Logo... Dishaber...

Keşmir'de kim ne istiyor?





 

Hindistan yönetiminin dünyanın en yüksek ve dağlık bölgesinde sürdürülen gerilla savaşını bu kadar askerle kontrol edebilmesi mümkün değildir
 


 



AKİF EMRE

K eşmir sorunu nedeniyle birkaç kere savaşan Pakistan ve Hindistan bölgede egemenlik savaşı verirken Keşmir halkı ne diyor? Gerçekten Keşmirli Müslümanlar da Pakistan'a katılmak mı istiyorlar? Halkın ne demek istediğini anlamamız normal şartlarda mümkün değil. Ancak kesin olan şu ki, en azından Hindistan'ın baskıcı yönetiminden hoşnut olmadıkları ortada. Öyle olmasaydı Hindistan çoktan referanduma gider kendisi açısından tartışmayı kapatırdı. Ancak elimizde done olarak kullanabileceğimiz verilerin en belirgin olanı, savaşan gerilla gruplarını ve siyasi örgütlerin ne için savaştıklarına ve amaçlarına göz atmak durumundayız.

Her ne kadar Pakistan Keşmir'in 1947 taksiminden sonra kendi yönetimine verilmesi gerektiğini savunsa da aradan geçen zaman içinde Keşmir'in kurtuluşu için mücadele veren grupların tümünün aynı görüşü paylaştığı söylenemez. Kimi gruplar Keşmir'in bağımsızlığı için yani Pakistan'a da bağlanmaya karşı çıkarak ayrı bir devlet olmak için savaştıklarını belirtseler de kimi gerilla gruplarının Pakistan'la birleşmek için savaştıkları biliniyor. Ancak, savaşan silahlı Müslüman gruplar hangi amaç için savaşırsa savaşsınlar Pakistan diplomatik ve lojistik desteği olmadan seslerini duyurmaları mümkün değildir. Bu bakımdan ister bağımsızlık yanlısı olsun, ister Pakistan'la birleşmeden yana olsun tüm silahlı grupların Pakistan'ın desteğine ihtiyaçları vardır. Bu nedenle de Hindistan Keşmir'deki her ayaklanmadan, en küçük huzursuzluktan bile doğrudan doğruya Pakistan'ı suçlu tutmaktadır.

Keşmir'de 125 bin Hint askeri var

Yaklaşık yirmi yıl içinde bölgede 24 bin kadar insan hayatını kaybetti. Bu rakamın daha da yüksek olma ihtimali var. Resmî kaynaklardan doğrulanan rakam bu olmasına rağmen sivillerin kaybı konusunda Hind hükümetinin ne denli sansürcü olduğunu tahmin etmek güç değil. Keşmir'de savaşan Müslüman gerillaların sayısını ve güçlerini tam olarak belirtmek çok güç. Ancak resmî rakamlara göre Keşmir Vadisi 125 bin Hind askerinin kuşatması altında bulunuyor. Bu rakamın çok daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

Hindistan yönetiminin dünyanın en yüksek ve dağlık bölgesinde sürdürülen gerilla savaşını bu kadar askerle kontrol edebilmesi mümkün değildir. Keşmirli silahlı gruplar zaman zaman isim ve hacim olarak değişiklik göstermektedirler. Bazı dönemler etkin ve en büyük savaşçı grupların bazıların bugün hatırlanmıyor bile. Bunlar ya fonksiyonlarını yitirmiş oluşumlardı ya da başka gruplarla birleşerek başka isimler altında mücadeleyi yürütmektedirler. Örneğin bir zamanlar Keşmir'in Kurtuluş Cephesi en etkin gerilla olmuşken bugün etkinliğini yitirmiş görünüyor. Bugün için en önemli üç büyük organizasyondan bahsedilebilir. Bunlar: Leşker-i Tayibe, Hizbul Mucahidin, Harakat-ul Mucahidin. Bunlardan Hizbul Mücahidin Keşmirliler'den oluşan en eski gruplardan biri olarak tanınıyor. Son zamanlarda etkinliğini artıran bir başka grup Tahrik-i Cihad, son Hind operasyonunun hedefi durumunda bulunuyor. Ayrıca, Keşmir içinde de Hindistan'ın faaliyetlerine izin verdiği kimi legal kuruluşlar da bulunmaktadır. Bunlardan Hürriyet isimli oluşum 23 kadar değişik grubu şemsiyesi altında toplamakla birlikte, oluşuma katılan gruplar arasında görüş birliğinin olduğu söylenemez. Temel ayrım, Keşmir'in Pakistan'a bağlanması mı, yoksa bağımsızlığının kazanılması mı olduğu noktasında toplanmaktadır. Hindistan Hava Kuvvetleri'ne bağlı savaş uçaklarının da katıldığı ve yaklaşık on gündür süren savaş son yılların en şiddetli çatışması olarak yorumlanıyor. Ayrıca Pakistan ve Hindistan güçlerinin de karşılıklı olarak birbirlerine ağır silahlarla ateş ettikleri gelen haberler arasında. Hatta iki Hind savaş uçağının Pakistan tarafından düşürülmüş olması gerçek bir savaşın olduğunu göstermektedir. Keşmirli mücahid güçleri Hindistan işgali altındaki Batalık, Dras ve Kargil isimli üç yerleşim merkezinin kontrolünü ele geçirmiş durumdalar. Hind güçleri, durumun eski konuma gelmesi için zamana ihtiyaçlarını olduğunu itiraf etmektedirler.

Hindistan Başbakanı Atal Bihari mücahidlere ateşkes çağrısında bulunarak, anlaşma karşılığında Pakistan'a gitmeleri için yol açabilecekleri önerisinde bulundu. Reddedilen bu öneri savaşın daha da uzayacağı, hatta boyut değiştirebileceğini gösteriyor. Şimdilik mücahid gruplarla Hind askerleri arasında süren çatışmaların büyümesi Pakistan ve Hindistan'ın bir kez daha doğrudan savaşa girmeleri anlamına gelmektedir. Hindistan, geçen yıl nükleer tehditle sindirmek istediği Pakistan'ı bu sefer, konvansiyonel yöntemlerle bastırmak isteyebilir. Ancak her iki tarafın elinde nükleer silah bulunduruyor olması durumu tehlikeli boyutlara taşımaktadır.



Geri


 
|| ANASAYFA || GÜNDEM || POLİTİKA ||
|| DÜŞÜNCE || YAZARLAR || SERBEST KÜRSÜ ||
|| AÇIK OTURUM || LİNKLER ||
|| YENİ ŞAFAK'a Mesaj ||

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© 1998 ALL RIGHTS RESERVED