâline sokulmuş, dolayısıyla yer yer yoğun bir varlık/varoluş ve kimlik kaybına uğratılarak yozlaştırılmış, dahası "popüler kültür"ün hızla tüketilen salt bir eğlence unsuru kılınmış bu alandan (yani, folklordan) yeni bir şiir hamlesinin doğamayacağının farkında.. Anladığım kadarıyla, bu hususta O'nun esas derdi, gençlerin, klişe söyleyişle "bu toprağın sesi"ne de kulak kabartmaları; bu sesi de tanıyıp, bilmeleri.. Zaten, yazdığı şiirin hayata bakışı ile estetik nüvesi, Mehmet Ragıp Karcı'nın poetik vizyonunun çok açık bir biçimde "modern şiir"in hassasiyet kanallarıyla uyarıldığını yeterince ihsas eder mahiyette.. Kaldı ki, her şeyden önce ve öte, özellikle kuramsal tamelde, ister Halk şiirimiz, isterse türkülerimiz olsun, bünyesinde, genellikle 'tek sesli' ve 'tek anlamlı' bir fonetik çizgi ve dünyanın izlerini taşıdığından; bana göre, bu yapılaşma, günümüzde, ne Türk şiirinin modern sıçramalarla dal-budak saldığı çeşitli kulvarlardaki -örneğin avangard- beğeni düzeylerine, ne de şiirimizin derinlikli filizlenmelerinin denendiği çok katmanlı bünyesine, herhangi bir estetik katkı/kaygu ile poetik bir açılım/imkân sağlayabilecek vizyonu haizdir. Dolayısıyla, söz konusu olgudan, pratikte özgün ve verimli bir alış-veriş doğmasına yol açmasını beklemek, sanıyorum, nafile bir çaba ve gereksiz bir zaman kaybı olacaktır. Esasen, kısaca, Türk toplumunun geçirdiği değişim/dönüşüm çabaları ile şiirin 1950'lerden itibaren kabuk değiştiren veçhesinin 'şiir hissi'ne dair kazanımlarını göz önüne getirdiğimizde, kim ne derse desin, 'arkaik' bir yapı gibi duran Halk şiirinin ve günümüzde, bir bakıma onun tipik bir taşıyıcısı gibi donanan/donatılan 'köylülük ideolojisi' ve 'taşralılık psikolojisi'nin, yeni yüz/bin yılın "Modern Türk şiiri"ne sahih bir ufuk sağlayacağı iddiası, her hâlde, ham hayâlden öteye geçmez. Peki, benim "nafile bir çaba" ve "ham hayâl" dediğim türden birtakım girişimlere sahne olmadı mı, olmuyor mu, olmayacak mı Türk şiiri? Elbette, oldu ve oluyor ve muhtemelen olacak! Ya, netice?!
|
![]() |
|
![]() |
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |