ürkiye'nin en köklü üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi peş peşe gelen istifalarla sarsılıyor. Alemdaroğlu'nun yönetim ve öğretim üyeleriyle ilişki tarzını eleştiren çok sayıda öğretim üyesi istifa etmeye başladı.
Kemal Alemdaroğlu'nun yüzde 30'luk bir oy ile seçilmesi ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından rektör olarak atanmasıyla birlikte İstanbul Üniversitesi de tartışılmaya başlandı. Dekanları otoriter bir hiyerarşik sistem içinde rektörün memuru konumuna indirgeyen YÖK yasası, akademisyenlerin hizaya getirilmesinde de büyük rol oynuyor. Bunun en çarpıcı örneklerinin İstanbul Üniversitesi'nde görüldüğünü söyleyen öğretim üyeleri, "Bu uygulama sürdüğü müddetçe üniversite boşalmaya devam edecek" dediler.
Huzursuzluk alt kadrolara indi
Öğretim üyeleri yüzde 30'luk bir oyla seçilen Rektör Alemdaroğlu'nun yüzde 70'lik akademik camianın taleplerini görmezlikten geldiğini belirttiler. Yanlış ve katı uygulamalar nedeniyle üniversitenin bir cadı kazanına dönüştürüldüğünü belirten öğretim üyeleri, "En üst kadrolardan asistanlara kadar huzursuzluk var. Prof. kadrosu bekleyen doçentler tepki gösteremiyorlar. Çünkü kadro veren Rektör. Sadece kadro sorunu olmayanlar konuşabiliyorlar" dediler. Buna en iyi örnek ise, rektörün öğretim üyelerinin maaşlarından öğrencilere burs için para kesmesi. Öğretim üyeleri, "Bu bir vakıf faaliyetidir. Öğretim üyelerinin iradesini dışlayarak yapılan işlemler sıkıntı oluşturuyor. Zorlayıcılıkla sorunları çözme yöntemi doğru değildir." şeklinde konuştu.
Yetkiler keyfi kullanılıyor
Rektörün tek adam anlayışıyla davrandığını ifade eden öğretim üyeleri, "İktisat Fakültesi'nin merkez binadaki odaları boşaltıldı. Dekan dahil kimsenin fikrini almadı. Bazı bölümler kapatıldı ya da birleştirildi hiç kimse ile istişare etmedi. Bir bilim kurumunda böyle bir zihniyetle bilimsel üretimin gerçekleşmesi mümkün olabilir mi?" dediler. YÖK'ün rektörlere verdiği yetkilerin öğretim üyelerini cezalandırmak ve gözdağı vermek için kullanıldığının altını çizen öğretim üyeleri İktisat Fakültesi'nde iki öğretim üyesinin gerçekte ihtiyaç olmadığı halde sürgün edilmelerini örnek gösterdiler. Geçen yıl Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nde yapılan değişikliklerle öğretim üyelerinin baskı altına alınması kolaylaştırıldı. Tepkiyle karşılan değişikliğin iptali için çok sayıda dava açıldı. Geçtiğimiz günlerde göstermelik bahanelerle, yine aynı değişikliğe dayanılarak, İ.Ü Edebiyat Fakültesi'den Prof. Ahmet Ağırakça'nın öğretim üyeliği görevine son verildi.
Rektör adayları görevde değiller
Alemdaroğlu'nun rektör olarak atanmasından sonra ilk istifa Çapa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Parlak'tan geldi. Parlak'ın istifası solcu yazarlar tarafından da tepkiyle karşılandı. Rektörlük seçimlerinde aday olan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biofizik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şefik Dursun da bilahare Alemdaroğlu tarafından başörtülü öğrencileri sınava aldığı gerekçesiyle bu görevinden uzaklaştırıldı. Bir diğer rektör adayı Prof. Dr. Burhan Şenatalar da geçtiğimiz günlerde İ.Ü. Senato üyeliğinden istifa etti. Prof. Dr. Ali Ülkü Azrak da SBF Dekanlığı görevinden daha önce istifa etmişti. İ.Ü İktisat Fakültesi Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Prof Dr. Eser Karakaş ise devlet üniversitelerinde uygulanan sistem ile eğitim kalitesinin düştüğünü ve üniversiteden öğretim üyelerinin kaçışını hızlandırdığını ifade etti.